ÇANDARLI- KALKIM - YENİCE - GELİBOLU BİSİKLET TURU 31 AĞUSTOS- 04 EYLÜL 2014








Eylül ayının ilk haftası için Göller Bölgesi Turu planlarım vardı, bu planımı bilen az sayıda arkadaşımdan bazıları giderken bize de haber ver, müsait olursak geliriz uyarısı üzerine, sırası ile haber vermeye başladım.Daha ikinci kişi olan Urim BABACAN' a ulaştığımda Keşan'a kayıt yaptırdığını çok istemesine rağmen gelemiyeceğini, benim onunla gelmemi söyledi.
Takıldım kaldım Urim Baba da.....
   Benim memleket Gelibolu, Ekim ayın da gitmek için  plan yapıyordum, Urim Babanın teklifi de cazip geldi aslında. İki gün düşündükten sonra Urim BABACAN ile beraber Gelibolu istikametine gitmek fikri ağır bastı ama güzergahta anlaşırsak. Urim babaya biri klasik, üç güzergah yolladım,benim de arzuladığım rotaya,ben de oraları görmek isterim sen nasıl istersen öyle olsun diyerek tamam deyince tur hazırlıklarına başladık.
    Turumuz ben Çandarlı' da olduğum için oradan başlayacak, Urim baba İzmir'den İZBAN- Pedallama karışımı yanıma gelecek, buradan devam edeceğiz.
     Göller Bölgesi Turu başka bahara,ben Gelibolu'ya.........
    


1 nci gün 31 Ağustos 2014 Çandarlı-Bademli-Dikili-Bahçeli:





Çandarlı Doğu Sahili.
Urim BABACAN sabah İzmir'den İZBAN' a binip Aliağa'ya geldi,oradan da pedallayarak Çandarlı' ya ulaştı.
Bende onu burada karşılıyorum
.
Biraz dinlenme ve deniz molasından sonra hareket zamanı.

  
İki saat kadar Urim Baba' yı dinlendirdim.Nasılsa yolda onu yoracağım!!!!!
Sahil yolunu takiben Çandarlı' dan ayrılıyoruz,bir kaç km sonra rampalarımız başlıyor.Rampalar fazla değil  % 10.......
Urim baba,yazlıklar ve Çandarlı......
Üç kilometre kadar tırmandıktan sonra ilk rampa bitiyor,
Kız Kulesi adası (Corci) adası hizasındayım, biraz nefesleniyorum.

Az bekledikten sonra Urim baba 'da geliyor,adaları yutarken onu fotoğrafladım.

Küçük indi çıktılarla geçen 12 km sonunda Denizköy üzerine ulaşıyoruz.
Denizköy şahane bir kumsala sahip, fazla kalabalıkta olmuyor,olmasın zaten.
Çok şirin bir köy.



Adalar üzerinde gitmeyi de ihmal etmiyoruz.!!!!!!!!
Hayıtlı Koyu.
Hayıtlı,Urim BABACAN ve Şafak OMAÇ bir arada.
Çandarlı-Dikili arasında ılıcaların bulunduğu bölge,aşağıda bir plajda mevcut.
Hayıtlı' da durmuşken Bademli sahiline yakın adalar görüntüsü ile bir poz veriyoruz.
İşte şimdi gerçek mola zamanı......
Bademli'de molamızı veriyoruz,kolay değil mola vermeden 23 km gelmişik,
koruk suyunu hak ettik değil mi?
 Buz gibi koruk suyu bizi kendimize getiriyor.


Zamanda Yolculuk.
Urim Baba'nın zamanda yolculuğu!!!!!
Bademli'den ayrılıp Dikili'ye geliyoruz,durmuyor ve sahil yolunu yani yazlıkların bulunduğu yolu takip ediyoruz,yolun bir kısmında bisiklet yolu mevcut,eski bir yol olmasına rağmen yazlıklar ile Dikili arasında bisikletle ulaşımı çok güzel sağlıyor.(Yapan ve düşünen sağ olsun)
Sahil yolunu takiben  Salihleraltı' na ulaşıyor ve Çanakkale asfaltına çıkıyoruz.

