UNUTULMAZLAR






Şafak yollarda......

     10 yıllık bisikletli yaşam sürecim de  günü birlik ya da uzun kamplı turlarım da başımdan bir çok olay geçti.
     Fotoğraflarda,yazılarda,
sosyal ağlarda,ortamlarda hep iyi şeyleri dile getiririz ama hiç başımıza gelen hoş olmayan olayları dile getirmeyiz,nedense !!!!!  
    Fazla gezmemden mi? farklı yerlerde dolaşmamdan mı? nedir, bir çok durumla karşılaştım, bir kısmı bana özel kalması şartıyla, iyi,kötü,çirkin,ilginç,doğru,ders çıkarılacak,yol gösterecek,hatalı şeylerin bir kısmını da kendimce yazıya dökmek  düşüncesindeyim, unutulmazları. Bunların bir kısmını parça parça facebook ve blog sayfamda tur yazılarımda paylaşmıştım ama hepsini bir araya toplayarak yapmak daha farklı olur diye düşündüm.
      Bisiklet turculuğu maceraya açıktır. İyi,kötü,tatlı olaylar yaşayalım ama hemen normale dönelim,kalpler bir olsun,kimseyi kırmayalım.Herkesin bir küçük not defteri,günlüğü vardır ya...... bu yazı dizisi de benim yıllığım olsun.Uzun açıklamalardan kaçıp,benim için önemli olanları yıl bazında kısaca kaleme alayım istedim.

2019 YILININ UNUTULMAZLARI....
1-Nisan ayı Ferdi Kızıl ile beraber Kirazlıyayla' dan Çameli'ne şiddetli fırtınaya karşı mücadele ile geldik,akşam üzeri Çameli'nden gıdamızı alıp yola çıktık 1557 rakıma sahip Kırkbudak Geçidine tırmanmaya başladığımızda kendimizi kar fırtınasının içinde bulduk.Kısa bir bocalamadan sonra şansımıza yol kenarında bir mescit vardı oraya sığınarak geceyi geçirdik.Eksi derecelerin tadına hem dışarı da,hem de mescit içinde baktık.Halimize şükrettik.
2-Yine Nisan ayı, fırtına eşliğinde Ferdi Kızıl ile beraber Gireniz Vadisine indik,Bozdağ' ı aşırtma yapıp Barza Ovasına geçeceğiz.Bunun için ya Akalın ya da Acıpayam üzeri aşırtma yapılmalı, yol orayı gösteriyor ama bir sorun var fırtına bizi engelliyor. Köylülerden bir yol öğrendik Ören köyü üzeri,Bozdağ tırmanışı ve Barza Ovası üstelik kestirme!!!!!
Tabii girdik yola,internet yok harita okunamıyor,telefon çekmiyor ve GPS yolu vermiyor.Bir kısmını kılavuz eşliğinde aldığımız yolu akşam üzeri Ferdi Kızıl ile beraber almak zorunda kaldık.Niye mi? tarif edilenin aksine hiç bir yerde görülmeyen yol bizi nerede ise Bozdağ' ın zirvesine yakın yerlere çıkardı.Gece vakti Ferdi Kızıl' ın GPS' den en yakın yol takibi,benim de yolu takip etmeye çalışmam ile Bozdağ Kayak merkezine çıkan yola ulaşabildik.
Gece 22:00 den sonra dondurucu soğuk altında 1750 metreden aşağıya Barza Ovasına inmek unutulacak gibi değildi.
Cesaretimizi,sabrımızı velhasıl kendimizi test ettik.
3-Ata Yolu-Kurtuluş Yolu:Atamızın Milli Mücadele ateşini yaktığı Samsun'dan başlayıp,onun izinde yol alarak,Mustafa Kemal Atatürk'ün kaldığı yerleri,Atatürk Müze Evlerini,Kongre Merkezlerini,Milli Mücadele Müzelerini,Şehitlikleri,kültürel alanları,vatanımın eşsiz güzelliklerini ziyaret ederek,Anıtkabir'de Atamızın huzurunda Anıtkabir'de bitirebileceğim bir proje ve rota oluşturmaktı ve oluşturdum.Toplam uzunluğu 1881 kilometre olan bu anlamlı projeyi Ferdi KIZIL kardeşim ile beraber tamamladık.Her noktası, her kilometresi, her ayrıntısı ile ben de iz bırakan bir proje oldu.
Kolay değil bu projeyi 4 yıl önce hazırlamış,Atamızın Samsun'a ayak bastığı tarihin 100 ncü yılında hayata geçirmek istemiştim ve bunu anlımızın akıyla yapmanın onurunu taşımaktayım.
4-Karçallardan Çıldıra;Ortanca egomu tatmin için yola çıkıyorum dedim ve çıktım.Geçen yıl planladığım ve bu temmuz ayında yaptığım rotam da inanılmaz anlar yaşadım.
Ana unsurum Borçka ve Şavşat Karagöllerine gitmekti, gittim ve tadını çıkardım. Sahara Dağında kamp yapmaktı, yaptım.
En önemlisi Türkiye'nin kışın donan tek gölü olan Çıldır Gölü kenarında kamp yapıp sabah göle girmekti,kampta yaptım, 05:30 da göle de girdim.
Bunun yanında bir çok geçitten geçerek ortanca egomu gündüzleri tatmin ettim,geceleri ise keyfini çıkardım.

