BÜYÜK TAARRUZ BİSİKLET TURU 26 AĞUSTOS-09 EYLÜL 2015 ( Uşak -Ulubey Kanyonu -Eşme- Takmak Etapları 01-02-03 Eylül 2015)

    BÜYÜK TAARRUZ BİSİKLET  TURU 26 AĞUSTOS -09 EYLÜL 2015



 Mustafa Kemal 'in Mangası

Geceyi beklediler askerler, 
Bozkır gecesini. 
Sıcak toprak üstünden
Bir buğu yükseliyordu.  
Yıldızlara baktı Hasan Çavuş
Dedi: "Emme de parlak bu gece" 
Bir sigara yaktı 
Mangasından tekmil getirdi Memiş Onbaşı: 
Aydınlı İsmail'in bacağında sızı varmış, 
Tireli Hüseyin sabaha kadar uykusuz kalmış. 
Bodur Ali ah diyor bir memlekete gitsem, 
Yine hafiften bir türkü tutturmuş, 
Giresunlu Rüstem. 
Tüfeği elinden düşmez Bergamalı Ahmed'in, 
Avrat, tüfek, at 
Namus sözüdür, diyor 
Büyük Taarruz bir an önce başlasın istiyor. 
Az ötede Mustafa Kemal'in çadırı , 
Gecede bir gümüş ehram gibi parıldar. 
Kapısında Bir nöbetçi 
Kulak vermiş içerdekileri dinliyor.  
Silah sesleri duyar gibi  
Ürperiyor yağız teni.  
Kulakları pusuda bir kaplan gibi dikilmiş,  
Düşünüyor Büyük Taarruzun neticesini ...  

"Mustafa Kemal'i gördüm, bir şeyler süzüldü ışık ışık içime,
Daha dağ, daha kaleyim  
Bir başlasın top  sesleri hele,  
Afyon'a girmezsek on iki Saatte  
"Öleyim" diyor.  
Mustafa Kemal'in mangasında,  
korkudan eser yok  
Günlerdir yarı aç, yarı tok ,  
Bir kaşık tuzu bulunsun diye vatan macerasında,  
Paşalar Paşasının kumandasında  
Zaferden zafere koşuyor. 


Arif Hikmet Par



    6 gün oldu, yola çıkalı:
  26 Ağustos'ta Mustafa Kemal'in askerleri Kocatepe' den nasıl abandıysa düşmanın üzerine, bizde öyle başladık bu tura .....
    26-27-28 Ağustos'ta Kocatepe 'den çıktık yola, hızla aktık Afyon'a .....
Tınaztepe' de şehitlerimizi andık. Çiğiltepe' yi anladık,geldik oradan  
Sinanpaşa 'ya .... Çalışlar'da düşman nasıl kaçıyordu şahit olduk. Gördük kahramanlığı ile ünlü Yıldırım Kemal' i, köylümüz bizi bastı bağrına ......
    29-30-31 Ağustos'ta düşman bozgun havasında,bizse mağrur.
Topçumuzu ziyaret ettik. Zafertepeçalköy 'e yıldırım gibi girdik...... 
Aslıhanlar 'da çetin çarpışmaları dinledik.
Mustafa Kemal ve askerleri gibi konakladık Zafer Tepe'de. .... 
Gördük düşmanın bozgun halini, Sancaktar Mehmetçik' e selam durduk.Hallaçlar'da köylümüze vardık.
 Kaplangı Dağında düşmanın nasıl darmadağın olduğunu gördük.
 Banaz'a yel gibi aktık.



7 nci Gün 01 Eylül 2015 Uşak etabı                          
(Banaz - Yeşilyurt-Çamsu-Baltalı-Karacahisar-Uşak)       
''Süngü  tak!''
Dedi başımızdaki kumandan,  
Taktık!     
'' Kalk ! '' , Dedi
Kalktık,
Yerimizden toz duman.  
'' Allah Allah'' .... Sesi koptu bir ağızdan !,
 Yürüdük,
Akar gibi Sakarya,
Muazzam ....
Büyüdük!
Büyüdük!
Büyüdük!

Anonim.
   
26 Ağustos'tan başlayan Büyük Taarruz Bisiklet Turunda,Banaz'a kadar nasıl geldiğimizi bir ve ikinci bölümler de anlatmıştım.
Şimdi 01-02-03 Eylül 2015 'i,yani üçüncü bölümü anlatacağım.
Nereden mi? başlayacağız bu yazımıza....
Tabii ki  kaldığımız yerden 01 Eylül 2015  sabahı Banaz'dan başlayıp, bakalım 3 gün de nerelere kadar ulaşacağız.Bu bölüm de de yaşadıklarımızı gördüklerimizi anlatacağım.
Başlayalım artık değil mi?