Bahçeli'deyiz.
Çanakkale asfaltında bir süre yol alıyoruz,akşam olmak üzere,İzmir ilinin burada ki son köyü Bahçeliköy' üne ulaşıyoruz.
Köy kahvesinde çaylarımızı yudumlayıp az dinleniyoruz.
Bir süre sonra yola çıkıp kamp atacağımız yer bakmaya giderken,sağımız da ki okulu yani Bahçeliköyü' nün şu anda öğrenim görülmeyen okulunu fark ediyoruz.
Okul bahçesi bizi konuk edecek kadar geniş ve temiz,su da var.Hemen kamp atıyoruz,geceyi okul bahçesinde Bahçeliköyü' nde geçiriyoruz.


1 nci Gün Çandarlı-Bademli-Dikili-Bahçeliköy:51KM


Powered by Wikiloc




.


2 nci gün 01 Eylül 2014 Bahçeli-Burhaniye-Edremşt-Kazdağları-Hanlar Mevkii:
  
Akşam ayrıldığımız Bahçeliköy kahvehanesine sabah yine gidiyoruz.
Bu sefer okkalı bir kahvaltı için!!!!!
Herkes heybesindekini ortaya döküyor ve başlıyoruz kahvaltıya.Yumurtaları da kahvehanede kaynattırıyoruz.
Mükemmel bir kahvaltı ve sabah.Yol arkadaşında iyi olunca gün iyi başlıyor.
Ufak çay 35, büyük çay 50 kuruş iç içebildiğin kadar.......
Bahçeliköyü Dikili'ye bağlı,Altınova'ya çok yakın.

Bahçeliköy İlkokulu...
Akşam kamp attığımız yer,Çanakkale yolu üzerinde kolay bir yerde.
Geceyi bir vakte kadar rahat geçirdik ama,gecenin ilerleyen vakitlerin de yan bahçede  tavuk kümesine ya gelincik ya da tilki girdi ki feryat figan.......tavuğun biri bir süre hiç susmadı, akabinde köpeklerde başlayınca gitti bizim uyku....
Bazen oluyor böyle şeyler,bu olay olmasaydı iyi uyurduk,olsun bu gece belki rahat bir uyku çekeriz.

Kahvaltıdan sonra yollardayız.
Ayvalık' a gelmek üzereyiz,Sarımsaklı girişinde tuz gölleri.....

Adettendir.... Karayolları tabelası  altında poz verilir.
Mola vereceğimiz yer tabelada yazılı galiba.....

Urim baba'da geliyor ve ekip tamamlanıyor,
Gömeç'te mola vermeyi kararlaştırıyoruz,belli aralıklarla mola vereceksin ki vücut kendini yenilesin.
Bu arada bir misafirimiz var bize doğru yaklaşıyor,bakalım kimmiş??

Juliana.....
Avusturalya' lımış dünya turuna çıkmış,bir süredir ülkemizde yol almaktaymış,
İzmir-Çanakkale yolunu kullanarak gidecekmiş ve Avrupa'ya geçecekmiş.
Ayvalık'tan güne başlamış, Küçükkuyu rampalarının kötü olduğunu izah edip alternatif rota sunduk,kendi bilir. Gömeç'e kadar beraber yolculuk yaptık biz mola verdik,çay teklif ettim,gitmesi gerekiyormuş,4 gün içinde Türkiye' yi terk etmeliymiş,şayet çay teklifimi kabul etseydi zincirini yağlayacaktım, zinciri çok kötü ötüyordu.
İyi yolculuklar Juliana.....

Burhaniye'ye uğruyoruz,
Burhaniye'nin bu gün pazarıymış,ortalık mahşer   yeri,
ama bizi kimse yapacağımızdan döndüremez,
ilçenin orta yerindeki parkta herkesin içinde nescafemizi yapıp bir güzel  içiyoruz.
Sonrada yola çıkıyoruz,Burhaniye-Edremit yolu trafiğe kapalı bize açık, boş yolda pedallıyoruz.


Edremit.
Arkadaş ne işin var Edremit'te sen Gelibolu'ya gitmiyon mu? kestirme yol varken niye girdin Edremit'e diyenleri duyar gibi oluyorum,onlar beni muhakkak tanımıyorlardır!!!!!!
Klasik yol yok....
Alternatif yol var........