2018 YILININ UNUTULMAZLARI.......
1-Bu da benim şansıma!!!!; İzmir'den Datça'ya Turumun 4 ncü günü İçmeler-Bayır rampasını tırmanıyorum.Rüzgar yok,hava sıcak, zorlandığım anlar oluyor. O anların birinde  bir araç yanımda durdu,''abi gideceğin yere kadar atayım'' dedi.Canıma minnet,ilk defa biri bana yardım teklif ediyor.Tamam diyeceğim anda arabanın arkasına baktım,''sağol birader kalsın, daha zamanım var'' dedim.Karşılıklı gülümsedik ''sen bilirsin abi ama bu yokuş adamı öldürür'' dedi.Ben de ''söz o zaman ilk sana haber vereceğim'' dedim ve herkes yoluna devam etti.
Duran cenaze aracı idi, işte bu da benim şansıma!!!!!

2-İnsan olmak böyle bir şey....Mayıs' ın ilk haftası Yılanlıdağ Şenyayla taraflarındayım, muazzam bir yağmur ve doluya  yakalandım.Görüş mesafesi sıfıra yakın. Şenyayla' da bir sundurma altına sığındım.
Evin kapısında ayakkabıları görünce evde birinin olacağını tahmin ederek kapıyı tıklattım.Yanılmamışım bir ablamız kapıyı açtı.
-''Ablacığım yağmur dininceye kadar sundurma altına sığınabilirmiyim'' dedim.
-''Olmaz, hemen içeri gir,donacaksın orada,içeride soba yanıyor ısınırsın'' dedi.
Güzel yurdumun güzel insanı beni sobanın baş köşesine oturttu,güzelce ısındım,çay demledi, içtim, içimi ısıttım.
Yağmur dinince müsaade istedim, ''Yolun ne zaman buraya düşerse gel evladım, sen Tanrı misafirisin'' deyip beni uğurladı.
3-İstiklal Yolundan Zafer Yoluna;25 Haziran-06 temmuz tarihleri arasında yapmış olduğum projemde, İnebolu'dan Ankara'ya uzanan İstiklal Yolu' nda tanık olduklarımı, yaşadıklarımı, Anıtkabir ziyaretimdeki duygu selimi,Sakarya Meydan Savaşı Alanlarını gezerken nasıl duygulandığımı,ecdatımla gurur duyduğum anları, Şehitleri andığımız anları,Şuhut'tan Kocatepe' ye uzanan Zafer Yolu' nu nasıl bir heyacanla çıktığımı ve Kocatepe' deki o duygusal anlarımı unutabilirmiyim.
4-)Egomun tavan yaptığı anlar;
Doğu Karadeniz Turuna Egomu Tatmin Etmeye Gidiyorum Dedim.

Altındere Vadisinde gezindim Rakım 1150,
Zigana Dağını aştım Rakım 1850,
Vauk Dağını tırmandım Rakım 1875,
Soğanlı Dağında bulutlarda kayboldum Rakım 2330,
Derebaşı Virajlarından rüya gibi bir iniş yaptım,
Çengovit Buzul Göllerinde göğe ulaştım Rakım 3200,
Ovit Dağını aştım Rakım 2640,
Kaçkar Dağlarının Yaylalarında gezindim Rakım 2450.......
Egomu da tatmin ettim, keyfine de vardım,peş peşe zirve yapmanın hazzını da yaşadım.Daha ne isteyebilirim ki, kime ne kadarı nasip olabilir ki.
Egomu tatmin etmeye gidiyorum dedim, sonuna kadar tatmin ettim.
Üstelik Derebaşı Virajlarını arızalı bisikletimle indim.