Banaz Atatürk Heykeli.
Banaz sabahında güneşli bir güne uyanıyoruz.Sabah hazırlıklarını tamam edip,ilçe merkezindeki kahvaltı yerinde kahvaltımızı yapıyoruz.
Kahvaltı da bittikten sonra yola çıkmaya hazırız ama önce Atatürk heykelini ziyaret etmek gerek.....
Banaz Atatürk heykelinde,Atamıza saygımızı sunup,bir de hatıra fotoğrafı çekiliyoruz.
Şimdi yola çıkabiliriz artık......

Yeşilyurt-Çamsu Yolu
Banaz ilçe merkezini geride bırakıp,Banaz köyü ve Yeşilyurt köylerinin içinden geçiyoruz.Bu yol güzergahında çok sayıda elma bahçesi var,köylüler hepimizin eline elma sıkıştırıyor.Hem elmalarımızı yiyor  hep de hafif hafif Çamsu 'ya doğru tırmanıyoruz.
Murat dağını sağımıza aldığımızı söylemeye gerek yok herhalde....

Çamsu Köyü ve Gazi Kovan.
Çamsu köyüne son bir hamle ile tırmanıp,okul bahçesinde çamların altına atıyoruz,kendimizi.
Sıcak çaylarımızı içerken,Osman Hocam sesi gür birini aradı,aradığını da buldu, Baattin ŞİMŞEK. Osman Hocamız yazdığı kitaptan sayfaları göstererek Baattin ŞİMŞEK'e okumasını söyledi.
Ve Gazi Kovanın Hikayesi başladı.....  arkadaşımızın güzel, akıcı okuma özelliği ile Gazi Kovan Hikayesi birleşince muhteşem bir atmosfer ortaya çıktı.Duygulanmamak elde değil!!!
Gazi Kovanın Hikayesini okumanızı tavsiye ederim.Nerede mi? bulacaksınız.Osman KUTLU' nun Kurtuluş Yolunda Büyük Taarruz Yürüyüşü kitabında ya da Facebook Büyük Taarruz Bisiklet Turu sayfasında.....

Çamsu - Ayrancı yolu.
Çamsu köyünden ayrılır ayrılmaz hemen rampaya sarıp Ayrancı istikametine yol alıyoruz.
Rampaların bazen acımasız olduğu bu görüntü ile ortaya çıkıyor.

Murat Dağı.
Bir süre sonra görüş alanımızdan çıkacak olan Murat Dağını fotoğraflamak istedim.
Küçükler köyü üzerinden görünen  Murat dağı,nice çarpışmalara tanıklık etmiş.Düşman burada nereye kaçacağını şaşırmış.

Karacahisar Köyündeyiz.
Baltalı-Çamyuva derken,bir köy meydanına geliyoruz.Biz daha gelir gelmez davullar zurnalar çalmaya başlıyor. Ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz.Biraz da şaşkınız,bizi ortaya davet ediyorlar.

Oyun Zamanı.....
Karacahisar' da bu gün düğün varmış,tam da düğünün üstüne köye geliyoruz.Ama bizim geleceğimizden de haberleri varmış,davullar,zurnalar bizi görünce daha da coşkulu çalmaya başladı.Öyle olunca arkadaşlardan bazıları tutamadı kendini,atıldılar ortaya,başladılar oynamaya......

Sürpriz Bir Değil ki!!!!
Köy meydanında bir süre daha kaldıktan sonra bizleri düğün evinin olduğu yere davet ediyorlar.Bakalım karşımıza daha ne çıkacak.

Düğün yemeği.
Sürpriz bir değil ki!!!
Düğün evine bizi çağırmalarında ki gaye,yemeğe davet etmek içinmiş.Kalabalık olmamıza rağmen köylüler bizi bağrına bastı.Yemeğe hep beraber oturduk.Çok güzel bir düğün yemeğini afiyetle yedik.Düğün sahiplerine teşekkürlerimizi sunduk.Damat ve geline ömür boyu mutluluklar diledik.
Bu sürprizi yapanın kim olduğu da ortaya çıktı,bizimle gelen Ambulans şoförü Karacahisar' danmış,
düğün yemeğine bizi getiren o imiş.

Kendisine ayrıca teşekkürlerimizi sunduk.


Yine Yollardayız.
Yemekten sonra hafif mahmurlukla beraber yola çıkıyoruz.
Az bir yol aldıktan sonra yeşil bir alan ve bayrak dalgalanan bir yere giriyoruz.