Edremit içerisinde parktayız,öğlen yemek işini hallediyoruz,
lokanta huyumuz yok,kendi işimizi kendimiz hallederiz.


Oyuncağımız da arada sıra da önümüzden geçiyor,çocukluğumuz aklıma geliyor binsek mi acaba!!!
Urim baba bir ara biniyor ama koltuklara sığmıyor,bazı yeri dışarda kalıyor.

Edremit-Kalkım Yolu.
Edremit'te molanın akabinde erzak takviyesi yapıyoruz, Kalkım' a kadar alışveriş yok ve bu işin akşamı var,sabahı var......
Bu geceyi de çok güzel bir yer de geçireceğiz, ben bunu biliyorum ama yol arkadaşım bilmiyor.
Edremit'ten Kalkım istikametine girip tırmanmaya başlayınca, trafikte kayboluyor.Tatlı tatlı gidiyoruz.

İlk köy çıkıyor karşımıza Çamcı köyü çok güzel gözüküyor değil mi?

İnişmi dediniz.... hani nerede aldatmaca hepsi,bol çıkışlar bizi bekliyor....
Arka planda Kazdağları bütün haşmetiyle bize bakıyor.

Ya arkadaş bu yolcu da kim kasıla kasıla geliyor..
Orman yollarında bir yolcu,uzaktan tanınmaz, hele yakına gelde tanıyalım seni...
.


Kazdağları.

Uzaktan gelen o yolcu Urim babaymış.
Keyfine diyecek yok, bu güzel yollar herkese nasip olmaz, bazen geri de kalıyor niye kaldığını tahmin ediyorum,
ilginç yerlerin fotoğrafını çekiyor.
Kendisinde hala yorgunluk belirtisi yok.

Böyle dağ görüntüleri beni kendimden geçiriyor,dalasım geliyor ara yollara.......
Onun da zamanı var,olacak inşallah.

Küheylanım benim,yol arkadaşım...

Sözün bittiği an.....
Ben yazmayayım,ortam her şeyi anlatıyor.
Manzara,doğa,orman,yol,pus,görüntü ve azim, hepsi bir arada...

Önden gidince bazen fazla açıyorum arayı,o anlarda su kenarında kısa molalar veriyorum.
Bu da o anlardan biri.

Önce yol üzerindeydi,beni görünce ormana kaçtı.
Kaçma be katır arkadaş!!!!!!
Bizden sana zarar gelmez.

Arka plandaki dağlardan 40 gün kadar önce geçip bu bölgeye gelmiştim.
Havran-Korucu arasında ki dağlar.

Çıkıyorum çıkıyorum,arkama bir bakıyorum,muhteşem bir manzara ve bu manzara içinde bir demir atlı.
Urim BABACAN Kazdağlarında..........

Biz asfalttan Edremit'ten geldik,yandaki ham yol Havran'dan gelen yol,40 gün önce Kazdağlarının Yamaçlarındaki Turumuzda oradan geldik, ve bu yolla birleşip Yukarı Hanlarda Kamp attık.
Şimdi sıra Aşağı Hanlarda.....Allah bize akıl fikir versin her halde bir daha ki sefere gökyüzünden geliriz.
2 km sonra kamp alanında olacağız,Urim babanın da hoşuna giderse kamp atarız.
Akşam olmak üzere,yorulduk ta zaten!!!!

                                                  

Hanlar Mevkii
15 kilometre tırmanmışık, yorulmuşuk, hava da kararmış, kamp zamanı.
Aşağı Hanlardayız.
Urim babanın böyle bir yeri ret etme lüksü var mı?
Benden önce girdi kamp yerine!!!!!!

Kamp yerimizde çeşmemizde var, buz gibi suyunda sıra ile duş aldık. Akşamda kahvelerimizi yudumladık.

 

2 nci Gün  Bahçeli-Burhaniye-Edremşt-Kazdağları-Hanlar Mevkii:84 Km


Powered by Wikiloc










3 ncü Gün 02 Eylül 2014 Hanlar Mevkii-Kalkım-Gündoğdu-Yenice-Torhasan Göleti:

Hanlar Mevkii,Kazdağları Kampı.
Edremit-Kalkım yolu üzerinde Kazdağları' nın yamaçlarında Aşağı ve Yukarı Hanlar diye bilinen iki yayla mevcut,ikisi de bir birinden güzel, enfes yerler.
Kazdağlarının Yamaçlarunda ki turumda Yukarı Hanlarda kalmıştık,40 gün geçmeden Aşağı Hanlarda kamp atmak nasip oldu.
Ne hikmetse her istediğim oluyor....