                                                           
2017 YILININ UNUTULMAZLARI…….
     1-) Gurur ve onur;Suların Doğduğu Topraklardaki Turumda bir günde iki zirve.
Sabah 2204 rakıma sahip Kumalar Dağına tırmandım 1904 Rakıma sahip Çakmaktepe Geçidinden geçtim.
    Öğleden sonra ise Zafer Yolundan 1874 Rakıma sahip Kocatepe’ ye tırmanıp, burada Atamıza ve kahraman silah arkadaşlarına saygımı sundum.Ne mutlu bana.
    2-) Huzur;Büyükkalecik’ te 100  şehidimizin yattığı Yüzbaşı Agah Efendi (Kurtkaya) Şehitliğinin yanında kamp atıp,geceyi huzur içinde geçirdim.Burada uyuduğum rahat uykuyu şimdiye kadar hiç bir yerde uyumadım.
    3-) İnsanlık;Kumalar dağı eteğindeki Dutağaç köyünde yaptığım kamp akşamında  iftar vakti tepsi içinde çadırıma yemek getiren köylümü unutabilirmiyim.
   4-) Özveri;Bakırçay Temiz Aksın etkinliği çerçevesinde Soma’ya vardığımızda biz 20 kişiyi karşılayan, ağırlayan,güler yüzü ile neşe saçan, ayrıca Soma yerel TV ve Gazetelerinin konuya değinmesini sağlayan Bircan KARALAR arkadaşımızı unutamıyoruz.
   5-) Heyecan;Azdavay yönünden kan ter içinde Ballıdağ zirvesine 25 km tırmanışı,
1570 Rakım Ballıdağ zirve tabelasının bulunduğu yerde zirve hatıra fotoğrafımı  çekilir çekilmez şiddetli yağmur ve fırtına eşliğinde Daday yönüne 15 km iniş yapmamı unutabilirmiyim.(Fırtınada bisiklete hakimiyet sıfıra yakın, ayrıca ıslanan frenlerin fire vermesi ise işin cabası oldu.Korktum mu? hayır.)
  6-) Azim ve zevk;1605 Rakıma sahip Çangal Dağının, Çangal Geçidinin olduğu 1350 Rakıma kadar 15 km boyunca yol yapımı eşliğinde tırmanma ve 30 km ye yakın muhteşem manzara eşliğinde iniş hafızamda yer etti.
  7-) Milli Duygu;İnebolu’ da geçirdiğim günü unutmak mümkün mü? Denk Kayıkları,Türk Ocağı,Kent Müzesi,Nezihe Battal Kültür evi gezilerim ve İnebolu’da kurduğum dostlukları.
İnebolu’ nun Kurtuluş Savaşındaki yerini ve önemini unutabilirmiyim. Tekrar geleceğim İnebolu,bu sefer İstiklal Yolunda pedallamak için.
  8-) Olmamalı;Bu yıl içerisinde iki farklı yerde araba içerisinden sol tarafıma tokat atılması,birinde dengemi yitirip düşmemi, diğerinde ise daha önce fark edip tedbirimi almamla vurmaya çalışanın elinin zarar görmesini.


 9-) Maneviyat;11-14 Eylül 2017 tarihleri arasında yapmış olduğum Gelibolu Yarımadası Şehitlere Saygı turumun her saniyesini,her anını,gezdiğim,gördüğüm tüm Şehitlikleri ve yaşadıklarımı unutabilirmiyim.
10-) Su;Afyon - Eskişehir arasında öğlen vakti su kenarında yemek molası vermeyi ve güneşi fırsat bulup duş almayı. 2 saat sonra ise hızla arkadan yetişen yoğun yağmur altında 1 saat bisiklet sürmeyi.Yani bir günde iki duş!!!!! ama ikincisi bayağı sağlamdı!
11-) Yorumsuz;Yoldan uzak bir yerde ıslanan malzemeleri öğlen güneşinde kurutup, kendimde hafiften dinlenirken,dağ yolundan gelip,yanımdan geçen aracın 300 metre sonra durup geri geri gelip,bana hitaben burada yemek yiyemezsin,buradan git demesine ne demeli.(Ramazan ayını bahane ediyor)
Tabii gerektiği şekilde cevabı aldı,ne kadar dini bütün olduğunu!!!! ortaya çıkardım,hem de yanındakilerle beraber.(Yöre önemli değil,önemli olan insan olmak)
12-)Saldırı;Milas-Söke yolunda 3 çoban köpeğinin saldırısını ve 100 metre ilerideki çobanın aval aval bakar halini unutamıyorum.Nasıl mı? kurtuldum, tabii ki saldırana saldırarak ve sonunda köpek kovucuyu çalıştırarak. Çoban mı? yediği lafın haddi hesabı yok.