Çeçeli Kara Murat.
Mezar başına gelinceye kadar kim olduğunu bilmiyorduk ama şimdi öğrenme vakti.
Çeçeli Kara Murat;Ulusal Kurtuluş Savaşımızın en önemli safhalarından biri olan Başkomutanlık Meydan Muharebesinde ordularımız karşısında bozguna uğrayarak, İzmir'e doğru kaçmaya başlayan Yunan ordusunun bir kısmını Kusra deresi istikametine yönlendirerek düşman orduları Başkomutanı General Trikopis ve komuta heyetinin teslim alınmasında önemli bir rol oynayan ve bu sırada tuzağa düşürüldüklerini anlayan düşman askerleri tarafından şehit edilen bir halk kahramanıdır.
Ve mezarı buradadır.

Saygımız Şehidimize.
Şehidimize saygımızı sunuyoruz.
Saygı duruşunda bulunup,İstiklal Marşımızı söylüyoruz.

Eskiyen bayrakları değiştirip, tekrar yola koyuluyoruz.

Uşak' a Giriyoruz.

Mesudiye köyününde bulunduğu kuzey doğu yönünden sanayi içerisinden trafik polislerinin yönlendirmesi ile  Uşak iline giriş yapıyoruz.


Protokol......
Bazı yerlerde olduğu gibi burada da protokol bize hoş geldiniz diyor.

Uşak Belediye başkanı bizlerle beraber.
Gökay İş Başında.......
Gökay yine iş başında,Cem'in bisikleti başına bela oldu,kulağı kırılan bisikletle uzun bir uğraşa giriyor.

Turun başladığından beri hiç yılmadan herkesin yardımına koştu,gönüllü teknik destek görevini sorunsuz yaptı.
Hakkı ödenmeyecek arkadaşlardan bir tanesi,Gökay.......

Uşak Kamp Alanı....
Uşak ilinde çok güzel bir kamp alanına yayılıyoruz.

Rahat etmemiz için bazı hazırlıklar yapmışlar.Kamp yeri güzel, kapalı spor salonunun sıcak suyu da bize tahsisli,akşam yemeği de çok güzel .... eee daha başka ne isteyelim ki!!!!
Yani keyifler yerinde.......


Şimdi Keyif zamanı...

Temizlik yapıldı,yemekler yendi,şimdi keyif zamanı.
Herkes kafasına göre takılıyor,biz bir kaç kişi,kıl çadırda Enes'in devamlı bize taşıdığı çayların keyfini sürüyoruz.

Muhabbet Yine Koyu.
Az ileri de ise koyu bir muhabbet devam ediyor.

Neler konuşuluyor bilmiyoruz ama, güzel şeyler olduğuna eminim.Bu kamp alanın da  bir güzel şey daha oldu;bir önceki yıl ambulans görevlisi olan bayan,bu yılda buraya gelindiğini öğrenince kocaman bir pasta ile ziyarete gelmiş.Bu ziyaret bile çok güzel şeyler yapıldığının kanıtı olsa gerek.....pasta için teşekkürler genç arkadaş.

Gün içinde olanlar:Banaz sabahı ile çıktık yola,Murat dağını aldık sağımıza,elma bahçelerinin arasından vardık Çamsu' ya. Karacahisar' da düğün yemeğine davet edildik,halk kahramanı Çeçeli Kara Murat'ı öğrendik.Mesudiye üzeri Uşak'a vardık.
Akşam olanlar:Herkesin keyfi yerinde,temizlik yapıldı,yemekler yendi,geldi sıra muhabbete.....bol çay ve nescafe destekli muhabbet, geç saatlere kadar sürdü.

Yarın bambaşka bir güne merhaba.........


8 nci Gün 02 Eylül 2015 Ulubey Etabı
(Uşak-Bölme-Bekdemir-Ulubey Kanyonları-Ulubey)

Çetmilli Ali Çavuş,
On bir yılın hıncıyla 
Sarıldı oğluna ;
Mehmet de babasına!

Yan yana düşmüşlerdi,
Baba oğul cephede.
Yana yana,
Hasret düşmüşlerdi;
On bir yıl,
On bir yılın hasretiyle
Sarıldılar birbirine.

Anonim

Uşak kamp alanında çam ağaçlarının altında uyanmak.
Bir kısmımız zor uyandı diyebilirim.Sabahın mahmurluğunu üzerimizden atıp,eşyalarımızı toplamaya başlıyoruz.Aynı zaman da eli yatkın olanlar kahvaltıyı hazırlamakla meşgul,onlarda genellikle Coşkun abi ve Halil oluyor.
Biz o konularda biraz geride kalıyoruz.Yani yardımcı pozisyonun da.....el birliği ile kahvaltıyı hazırlayıp,hep beraber kahvaltılarımızı yapıyoruz.
Kahvaltı faslı bitince de yeni güne ve yeni bir tura hazırız... 
Başlayalım o zaman.