Aşağı hanlarda sabah halleri!!!!
Arka planda Hasan'ın mekanı ve çadır alanı.Hasan 5 yıldır her yaz buraya kamp atıyormuş,
Yazı burada geçiriyormuş.Akşam ve sabah bol bol muhabbet ettik,duyan evliya zanneder!!!!!!!
Bir de arkadaki araba,sahibi sabah Hasan'a köyden çorba getirdi,kendisi zil zurnaydı,çadırına bir attı kendi pir attı,top atsan duymaz...
Dünya halleri işte!!!!!

Kamp alanımız.....
İyisi dostlar başına......Mis gibi yer,sessiz,dere kenarı,çeşme hemen yanı başında....
Daha ne isteyeyim ki!!!!!
Çeşmede gece buz gibi suyla iyi bir de duş aldık ki,sormayın.
Günün yorgunluğundan eser kalmadı.


Bize niye baktınız ki!!!!!!
Arkada ki yazıya bakın!!!!!!!!

     
Aslanım yiğidim,ben seni çok severim.
Akşam akşam ödümü patlatmıştı,sabah görünce korkulacak bir şey olmadığını anladım.
Edremit'ten gelirken hemen kamp alanının tepe noktasında yayla evleri var, orada çeşme başında mola verdim serinliyorum, aynı zamanda Urim babayı bekliyorum.Çeşmede güzelce serinlerken arkamı dönüyorum bu arkadaş ile yüz yüze geliyorum.....Ani şoklamadan geçiyorum.Burun burunayız,olduğum yere çaktı beni arkadaş.Açıkçası bayağı tırstım bu arkadaştan.Köylülerin yardımı ile uzaklaştı yanımdan.
Ama sabah sahibi ile yanımıza gelince uysal olduğunu anlıyoruz.
Meğerse dost ve müttefikmiş!!!!!

Yine Yollardayız.....
Aşağı Hanlar mevkiinden ayrılıyoruz, Edremit-Kalkım yolunda yolculuğumuz devam ediyor,bu muhteşem güzellik içinde.....

Yol,manzara,görüntü muhteşem,neşeler yerinde..

Kim kimden saklanıyor!!!!
Kazdağlarında güneş ağaçların arkasında.
Yukarı Hanlardayız.

Kılavuz ben olunca ve daha önce buralardan geçtiğimden, yer göstermek bana düşüyor.
Şelale molasındayız.....
Zaten buraya uğramadan geçen ayıp etmiş olur.

Bir poz vermek yakışır,bakalım Urim baba ne yapacak!!!!!

Kim tutar seni..........
Bu adamdan korkulur!!!!!!!!....
Ben sabah sabah soğuk suya girmeye üşendim o ise soyundu bile.

Veeeeee yılın pozu.....
Urim baba transta..
Başka söze gerek yok.

Şelale yoldan 50 metre içeride,inşallah burayı da kirletmezler.

Şelaleden ayrılıp,orman denizinde yol almaya devam ediyoruz.

Böğürtlen hasatı........

Agonyadayız....
Yani Kalkım'dayız. Agon heykeli bizi bu yıl içerisinde ikinci defa Kalkım girişinde  karşılıyor.



Agon: Ata binen sporcu.
Agonya:Truvanın ünlü atlarının ve sporcularının bulunduğu yer.
Kalkım işte böyle bir yer.

Agon heykeline müziplik yapmayı da ihmal etmiyorum.


Bereketli Kalkım ovası.
Domatesimizi ve biberimizi sağ olsun köylülerden tedarik ettik.
Para almadılar bizden,tarladan verilenden para alınmaz dediler.

Kalkım' a girip küçük bir mola verip tekrar yola düşüyoruz.
İstikametimiz Hamdibey,
Gündoğdu üzeri Yenice olacak.
Hamdibey-Kayatepe yolundan bir görüntü.

Kayatepe köyü girişinde ilginç kesilmiş bir ağaç dikkatimiz çekiyor.