2016 YILININ  UNUTULMAZLAR....
1-) Yağmur;Alankıyı Yaylasına vardığım anda havanın bozması sonucu yağmura yakalanmadan çok seri bir şekilde kurduğum çadırı unutamıyorum,hemde içine malzemeleri koymamla beraber 1 dakika 10 saniye de kurmuşum.(Ormancılar saat tutmuş)Ben çadıra girer girmez de şiddetli yağmur saatlerce sürdü.
2-)Ecza Çantası;Bafa Gölü kıyısında arabadan burnu kanayarak inen genç kızımıza ecza çantamda bulunanlarla yardımcı olmamı,kendisinin beni doktor sanmasını ve bir gün sonra geri dönüşte köylerinden geçerken beni tanıyıp anne babası ile tanıştırmasını unutabilirmiyim.
3-Selamün Aleyküm, hello........Koyuneli' li Ali Osman,yabancı mı? Türk mü? bu gelenler bilememiş ve bize ortaya karışık bu selamı verdi.
4-)Tedbirli Olmalı!!!!! Didim yakınlarında denize girip duş alırken yakınıma gelen serseri kılıklı 4 kişinin az ileride ateş yakıp yaş - kuru çekmeleri.
Beni yabancı turist sanıp bir şeyler kopartmaya çalışması....
Türk olduğumu anlamaları ve boş gezmediği mi anlamaları uzun sürmedi. Sonrası mı? Jandarma dördünü de aldı götürdü.
5-)Haydar Köylü Haydar.....Madra Dağı eteklerindeki Haydar Köyünden geçiyorum.Arkamdan bir ses Şafak abi......
Üç yıl önce buradan geçip,ekmeğimizi,yemeğimizi paylaştığımız Mehmet kardeşim beni tanımış.
Çocukları da tanıdı beni,ben onların baloncu amcalarıyım. Oturduk muhabbet ettik Mehmet ile... adı Mehmet ama ben ona Haydar Köylü Haydar diyorum....
Dostluklar yıllar geçse de unutulmaz.
6-) Tilkinin Gazabı;Ayvalık taraflarında kamp attığım gece çadırın etrafında gezinen ve çadıra sürtünenin 4 ayaklı bir şey olduğunu anlamam kısa zaman aldı.Kedidir dedim ama pist deyince kaçmayınca kedi olmadığını anladım.
Dışarı çıkınca tilki olduğunu gördüm,ne yaptım sa onu uzaklaştıramadım.
Tilki' nin gazabı ise korkunçtu!!!!! Tilkinin sesi çığlıktan farksızdır, ilk defa o gece o çığlığı yakından duydum.Yani gecenin galibi Tilki oldu, sabahın ise ben.
7-)Korku!!!!Karaburun taraflarındayım, bir genç abi tek başına dolaşmaya,çadırda kalmaya korkmuyormusun diye sordu.Bana iyi bak korkacak birine benziyormuyum dedim.Baktı,baktı, yoooooo dedi.
Balık işindemisin diye sordum yok abi mezarcıyım dedi.Şimdi sıra bana gelmişti, ya sen korkmuyormusun? Cevap; tırsıyorum abi...... oldu.


                                    8-)Ah Şu Çocuklar...
Kırıklar köyüne tam girmiştim,bir çocuk bana merhaba arkadaş diye selam verdi.Ben de hemen yanında durup selamına karşılık verdim.

Konuşmaya başladık;

----Adın ne?

----Ali

---- Kaç yaşındasın?

----- 4

----- Sen çok akıllı bir çocuğa benziyorsun,

-----Ben çok güçlüyüm de.(Elindeki poşedi havaya kaldırıp bana gösteriyor)

-----Aferin sana, madalyayı hak ettin.

----- Ben o dediğinden istemem, ben onu istiyorum (Göğsümdeki bayrağı gösteriyor)

Hemen çantamda taşıdığım küçük Türk Bayraklarından birini çıkarıp, Ali'nin göğsüne yapıştırdım.

Akıllı,güçlü Ali taktığım bayrağa bakıp, bana bir asker selamı çaktı ve yoluna devam etti.