Uşak Atatürk Evi.
Kamp alanından ayrıldıktan sonra Uşak içerisinde görülmesi gereken Atatürk Evi ve Müzesinin olduğu yere gidiyoruz.
Burası kurtuluş savaşında karargah olarak kullanılmıştır.
Mustafa Kemal,esir olan Yunan ordusu Başkomutanı Trikopis' in silahını ve kılıcını burada teslim almıştır.


Müze İçi...
Müze içerisinde  Atatürk ilgili bir çok şeyi görmek mümkün.
Mustafa Kemal Uşak'ta kaldığı sürece bu evi kullanmış.

Müze Evi.
Müze içerinde o günün izlerini taşıyan bir çok şeyi görebilirsiniz.


Uşak Sokakları.....
Atatürk evini bir kaç saat ziyaret ettikten sonra,tarihi evler arasından Uşak'ı terk edip, Ulubey tarafına yol almaya başlıyoruz.

Sanki Savaş Alanı!!!!!!!
Uşak'tan çıkıp bir süre ana yolda Ulubey tarafına yol alıyoruz.
Bekdemir yol ayrımına gelince ana yoldan ayrılıp,istikametimizi o tarafa çeviriyoruz.

Bekdemir yol girişi sanki savaş alanı,düşman buradan yeni geçmiş gibi....her tarafı ateşe vermişler.
 Bu kesif duman içerisinde Bekdemir'e doğru bir süre yol alıyoruz.


Kanyondayız....
Ana yoldan ayrılıp,Bekdemir'e doğru ilerlerken kanyon içerisine de girmiş oluyoruz.

Bir süreliğine kanyona inip tekrar çıkıyoruz.

Ulubey Kanyonları....
Dutluca-Köseler arasındaki kanyon geçişi.....
Ulubey kanyonuna inmesi çok güzel de,bir de çıkmasını sor, hele sıcakta bastırdıysa!!!!!

Ulubey Kanyonu.
Köseler'den sonra tekrar ana yola çıkarak Ulubey'e varıyoruz.

Ulubey ilçesine girmeyip doğruca Ulubey Kanyonunun en güzel göründüğü teras tepeye ulaşıyoruz.
Dünyanın ikinci büyük kanyonu,Ulubey Kanyonundayız.
Kanyon Keyfi....
Ulubey kanyonun üst tarafında kendimize kısa bir mola veriyoruz.
Hak ettiğimizi düşünüyorum.


Seyir Terası.
Böyle güzel bir yere gelinir de,tadı çıkarılmaz mı?
Arkadaşlarda öyle yapıyor.Camdan yeni yapılan seyir terasında günün pozunu veriyorlar.

Kazanlar Hazırlanıyor....
Kanyon üzerinde bir süre dinlendikten sonra ilçe merkezine geliyoruz.Mola vereceğimiz yerde kazanlar hazırlanmaya başlanmış bile..... helva yapacaklar galiba!!!!!


Kazanlar Kaynıyor...
Biz meydana biraz erken vardığımızdan,uzunca bir süre helvanın yapılmasını bekliyoruz.Bekleme anında da bol bol çay tüketimi yapıyoruz.
Kazanların bir kısmı vatandaşa,bir kısmı da bize kaynıyormuş.

Uzun bekleyişin sonunda nihayet helvaya kavuşuyoruz.

Akşamın Güzelliği!!!!
İlçe içerisinde işimiz bittikten sonra,tekrar Ulubey kanyonun üst kısmına gidiyoruz.Şimdi çadırları kurma zamanı deyip, başlıyoruz faaliyete.
Yerimiz güzele benziyor.....

Şimdi Dinlenme Zamanı!!!
Uzun ve yorucu bir günün sonunda,kamp yerini hazır edilip te, yemekte yendikten sonra ne yapılması gerekiyorsa onu yapıyoruz.
Ulubey kanyonlarında bu serin geceyi muhabbetimiz le ısıtıyoruz....

Gün İçinde Olanlar: Uşak'ta uyanıp, sabah Atatürk evini ziyaret ettik.Ulubey kanyonlarına vardık.
Gece olanlar:Dedim ya.... Ulubey kanyonları gece serin olur,bizde bu geceyi muhabbetimiz le ısıttık.

Yarın güneş bir başka doğacak !!!!!!!