Gündoğdu' da durmuyoruz,daha ileri gidip öğlen molası vermeyi düşünüyorum,
kafamda bir yer var inşallah iyidir orası.

Yenice'ye de az kaldı.

Bulgur bu sefer oldu galiba!!!
Yenice yolunda Sametli köyünün ormanlık alanında,su kenarında öğlen molası.

Boşuna su kenarı,çeşme başı demedik.
Karnımız doydu,dinlendik,bir güzel de serinliyoruz,şimdi yola çıkma zamanı,önümüzde az bir rampa var.

Yukarılardan ova köylerine bir bakış.
Yenice ovasında Çakır köyü,yukarıdan çok güzel gözüküyor.


Yenice'ye aşağı doğru sarkıldığımız da bizi yine Gazi Çeşmesi karşılıyor.Yine diyorum,40 gün önce buradan geçmiştim.
Atam burada su içmiş,ben de içmeliyim.
Anlamlı bir çeşme...

Ben de suyundan kana kana içiyorum.Azalmış biraz ama yine de idare eder.

Gazi Çeşmesi.
Yaptırandan Allah razı olsun.

Kahve zamanı.
Urim baba demek,kahve demek,bu güzel,anlam yüklü çeşme de güzel bir kahve molası verelim.Kahveyi sabırsızlıkla bekliyorum,Urim Babada sabırla kahveyi yapıyor.
Missss gibi de koktu.
Urim babanın kahvesi güzel olur,yol da denk gelirseniz muhakkak çevirin önünü size kahve yaparken güzel anılarda anlatır.

Kahve molasından sonra Yenice'ye hareket ettik.
Düzlük ve güzel bir yoldayız.

Bize hello diyorlar!!!!!!
Önüne gelen bunu söylüyor ya....
Belki bunlarda söylüyordur!!!!!

Tarlalardan bereket fışkırıyor,Yenice Türkiye'nin biber ambarı,
biber tarlaları peş peşe sıralanıyor.

Bu yoldan bir yıl içinde üçüncü geçişim ama her defasında beni büyülüyor,muhteşem bir güzellik.
Yenice-Balıkesir yolu.

Geriden geleni beklerken biraz oyalanıyorum.
Bagajı sürtmeye başladı çünkü,başına bir şey gelmesin!!!!

Urim baba ağırdan alıyor,o da manzaranın büyüsüne kaptırmış kendini,
bol bol fotoğraf çekmiş.Zaten acelemiz de yok, sindire sindire gezelim.

Hep işler rayında gidecek değil ya.......
Yenice içinde fazla oyalanmadık,kumanya takviyesi yaptık,havayı biraz kokladık,sanayinin yolunu tuttuk.
Ön bagajın sürten yerini yaptırdık,yola çıktık. Daha Yenice dışına çıkmadan arkamdan bir ıslık ve Şafak seslenmesi,durup arkaya bakıyorum,Urim baba ayakta Kuz yerde nalları havaya dikmiş vaziyette yatıyor.
Ön bagaj yerinden çıkmış,bağlayıp tekrar kaynakçının yolunu tutuyoruz.Sağlam bir şekilde yaptırıyoruz,artık bize sorun çıkarmaz.


Sonra kamp yapmayı planladığımız Torhasan Göletinin yolunu tutuyoruz.
Torhasan Göleti kenarında çeşme başında kampımızı kuruyoruz.
Bu gün çok güzel bir rotada yol almanın kritiğini yaparak yorgunluğumuzu atıyoruz.


3 ncü Gün 02 Eylül 2014 Hanlar Mevkii-Kalkım-Gündoğdu-Yenice-Torhasan Göleti:61 Km



Powered by Wikiloc





.
4 ncü gün 03 Eylül 2014 Torhasan Göleti-Çan-Umurbey-Lapseki-Gelibolu:
Son Mohikan uyanmış.
Bizim dilde bir de günaydın diyor.
Son Mohikan ve çok sevdiği atı Kuz......

Torhasan Baraj Göletinden merhaba.
Yenice'den Çanakkale istikametine giderken,5 nci kilometrede sol tarafta 2 adet baraj göleti var.
Yola yakın olan ve görünen Torhasan Göleti,daha içeride olan Yenice Göleti.
Torhasan Göletinde çeşme olduğu için biz burayı tercih ettik,tercihimizin çok iyi olduğunu sabah daha iyi anladık.
Çevremizde nöbet tutan köpeğimiz bile vardı,her şeye havladı,arada bir sağa sola koşturdu,
domuzlar gelince de gözden kayboldu.