Bana da arkasından gülerek bakmak kaldı.
9-)Geçit vermeyenler; Balıklıova'dan Mordoğan istikametine gidiyorum solumda ormanın içinde çatırtı,çuturdu benim önüm sıra gidiyor.Domuz sürüsüymüş.Yolun karşısına geçecekler,benden dolayı geçemiyorlar.Ben tırsıp beklemeye başlayınca 100 metre ileriden yolun aşağısına indiler de,rahat nefes aldım.
10-)Gece çadır toplama;Aliağa'da izin alıp kamp yaptığım işletme görevlisinin gecenin bir yarısı burada çadır kuramazsın demesi üzerine gece çadırımı toplayıp başka yere gitmemi unutamıyorum.(Meğerse benden içki parası isteyecekmiş ama becerememiş.)


2015 YILININ  UNUTULMAZLARI.....
1-)Misafirperverlik;Kovada Gölünde tanıtım merkezindeki kamp yerimde görevli arkadaş Selahattin' in misafirperverliğini ve sohbetini unutabilirmiyim.
2-)Yorumsuz; Kozak Yayla Turundayız. Yolda ağaçtan düşen bir serçe yavrusu  karşımıza çıktı. Bisikletten inip hemen avucuma aldım, bu arada karşıdan kamyon geliyordu, kamyonu el işareti ile durdurduk(yol çok dardı).Kamyoncu yaptığımızı görünce saygı ile gülümsedi.
Bu güzel korumasız yavruyu ise yine doğaya çalıların arasına saldık.
Bizim yapacağımız bu kadardı,annesinin onu bulmasını ümit ederek yolumuza devam ettik.
3-)Ben Türk'üm Abi;Isparta'nın Aksu ilçesindeki kahvehanede önümü kesen bir amcaya Türk olduğumu ispatlamak için yarım saat dil dökmemi unutamam.
Ne dedi biliyormusunuz? herife bak ya Türk olduğunu iddia ediyor, sen onu benim külahıma anlat.Ama helal olsun adama Türkçeyi bizden daha iyi konuşuyor demez mi? gel de gülme......
4-)Çay-kahve;Nazilli-Beydağ arasında yol alırken 3 köyde de peş peşe beni durdurup çay ve kahve ikram etmelerine ne diyebilirim ki....yurdumun insanı sizi seviyorum.
5-)Bisiklet ve Çocuklar;Baattin ŞİMŞEK ile yaptığımız Bozdağlar turu esnasında Sivrice ve Bağyolu köyleri ile Subatan Yaylasında karşılaştığımız çocuklarla olan diyaloğumuzu unutamıyorum. Hepside büyümüş küçülmüştü adeta.Ama hep oyun ön plandaydı.Hepsine de bisiklet ile ilgili bilgi verdik, ne kadarını yaparlar zaman gösterir.

6-)Baattin ve Çocuklar;
2015 yılında Büyük Taarruz Bisiklet Turundayız.
Kaplangı Dağından güney yönünde inip Banaz ilçesine doğru hareket halindeyiz.Ovada köyün içinden geçerken 3 tane çocuk gördüm yanımda taşıdığım ufak tefek şeylerden onlara verdim ve yola devam ettim. Ama köyün içinde çocuklar,2 şer 3 er kapılardan,duvarlardan atlayarak geliyorlar,aynı zaman da koşun koşun amcanın biri şeker dağıtıyor diye bağırıyorlar.
Çantam gözümün önüne geldi onlara yetecek kadar malzemem yoktu ama bana gelmiyor köy meydanına doğru koşuyorlardı.
Ben de köy meydanına geldiğimde bir de baktım ki Baattin ŞİMŞEK bisikletinden inmiş elinde koca bir şeker torbası ve etrafı 15 den fazla çocuk ile çevrili.
Yanlarından geçerken tatlı bir tebessüm ve selam verdim,içim bir tuhaf olarak.
7-)Hoş Geldin Boş Geldin;Tek başıma kamplı uzun bir turdayım ve yoluma devam ediyorum.
 Bir yerleşim yerinin dışında bir kamp alanında bayraklar,çadırlar ve bisikletleri görünce selam vermek için yanlarına uğradım.Beni görünce birisi güler yüz ile hoş geldiniz,sefalar getirdiniz faslına girerek çok yakından ilgilendi.Aynı zamanda elinde bir liste vardı,isminiz ne, nereden geliyorsunuz sorusuna merhaba demek için geçerken uğradım demem ile beraber aaa bizden değilmiş lafı ve sonrasında tüm kafalarda başka yere çevrildi ve benim ile herkesin irtibatı kesildi,bana güler yüz gösteren kişi ise buraya bisikletini bırakamazsın demeler,daha ne diyeyim....
Birileri bisiklet festivali yapıyormuş, meğerse onlarmış.Ben onların müşterisi olsaydım ilgileneceklerdi demek ki,şansızmışım!!!!
8-)Zeytin Yağı ve İnsanlık; Burdur taraflarındayım bir meyve tezgahına uğrayıp 2 elma aldım ve parasını verdim.Orada zeytin yağı bidonunu görünce yağımın bittiği aklıma geldi ve köylü kadından şişeme zeytinyağı istedim tabii vereyim dedi ve aldım. Kaç lira olduğunu sorduğumda ise ne parası o benim kendimin kullandığı zeytinyağıydı, ona para almam dedi.
Ben ısrar edince her şey para değil,sen yolcusun, yemeğini yaparken Allah razı olsun desen yeterli dedi.