9 ncu Gün 03 Eylül 2015 Takmak Etabı                                                        
 (Ulubey- İnay-Kışla-Bekişli-İsalar-Eşme-Takmak)  

Önce Ali Çavuş,
Şehadet şerbetini içti,
Oğlunun kollarında.
Sonra Mehmet düştü,
İzmir Yollarında!

Onlar tertemiz düştükçe,
Vatan ayağa kalktı!
Onların yattığı yerler şimdi,
Dağ dağ,tepe tepe,
Onun için türkülerimiz
Bu kadar Farklı!

Anonim


Ulubey Kanyonun'da kalıpta şayet güneşi üzerine doğdurursan hata edersin!!!!!
Burada gün, güneş doğmadan başlar felsefesi ile bir kaç arkadaş erkenden kalkıp, hazırlığımıza başlıyoruz.Neyin hazırlığına mı?
O zaman anlatmaya başlayalım,günümüz ve turumuz başlasın.


An o an.......
Güzel yurdumun her köşesinden güneş bir başka doğar ama burada daha da başka doğar.
Ben daha  önce Ulubey Kanyonuna geldiğimden güneşin doğuş anını biliyordum,bu durumu arkadaşlarla da paylaşınca, bir kaç arkadaş uykunun esiri olmadan güneş doğmadan çadırlarından fırladılar.
Erken kalkan bu ana şahit oldu.
Ulubey'de güneş bir başka doğar.


Sabah Kamp alanı.
Güneş kendini göstermek üzere biraz sonra gün aydınlanacak,çadırlar bölgesinde bu anı yakalamak isteyen arkadaşlar telaşla çadırlarından fırlamakta...... bazıları ise hala uykudalar.....

Kamp Alanı ve Camlı Teras.
Ulubey kanyonun en güzel manzarası camlı terastan görülürmüş.Teras bu yıl faaliyete geçmiş.Bizim kamp yerimiz de terasın hemen yanındaki doğal çıkıntı üzerindeydi.


Osman GÖKER.
Ankara'dan tura iştirak eden Osman öğretmenimiz,tur için çok emek verdi,yardımsever olduğu kadar çok anlayışlı olan arkadaşımız,aynı zaman da Büyük Taarruz Bisiklet Turuna çektiği fotoğraflarla çok büyük destek oldu, onun fotoğraflarının bir kısmını  bende blog yazımda, izniyle kullandım.
Osman GÖKER arkadaşımız yine iş başında ve Ulubey kanyonunda güneşin doğuşunu fotoğraflamaya çalışıyor.
Küheylanım.
Erken kalkan çok yol alır hesabı,erkenden kalkıp her şeyimi hazır ettim.
Şimdi bu güzel doğa olayının keyfini sürüyorum.

Güneşin doğuşunu küheylanımla beraber seyrediyorum.


Ulubey Kanyonunda Sabah Güneşi.
Herkesin görmeye can attığı bu güzel yerde zevkle vakit geçiriyoruz.Sabahın her halini yaşadık.Ulubey kanyonunun tüm güzelliklerini gördük.
Güzel vatanımızın kıymetini bilelim.

Atalarımız bu topraklar için seve seve canını verdi,biz de bu topraklara sahip çıkarak mirası koruyalım.

Cam Teras...
Ulubey kanyonun da güneşin doğuşunu izledik.Sabahın serinliği ile kendimize gelip,kahvaltımızı iştahla yaptıktan sonra, bu güzel yerden ayrılmadan önce camlı terasta toplu poz veriyoruz.
Artık buradan ayrılış zamanı,yola devam edelim. 

Kışla Yolu.
Hazırlıklar bitip yola çıkıyoruz.Ulubey'den çıktıktan sonra İnay üzeri kışla yoluna sapıyoruz.Yine ara yollarda köy yollarındayız.
Kışla yolunda Doğukan Erkaya abi ile Nafiz Sağdur arkadaşımız bir tempo tutturmuşlar bizde onları takip ediyoruz.


Gümüşkol Altın Madeni.
Yolumuzun üzerinde Gümüşkol köyünde kısa bir mola verip yola devam ediyoruz.Bir süre sonra altın madenin içerindeyiz,buradan geçmek zorundayız.
Bu maden de gerekli ama,tahribatı ne ölçüde bu yorumu bilenlere bırakıyorum.Ama benim gördüğüm,duyduğum ve bildiğim tahribat her yönden fazla.
Her neyse bir karpuza vatanı satanlardan olmadan ben yoluma devam edeyim.