Şimdi kahvaltı zamanı....
Göl manzarasına karşı kahvaltımızı keyifle yapıyoruz.
Yol arkadaşında çok önemli, kafa dengi olunca zevk alıyorsun.
Köpek yine çıktı ortaya,biraz besledik onu ama arsız işte,yarım tabaka peyniri kaşla göz arasında hiç etti....
İsteseydi verirdik!!!!!
Nöbetine karşılıkmış....

Göle son bir defa selam çakıp,yola çıkıyoruz,aheste aheste hareket ediyoruz.
Geçen yıl buradan geçtiğim de suyu şu ankinden çok fazlaydı.
İstikametimiz Çan yönü olacak.

Yenice-Çan yolunda keyifle yol alırken ortamın tadını da çıkarmayı ihmal etmiyoruz.
Çiçekler ve biber tarlaları arasında yolculuğumuz devam ediyor.

Ana yoldan giderken,yanda paralel olarak uzanan eski yolu farkediyoruz,o yola girilmez mi?

Yolun güzelliği karşısında ne yapacağımızı şaşırıyoruz.
Bizim turda lay lay lom oldu!!!!!!!
Hava serin,yol güzel,neşeler yerinde daha ne olsun.

Çan yol ayrımındayız.
Biz Çan'a gireceğiz,elimle göstereyim de Urim baba kaybolmasın!!!!!!
Hava iyice bulutlanmaya başladı,500 metre geride benzinlik var,tam önüne geldiğimiz de sağanak yağmura yakalandık,benzin istasyonuna zor sığındık,kısa sürdü bizde yola çıktık hemen.

Urim baba gitti bile....
Çan'a doğru inişe geçti....

Çan'da durmuyoruz,Kocayayla köyü yoluna giriyoruz.
Çan'dan Kocayayla yoluna girdikten sonra yağmur hafif çiselemeye başladı.
Çan'da çok sayıda seramik fabrikası var,onların yanından geçerek bu yola çıktık ve tepe noktasına ulaşınca bir resmedelim dedik.
Çan ve seramik fabrikaları.

Hava ne kadar güzel görünüyor değil mi?
Bu fotoğraftan 30 saniye sonrası,sırılsıklam olduk.
Her şey Kocayayla rampasına tırmanmaya başladığımızda oldu,yağmur birden bire başladı hem de sağanak bir şekilde,Kocayayla köyüne sırılsıklam geldik.
Yarım saatlik yağmur yetti bize.
Kocayayla köyünde biraz mola verdik,sıcak çaylarımızı yudumladık.
Yine çay paralarını birileri vermiş.

Dondurma köy yakınlarına kadar geliyoruz.
Çok güzel bir çeşme ve karnımız da çok acıkmış vaziyette.Yemeğimizi yerken,
aynı zaman da ıslanan çamaşırlar kurumaya bırakılıyor.

Yemekten sonra da kahve yapmayı ihmal etmiyoruz.

Havuz başından Dondurma köyüne bir bakış.

Bayağı yukarılara çıktığımızdan şimdi iniş zamanı,son hız iniyoruz,rampaları.

Yalan değil Hakikaten Dondurma!!!!!
Dondurma köyünden 5 km sonra mandıradan sola dönerek
yönümüzü Umurbey tarafına çeviriyoruz.

Bir iş kazası!!!!!!!
Balcılar köyünü geçtikten sonra lastik patlağı.
Olacak o kadar,alışığız biz bunlara.

Bu gün havanın bir çok sürprizi ile karşılaşıyoruz,
Hava yine kapandı,yağmur bize ulaşır mı bilemiyorum.Biz yine de tedbirimizi alalım.

Umurbey istikametine son hız gidiyoruz,yağmura fazla yakalanmıyoruz ama bizden önce buralara çok yağdığı belli.
Yollar ıslak,bu gün yağmur ile köşe kapmaca oynuyoruz.