9-)Geçit Vermeyenler....Daha Eğirdir'den yeni çıkmış yola devam ederken Bağlar mevkiinde köpeklerin saldırısına uğramak.Talihsizlik, çoban sağırmış ve arkası dönüktü.5 dakikalık mücadele bana bir ömür gibi geldi.Yaşlı teyze olayı görüp, köpekleri kovmasa mücadele daha uzun sürerdi.
10-)Kimin Başına Geleceği Belli Olmaz.
Yunddağı,Koruköy-Siyekli civarındayım çok susadım mezarlığın duvarının dibinde gölgelik bir yerde mataramı çıkardım suyumu içerken,birden gördüğüm manzara karşısında içtiğim suyu fışkırttım.
Mezarlık kenarı ve ben su içerken içeri baktığımda mezar taşına ölenin koskoca resmini koymuşlar.Arkadaş,dikmiş gözlerini bana bakar gibi......
Hazırlıklı olsam bir nebzede, birden bire görünce afallıyor insan.
11-)Çadır En Hızlı Nasıl Toplanır?
Akşam hava kararmak üzere ve ben kamp yeri arayışındayım.Sonunda buldum yoldan içeride küçük bir düzlük, çeşme ve arkasında ağaçlık bir alan.Çokta güzel,sote,korunaklı bir alana benziyor.Hemen çeşmenin yanında akşamın karanlığından faydalanarak soyunup, çeşmenin altına girip güzelce duş alıyorum.Sonra giyinip, çadır kuracağım alana geçiyorum.Küçük bir düz alan ve çadırı buraya kuruyorum.Tam eşyaları içine yerleştireceğim zaman etraftaki taşların görüntüsü ve ağaçların kokusu dikkatimi çekiyor.Bana ortam bir tuhaf geldi....bir şeyler çağrıştırıyor, huylanmaya başlayınca hemen tepe lambamı yakıp taşlara çevirdiğimde peş peşe
 '' Ruhuna Fatiha'' yazıları ile karşılaşınca mezarlığın içine kamp attığımı anladım.Nasıl çadırı topladım,nasıl dışarı çıktım hatırlamıyorum ama, en hızlı çadır topladığım an o andı her halde.....
                                                          
12-) Yol Hali!!!! ; Eylül aylarının başları, uzun bir turdayız.
Gruptan ayrı Baattin ŞİMŞEK ile Eşme istikametine yol alıyoruz.
Bir ara çok sıkıştım,köyden geçiyorduk, Baattin’ e sen devam et, benim az işim var sana yetişirim dedim.
Köy camiisinin yolunu tuttum,tuvalete girmemle çıkmam bir oldu!!!
Kaskatı kesildim…..
Bisiklete bindiğim gibi Baattin’ e yetiştim.Baattin beni görünce hayırdır usta çabuk geldin,işini hallettin mi dedi..
Nasıl çabuk gelmeyeyim Baattin ustam, tuvaletin içine diklemesine 2 tane tabut koymuşlar,işimi görecek durumda değildim dedim.(Hangi akla hizmetse)
Benim yerimde kim olsa,kaskatı kesilirdi herhalde,tabutlarla iç içe herhalde o iş olmazdı.
Bir sonraki yere gidinceye kadar bayağı sıkıntı çektim ama ne yapacaksın yol hali!!!!!