Karapınar Köylüleri.
Altın madeninden geçerken arkadaşlar bir süre oyalandı,ben fikir olarak doğaya zarar verecek oluşuma karşı olduğumdan, oradan hızlı geçtim.
Az ileride köy vardı oraya hareketlendim.
 İyi ki de altın madenini  hızlı geçmişim.
Bu güzel insanlar köyden dışarı çıkmışlar bizi bekliyorlardı.Yola bayraklar asmışlar,yol kenarına bidonlarla içme suyu taşımışlar,bizim için oraya yüreklerini taşımışlar.
Ben bu güzel insanların yanında arkadaşlar gelinceye kadar yarım saatten fazla zaman geçirdim.Onların dost canlısı yüreklerine misafir oldum.Ama her yolcu gibi ben de yola devam etmek,arkadaşlara katılmak zorundaydım.
Vedalaşıp ayrıldık.


Ruhun Şaad Olsun Şehidim.
Karapınar köyünden ayrıldıktan bir süre sonra Bekiçli köyüne varıyoruz.Köy camiisinin hemen yanına bisikletleri bırakıp,mezarlığa gidiyoruz.
İşte Büyük Taarruz Bisiklet Turunun en güzel şeylerinden birini daha  yapıyoruz.Güneydoğu Şehidinin Mezarı başında istiklal marşımızı okuyup,saygı duruşumuzu yapıyoruz.Dualarımızı ruhuna adıyoruz.
Şehit babası da yanı başımızda ondan da helallik alıyoruz.Her yerde olduğu gibi Şehidimizin mezarına şanlı bayrağımızı asıyoruz.
Ruhun Şaad olsun Şehidim.

Bekiçli Köyü.
Bekiçli köyünde Şehit mezarını ziyaretten sonra boş olan okul binasına gidiyoruz.Burada köylülerin bize bir sürü ikramı oldu.Türk köylüsünün konuk severliğini bize gösterdiler.
Biz onları,onlar bizi bağrına bastı.
Aramızda çok güzel bir dostluk bağı kuruldu.

Bekiçli-İsalar Yolu
Boş köy yollarında pedallamanın zevkini sürerken,kendimizi birden dağ armutlarının merkezinde buluyoruz.Herkese yetecek kadar var.Dağ armutlarını midemize indirerek İsalar' a doğru yol alıyoruz.

Çeşme.....
Burasını yalnız bir çeşme olarak görmemek gerek.
Osman Hocamız anlatmasa bizde hiç bir şey öğrenemeyecektik.
Şimdi İsalar köyündeyiz, düşman bozguna uğramış,İzmir yönüne doğru kaçmakta,bizim askerimiz de onları kovalamakta.İşte o kovalamaca devam ederken Mustafa Kemal Paşa burada bu köy de,bu su başında bir süre mola vermiş.Bu çeşme de serinlemiş.
Biz de suyundan serinledik.



İsalar Köyünde Mola...
İsalar köyünde bir bağ evinin bahçesine yayılıyoruz.Ne olduğunu anlamadan masalar hazırlanıyor.Önümüze envai çeşit yiyecek geliyor,yanında buz gibi de ayran.....
Hem yiyecekleri mideye indiriyoruz,hem de sohbeti koyulaştırıyoruz.


Ev sahipleri ve Biz.
Sıcak günün ortasın da sıcak kanlı insanların arasında,sımsıcak bir ortamdayız.
Bize evlerini açıp,ağırladılar.
Sıcak kanlı insanların olduğu İsalar köyü gönlümüz de yer tutuyor.Ev sahibi Emekli Astsubay,köyde ana, babası ve akrabaları ile beraber yaşıyor,Osman hocamızı daha önceki yıllarda tanımışlar ve yaptığı işi benimsemişler. 

Bu yıl ise kapılarını bize sonuna kadar açarak gönüller de taht kurdular.


Eşme.
İsalar köylüleri ile vedalaştıktan sonra yolumuza devam ediyoruz. Kolankaya üzeri Eşme' ye ulaşıyoruz.

Eşme' de hemen şehit anıtının bulunduğu yere gidiyoruz.



Eşme Şehitlik Anıtı.

Eşme ilçesinde oyalanmadan direk geldiğimiz Şehitlik anıtı Yzb Ali Bey ve Abdullah Çavuş için yapılmış.Onlar burası için çarpışırken şehit oldular. 
Biz her zaman ki gibi görevimizi yapıp şehitlerimize saygımızı sunuyoruz.
Takmak Girişi.
Eşme'den ayrılıp,asıl Eşme olan Takmak yönüne hareket ediyoruz.
Takmak girişinde bizi atlılar karşılayınca ufak bir şaşkınlık yaşıyoruz.
Ne olduğunu anlamaya çalışıyoruz.