Muhteşem bir manzara.
Umurbey yolu.
Buralarda bende ön bagaj sıkıntısı yaşıyorum ama çabuk hallediyoruz.
Plastik yada diğer adı ile çırt çırt kelepçe her derde deva!!!!!!

Hacıgelen köyü civarında güzel bir kaya manzarası.
Köy girişinde su başında yine suyumuzu kaynatıp,bu sefer nescafemizi yapıyoruz.


Umurbey'e girmek üzereyiz,hava karardığı için bu gün son fotoğrafım.
Umurbey'e varınca bir şeyler atıştırıyoruz. Buradan Lapseki'ye ve oradan gemi ile Gelibolu'ya geçeceğiz.
Geçe kaldığımız için mahalle arkadaşım Selim YILMAZ' ı arıyorum,misafirim var kamp atacak yer bul bize diyorum,sağ olsun kırmıyor beni,Urim baba için  yer ayarlıyor.Benim için sorun yok ben Gelibolu'da eve geçeceğim.
Bir gün daha ve Gelibolu'ya kadar olan tur bitti.

Not:Yazının devamında Gelibolu' yu tanıtacağım.

4 ncü gün 03 Eylül 2014 Torhasan Göleti-Çan-Umurbey-Lapseki-Gelibolu:100 KM


Powered by Wikiloc




ı


5 nci gün 04 eylül 2014 
Selim bizi akşam arabalı vapur iskelesinde karşılıyor.Sahili takip ederek feneraltına geliyoruz,bir yer gözüme kestiriyorum ama sonra Selim'in aklına Ömer'in yeri geliyor.
Mahalle arkadaşlarımdan biri olan Şekerci Ömer'in mekanına Hamzakoy' a Urim babanın çadırını kuruyoruz.Rahat etmiş ki,halinden belli.....
Sabah Urim baba' yı almaya gidiyorum,Gelibolu' yu gezdirip yolcu edeceğim,bir bakıyorum,Hüseyin ŞAHİN'le muhabbet ediyorlar.
Bisikletçi bisikletçiyi bulurmuş demek ki.......
Urim baba Feneraltında sabah pozu veriyor.

Önce feneraltında turluyoruz,
Gelibolu' yu gezdirmeden göndermek olmaz.
Ben bir süre Gelibolu'da kalacağım.

Feneraltındaki Nara Burnunda batan Dumlupunar denizaltısının maketi ve müzesi ile gezimize başlıyoruz.

Urim Babacan' ın Feneraltı yolculuğu devam ediyor.

Çilehaneyi de ziyaret ediyoruz.

Fener meydanının girişinde bulunan Bayraklı baba türbesine geliyoruz,tablette ve Gelibolu' yu tanıtıcı her yazıda Bayraklı baba hakkında çok sayıda yazı bulabilirsiniz.

Bayraklı Baba.

Bayraklı Baba türbesinin bu kadar bayrakla donatılmış olmasının bir sebebi de,
dileği olanlar gerçekleşmesi için Bayraklı baba türbesine gelip dileklerinin yerine gelmesi için dua ederler.Bayrak asıp oradan ayrılırlar.

Hamzakoy plajımıza,Fenerden bir bakış.

Gelibolu Feneri;Çanakkale boğazından Marmara denizine,Marmara denizinden Çanakkale boğazına giren gemilere yoldaşlık yapar.