2014 YILININ  UNUTULMAZLARI.....
1-)Şafak Sen Yolu Bilmiyorsun;Tüm rota ve programını tamamen benim yaptığım uzun tura üç kişi çıkmıştık.
Turun 2  ya da 3 ncü günü bir köy kahvesinde mola verdik.Çaylarımızı yudumlarken köylülerle de her zamanki muhabbetlerimizi yapıyorduk ki,benim ile turda olan arkadaşlardan biri Şafak sen yolu bilmiyorsun,bizi buralarda boşuna dolaştırıyorsun demez mi?
Onun o tarafa döndüğümde köylünün birine gideceğim yerin yolunu sormuş, o da arabaların dolaşarak gittiği yeri söylemiş.
Bu ukalaca çıkış ve bana laf söyleme olayından sonra,ben de tamam arkadaş sen köylü dayının söylediği yerden git 3 gün sonra bizim gideceğimiz yere gelirsin dedim.
Sonra gideceğimiz yerin yol tarifini ben peş peşe sıralayınca,köylüler bizden daha iyi biliyorsun, senin arkadaş niye yolu soruyor ki dediler.
Madem programı ve rotayı ben yaptım,bana uy be arkadaş, sağdan soldan duyduklarınla beni rencide etmeye çalışma.Ben emin olmadığım adımı atmam.
Bahsettiğim arkadaş, turu eksik tamamlayarak yoluna gitti ve bir daha benim turuma gelemeyeceği de kesinleşti .....
2-)Melemen;Ege Bölge Turunun son günü,öğlen Bayındır'da merkezdeki parkta yemek molası verdim.Yemeği yine kendim yapıyorum,menümde melemen var.
Yemek malzemelerini hazırla,melemeni yap, sonrada mideye indir,üstüne de bir keyif çayı iç.Yani bir saat kadar orada oyalandım.
Tam toparlanmaya başlamıştım ki,yanıma bir amca geldi, 1 saattir seni hayranlıkla izliyorum dedi,kimseye eyvallahım yok tarzınla geldin,yemeğini yaptın, çayını da içtin.
Sana hayran olmayayım da kime olayım, seni imrenerek izledim,şimdi de eve gideceğim, yengene melemen yaptıracağım dedi.Benden görünce canı çekmiş amcanın.
Keşke gelseydin yanıma beraber yerdik dedim,ama olan olmuştu bir kere...
O melemen yaptırmak için evin yolunu, bende kendi evimin yolunu tuttuk.
3-)Yol Ver Geçem;Havran'ın Koca Seyit köyünden  Kazdağları' nın Hanlar mevkiine doğru gidiyoruz.Üç kişiyiz ben diğer arkadaşlardan 500 metre ilerideyim.Önümde bir sürü belirdi,yolda da köpekler.
Tabii hemen durup gardımı aldım. Aynı zamanda çoban oralardadır diye seslenip,düdük öttürüyorum. ama kimseler yok. Ta ki köpekler yanıma gelince çoban bir ağacın arkasında belirdi,kulağında kulaklıkla. Yani beni duymamış. Az hal hatır sorma ile başlayan konuşma benim hele şunları yoldan çek demem ile devam etti.
Abi bir şey yapmaz onlar,sakindirler filan derken,sabah domuzun birini boğdular demez mi!!! Domuz boğan mı? Domuza bunu yapan bana ne yapmaz ki!!!!
Al başa bela, zor bela yoldan çektirdim köpekleri,köpekler çekildikten sonra da Baattin ile Fatih yanıma teşrif ettiler, tabii hiç bir şeyden haberleri yok.

4-)İki İmam Farkı!!!!!;
Birinci İmam:Ege Bölge turumu yapıyorum.
Köprübaşı'ndan Demirci'ye doğru yol alıyorum.Kılavuzlar köyü yakınlarında bir akarsu ve köprü var,akarsuyun adını merak ediyordum.Yolda birisini görünce selam verdim ve akarsuyun ismini sordum. Ben buralara yeni geldim,devlet memuruyum, bilmiyorum dedi.Karşı köyün imamı ve 8 senedir orada olduğunu öğrendim ve merak etiğim bir kaç şeyi daha sordum ben bilmiyorum lafları ile beni sepetledi.Bayağı yenimiş buralarda 8 yıl olmuş geleli.
İkinci İmam:Aynı gün akşam Demirci üzeri Selendi'ye vardım.Selendi dışında bir küçük köy ve benzinlik benim kamp yerim oldu. Çadırımı kurup 50 metre ilerideki camiinin çeşmelerinde duş almak için  gittim.Tam duşumun yarısında imam geldi.Selamlaştık, ne için orada olduğumu söyledim ve muhabbete başladık.Hocam duş alıyordum,istersen bir müsaade et sende rahat, ben de rahat ederim dedim. O da sen keyfine bak,abdesini al ben çok ölü yıkadım, bunda utanılacak bir şey yok demez mi?
Hem muhabbet ettik,hem de ben duşumu alıp,çamaşırlarımı yıkadm.
Ben onun kadar hoş görülü,dünya görüşü açık,aydınlık bir imam görmemiştim.
Biz böyle konuşmaya devam ederken bastonlu yaşlı amca geldi, imam da ha işte benim de tek müşterim geldi,demek ki namaz vakti gelmiş deyip ayaklandı.Köyün tek cemaati bu yaşlı adammış ama köy imamının aydınlık fikirlerini alacak başka adam yokmuş.....
Bir günde iki farklı imam,başka söze gerek var mı?....