Atlılar Eşliğinde Köye Giriş.
Bizim için çok güzel anlar oluyor,bizleri karşılayanlar Eşme Cirit Takımı imiş.Onlarla beraber Takmak köy merkezine doğru ilerliyoruz.Daha ne sürprizler var acaba merak ediyoruz.

Eşme Cirit Takımı.

Eşme ve köylerinin bir araya gelip kurduğu Cirit Takımı Türkiye çapındaki tüm yarışlara katılıyormuş.Atlar ve üzerindekiler çok gösterişli.İlk defa Cirit takımı ile karşı karşıyayız.


Takmak Şehitliği.
Köyün hemen üzerinde bulunan Şehitliğe gidiyoruz.Burada da İstiklal marşımızı gururla söyleyip,saygı duruşunda bulunuyoruz.Dualarımızı ediyoruz.

Meçhul Asker Anıtı.
Saygı duruşumuzu yaptıktan sonra Şehitlik içerine dağılıp incelemeler de bulunuyoruz.Şehitlik ve yöre hakkında bilgi sahibi olmaya çalışıyoruz.Burada çok çetin çarpışmalar olduğu gibi,düşman tarafından çok zalimlikler yapıldığını da öğreniyoruz.
Şehitlerimiz.
Ruhlarınız Şaad Olsun.

Takmak. 
Eşme eski Nahiye Merkezi. 
Kuvay-i Milliye kıvılcımlarının ateşe dönüştürüldüğü çetelerin düzene sokulduğu yer. 
Kuvay-i Milliye Kahramanı Bekir Sami Bey'in karargahı. 
İşgalin ilk döneminde direnişin yönetildiği, yönlendirildiği yer. 
Sokaklarda, yol kenarlarında, dağ başlarında şehit mezarlarının bulunduğu yer. 
Tescilli Atatürk Anıt Ağacının yaşam savaşı verdiği yer....

Ne yazık ki, bir kaç kişiden başkasının bilmediği, bilenlerin ise unuttuğu yer. 
Yaşadıkları yerin öneminin farkında bile olmayan köylüler. 
Belki de unutulmuşluğuyla bize o günleri yaşatan dev bir hazine...

1934 yılında sessizce nahiye merkezinin 5 km ötedeki istasyona taşınmasıyla garip kalmış bir tarih cenneti. 

Eşme Eşme dedikleri iki dükkan bir fırın 
Peynir ekmek yiye yiye ne ağız kaldı ne burun (Şair Eşref)

Gitmeden, görmeden, yaşamadan anlatılamayacak tek yer...
                                                        Osman KUTLU



Büyük Taarruz Ruhu.
Öyle şeyler duyduk ki! öyle anlatımlar oldu ki!
Takmak; duymadığımız,görmediğimiz yerdi,ama şimdi duyduk ve gördük.Düşmanın zalimliklerine burada şahit olduk.Takmak, çok şehit veren kazalardan bir tanesi.Nasıl çarpışmalar olmuş onları öğrendik.Burada duygulu anlar yaşamaya devam ediyoruz.Herkes Şehitlik içine yayılmış,gözlemleme de bilgilenme telaşında....

Şehit Mezarı.

Bir evin duvarının hemen yanı başında bir şehit mezarı daha,ilgi bekliyor,saygı bekliyor.
Biz burada da saygımızı sunuyoruz.


Bizde Savaş Halindeyiz!!!!!!
Takmak'ta şehit mezarı ziyaretimiz devam ediyor.Köy dışarısında ki şehit mezarına giderken bazılarımızın bisikleti bu halde....
Enes'in bisikleti en görkemli halde olduğu için paylaşmak istedim.Yollar çetin,yollar engellerle dolu, ama biz de bu azim olduğu sürece bize hiç bir şey engel olamayacak.
Büyük Taarruz bisiklet Turu devam ediyor.

Şehitlik Ziyareti.
Köy dışarısındaki şehitliğe bir kaç lastik patlağı ve ayaklarımıza batan deve dikenleri ile varıyoruz.Ama sıkıntı yok, biz buraya bunları bilerek geldik.
Bizim için önemli olan bilinmeyenleri öğrenmek.Yol kenarlarındaki anıtları görüyoruz. Ama şehitlerimiz her yer de her dağ başında, önemli olan onların mezarlarının yerlerini bulup,öğrenmek,görevimizi yapmak.


Takmak Şehidi...