Dumlupınar denizaltısının batış anını tavsir eden heykel.
Anıt Feneraltında bulunmaktadır.
1953 yılında, 3 Nisan'ı 4 Nisan'a  bağlayan gece su üstünden seyrederken, saat 2:10 sularında Çanakkale Boğazı Nara Burnu açıklarında Naboland  adlı bir İsveç yük gemisiyle çarpıştı. Naboland, baş torpido dairesinin sancak tarafından Dumlupınar'a çarpmıştı. Çarpışmanın şiddetiyle Dumlupınar'ın güvertesinde bulunan 8 kişi denize düştü. 8 kişiden 2 si pervaneye takılarak, biri boğularak yaşamını yitirdi.
Olay yerine ilk olarak Gümrük Motoru geldi. Sağ kalan 5 kişi, Gümrük Motoru tarafından Çanakkale'ye götürülerek hastahaneye yatırıldı. Denizaltı  öylesine hızlı batmıştı ki geminin içindeki 81 kişiden yalnızca 22'si kıç torpido  dairesine sığınabilmişti. Burada mahsur kalan 22 kişi battı şamandırasını su yüzüne fırlattılar. Güneşin doğmasıyla birlikte civarda dolaşan balıkçı tekneleri tarafındanşamandıra  görüldü. Gümrük Motoru derhal şamandıranın yanına geldi. Gümrük Motorunun ikinci çarkçısı Selim Yoludüz,şamandıradaki ahizeyi kaldırarak ve "Alo" diyerek cevap bekledi. Denizaltıdan cevap veren Astsubay Selami Özben; elektriğin kesik olduğunu, geminin sancak tarafına 15 derece yatık olduğunu, kıç torpido dairesinde 22 kişi olduklarını bildirdi. Selim Yoludüz Kurtaran gemisinin geleceğini söyledi. Saat 11:00 sularında Kurtaran olay yerine geldi. 72 saat boyunca çalışmalar durmaksızın sürdü. Fakat boğazdaki şiddetli akıntı nedeniyle çalışmalar sonuçsuz kalıyordu. Artık denizaltıdakiler için umutlar kesilmişti.
Denizaltıda ölen 81 kişi her yılın  4 Nisan günü anılır.


Marmara denizinden Çanakkale boğazına girmeye çalışan bir gemi ve kılavuz kaptan teknesinin gemiye yanaşma anı.

Namazgah.(Azepler cami)
Fener meydanında bulunmaktadır, yapım yılı 1407 dir.

Namazgahın başka bir açıdan görünümü.

Fenerden kayalıklara bir bakış.
Çocukluğum buralarda denize girmekle geçti.Ben yüzmeyi burada öğrendim.
Bütün Gelibolu' lu çocuklar gibi.
Yüzmeyi ikiz kayalarda öğrendim.
İkiz kayalar,kırık tranplem (Hala kırık),ölüm kayası,Doktor Kerim'in orası denize girdiğimiz başlıca yerlerdi.

İç liman

Dış liman.

Dış liman ve balıkçı tekneleri.
Kale burcu ve Piri Reis müzesi.
Gelibolu tanıtımı yapmıyorum,çünkü yazmakla bitmez.Gezip görmek yaşamak lazım.
Az bir araştırma ile zaten tüm bilgilere ulaşılabilinir.


Biz buralarda gezerken bir arkadaşımızla daha karşılaşıyoruz.İlkay Celal GENÇ; o da Antalya'dan otobüs ile gelmiş Keşan'a gidecekmiş,Urim babaya yol arkadaşı çıktı demek ki.!!!!!
Bana ihtiyacı kalmadı artık.......
İç liman,Dış liman ve Çanakkale boğazı.

Urim baba ve İlkay'ı yolcu edecektim ama bir iş kazası daha.....
Urim babanın jant teli kopmuş,yapmak gerek.
Bisiklet tamircisine gidiyoruz daha kapalı olduğundan Urim baba kendisi yapmaya başlıyor jant telini,her şey var yanında nasıl olsa, kara da ölüm yok ona.
Ben de nasıl yapması gerektiği hakkında ufak tiyolar veriyorum!!!!!!!
Zincir resim de görüldüğü gibi,işe yarama alanı;ruble sökme,taşındığı yer,sele borusu.....
İş on dakika da tamam yolcuları gönderme zamanı.
Benim de göreceklerim,hasret gidereceklerim var,sizlere hayırlı yolculuklar dostlar.

Şafak OMAÇ ve Urim BABACAN' ın ilk defa baş başa uzun turda pedalladığı bu tur yine tarih sayfalarında yerini alacak.Bence bu tur çok iyi idi.Ortak noktalarımızı birleştirdik,zevkli, bir yolculuk oldu.
Arkadaşlar yola çıktı benim istirahat zamanım.Bir kaç gün sonra dönüş yapacağım,planım hazır bile.
Haberleşeceğiz,uyarsa beraber döneriz,uymazsa hepimiz tecrübeliyiz.
Çandarlı,Gelibolu etabını Kalkım-Yenice üzeri yaptık.
Gelibolu,Çandarlı etabı farklı rotadan olacak.
Dönüş yolunda görüşmek üzere.
GELİBOLU
Başlıca gezdiğimiz yerler.



Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.