5-)Tavuklar ve Ev Sahipliği. Saruhanlı'dan Gölmarmara istikametine doğru gidiyorum. Alibeyli köyüne geldiğimde yağmur başladı bende köy kahvesinin yolunu tuttum.Köy de kapalı pazar yerinden 3 tane var.Yağmuru önemsemedim,nasılsa bu pazar yerlerinin altında kamp atarım diye düşündüm.
Kahve de uzun süre kaldığımdan arkadaşlığı ilerlettik.Köy senin istediğin yerde kal diyenler bile oldu.Ama ben kafaya koymuştum,hava kararınca kapalı pazar yerinin bir köşesine çadır kurmaya başladığımda kahveci ile bir abimiz yanıma geldi. Buraya çadır kuramazsın dediler.Niye diye sorduğumda,sen Tanrı misafirisin,seni açıkta bırakmayız, geceyi bizim çiftlikte geçireceksin dediler.
Yapılacak bir şey yoktu bende kabul ettim. Gittiğimiz yer tavuk çiftliğiydi,bana verdikleri oda ise mükemmele yakındı,temiz yatak,mutfak, banyo, televizyon hepsi vardı. Daha ne olsun ki....
Alibeyli' deki bu muhteşem misafirperliğe saygı duymadan olmaz.Selamlar Alibeyli....


6-)Gürlek Şelalesi; Mayıs ayı,Nif dağından Kaynaklar tarafına inişteyim. Gürlek Şelale tarafından Kaynaklara ineceğim. Gürlek şelale yakınlarında çok güzel bir Kaynaklar manzarası yakalayınca bir fotoğraf çekmek için durdum.Durmam ile beraber solumda çok büyük bir gürültü ve kocaman bir domuz ile burun buruna geldim. O bana,ben ona baka kaldık.Ama o kaçmayı tercih etti,yamaca doğru, ben mi? tabii kirişi yağlayıp oradan uzaklaşmak.
Tabii fotoğraf da güme gitmiş oldu.

2013 YILININ UNUTULMAZLARI....
1-)Hacı Hüseyinler Yaylası.
 Madra Dağına tura çıktık.Geceyi Madra Dağında kamp yaparak geçirecektik.1000 Metre rakıma geldiğimizde bir yaylaya ulaştık. Burası Hacı Hüseyinler Yaylasıymış. Bizi önce çocuklar karşıladı,bir tanesinde bisiklet var ve arızalıydı.Hele getir bisikletini yapayım dedim.Nereden bilirdim ki, hepsinin bisikleti olduğunu,hepsi birlikte bisikletlerini getirdi.20 den fazla çocuk ve bir o kadar arızalı bisiklet.Hazırlıksız geldiğimiz Hacı Hüseyinler yaylasında elimizden geldiği kadar çocuklara yardımcı olduk.Geceyi de orada geçirdik.
Bir sene sonra ise yaylaya yine üç kişi hazırlıklı gittik, çocuklara bisiklet için gerekli şeyleri götürdük.
Ben bu çocuklarla gönül bağı kurdum, fırsat buldukça da yazları Madra Dağına çıkıp, yayla çocuklarıyla buluşmayı arzuluyorum.Tabii kısmet olursa.
2-)Güneşli Köyü;Madra dağına tırmanan 3 kişiyiz.
Madranın hemen eteklerinde bulunan Güneşli köyüne geldik,köy kahvesinde mola vereceğiz ama kahvehane kapalı, çünkü Ramazan ayındayız.Ama içeride bir kıpırtı görüyoruz ve kapıyı vurup içeri girdiğimizde birisi çay demlemiş içiyor.
Bu kişi kahveci dayımış,sakın kimseye söylemeyin,yengeniz de,köylülerde beni oruçlu biliyor ama ben bu gün tutamadım, o yüzden çay içiyorum.Bize de çay verirsen kimseye söylemeyiz deyip şaka yollu takıldık.Daha sonra ise amca ile dost olduk.

Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.