Köy dışında ki Şehit mezarı maalesef çok bakımsız durumdaydı.Biz üzerimize düşen görevi yerine getirip,temizliğini yaptık,bayrağımızı da dalgalandırdık.Saygı duruşumuzu yapıp, İstiklal marşımızı da söyledik.
Bizler gelip geçiciyiz ama orada olanlar ve yetkililerin daha çok sahip çıkmasını gönülden istiyoruz.


Takmak.
Tekrar Takmak içerisine girip,eski kaymakamlık binasının önünden geçip köyün üst tarafına ilerliyoruz.


Sakın Korkmayın!!!!!!
Sakın korkmayın,korkulacak bir şey yok.
Köyün üst tarafında bu büyük tarlaya varınca,kalabalık içerisinde buluyoruz kendimizi,aynı zaman da  da Cirit Takımı da gösterilere başlıyor.

Eşme Cirit Takımı.
Takmak girişinde bizleri karşılayan Cirit Takımı bize özel, gösterilerine başlıyor.
Çevre köylerden gelen kalabalıkla beraber bu muhteşem gösteriyi izlemeye başlıyoruz.Ata sporu çok güzelmiş,seyredince anlıyoruz.











Genç Ciritçi.
Nefes kesen gösteriyi,deyim yerindeyse ağzı açık seyrediyoruz.Ben dahil hiç birimiz şimdiye kadar böyle bir şey görmemişiz.Aralarında çocuk denecek yaşta gençlerin kıvrak at sürüşlerini hayranlıkla seyrediyoruz.


Atatürk Anıt Ağacı.
Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal ve silah arkadaşları bu ağaç altında konaklamış ve karargah kurmuştur.O yüzdendir ki,bu bölge ve ağaç önem kazanmaktadır.Bizde atamızın konakladığı bu yeri ziyaret ederek saygımızı sunuyoruz.


Takmak ve Anıt Ağaç.
Etrafı çit ile çevrilerek az bir şey koruma altına alınmaya çalışılmış ama yeterli olmadığı her halinden belli.Büyük Taarruzun önemli mihenk taşları olan yerler ve mekanlar vardır.O yerler koruma altına alınacak ki,gelecek nesillere buralarda nelerin olduğu layiki ile anlatılsın.Gönül isterdi ki,burada Atamızın ve askerlerinin konakladığı gibi konaklamak ama maalesef ortam müsait olmadığından,biraz evvelki anız tarlasının yolunu tutuyoruz.

Gün batımı da Enes.

Enes yine muhteşem bir fotoğraf çekimine imza atmış.Güneşi ve kendisini çok güzel yakalamış.
Bu adamın fotoğraf çekimine hayranım.



Yine Akşam Oldu.
Akşam üzeri cirit gösterisinin yapıldığı anız tarlasında kampımızı atıyoruz.Uçsuz bucaksız tarlanın her tarafına dağılıp,çadırları kuruyoruz.O işlemde bitince sıra yemeğe geliyor.Yemek hazırlanırken,yöresel müzik ve Atatürk temalı müziği, saz çalan köylü arkadaşımızdan dinliyoruz.
Köylülerimizin ve sağlık ekibimizin hep yanımızda olduğunu söylemeye gerek yok her halde...
Ama Takmak köylüleri değil çoğunluğu İsalar köyünden.

Kamp Ateşimiz.

Kamp ateşi olmadan,kampın anlamı olmaz.Hele böyle bir yerde elbette kamp ateşi yanacak.
Hem de sabaha kadar.


Gündüz Olanlar: Ulubey kanyonunda güneşin doğuşunu izledik.Yol boyu köylülerimizin sevgisini hissettik.Takmak'ta duygu seline kapıldık.Cirit takımı nefesimizi kesti.
Akşam Olanlar: Kamp ateşi yanar,muhabbetler koyulaşır.Göz kapakları bir bir kapanmaya başlar.

Yazar Notu:Üç günlük,üçüncü bölüm burada sonlanır.
01-02-03 Eylül 2015 tarihlerindeki Büyük Taarruz Bisiklet Turunun 7-8-9 ncu günlerini anlatmaya çalıştım.Ne gördüysek,ne yaşadıysak benim gözümden,benim belleğimden,kendi tarzımla anlatmaya çalıştım.

Ama bazı şeyler var ki anlatılamaz,yaşamak gerek.
Düşman,İzmir'e doğru son hız kaçıyor,biz ise bizim askerlerimiz ile beraber peşlerindeyiz.
Bir sonraki bölüm de yani,dördüncü bölümde, 04-05-06 Eylül 2015 'i kapsayan Büyük Taarruz Bisiklet Turunun 10-11-12 n ci günlerinde görüşmek üzere.

Tüm Şehitlerimizi saygı ile anıyoruz.


Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.