GELİBOLU (GELİBOLU YARIMADASI ŞEHİTLERE SAYGI TURU-GELİBOLU ŞEHİTLİĞİ-GAZİ SÜLEYMAN PAŞA CAMİİ-GELİBOLU KALESİ- PİRİ REİS-GELİBOLU SAVAŞ MÜZESİ-BAYRAKLI BABA-NAMAZGAH-MEVLEVİHANE-SARUCA PAŞA TÜRBESİ-ÇİLEHANE)

                     Gelibolu Yarımadası Şehitlere Saygı Turu




Türk olmaktan ve Gelibolu' lu  olmaktan gurur duymaktayım.
Bir bisiklet turcusu, kampçı,gezgin olarak çeşitli yerler gezmekle beraber tarihsel öneme sahip,topraklarında çok şehitler verilmiş,muhakkak görülmesi ve gezilmesi gereken yerlere özellikle gitmekteyim.
Gelibolu benim memleketim.
 Gelibolu'nun her karış toprağını bilmeme rağmen bir bisiklet gezgini,turcusu ve kampçı gözü ile pek bakmamış ve buraya özel bir tur yapmamıştım.
Tarihimizi daha iyi anlamak açısından her karış toprağını gezmeye gayret ettiğim ülkemin bir destana, kahramanlığa tanıklık ettiği Gelibolu' yu ve Gelibolu Yarımadasını bir vatandaş,bir gezgin, bir turcu,ülkesini seven biri olarak gezip hissettiklerim ile beraber kaleme almak istedim.
Gelibolu Yarımadası yakın tarihimizde çok büyük bir savaşa tanıklık etti,burada çok şehitler,gaziler verdik,kolay savunulmadı bu topraklar.
Kahramanlarımızı tekrar yad etmek,ruhlarına dualar okumak,onları saygı ile anmak için bu topraklarda GELİBOLU YARIMADASI ŞEHİTLERE SAYGI TURU adında çok özel bir tur oluşturdum.
Gelibolu bizim için olduğu kadar bize düşman olanlar için niye bu kadar önemli?Niye Gelibolu sorusuna cevap aramak,Gelibolu' un önemini anlayabilmek için Gelibolu' yu iyi tanımak gerek.
O yüzden Gelibolu Yarımadası Şehitlere Saygı Turuna başlamadan önce Gelibolu hakkında bilgilerimizi tazelemek,tekrarlamak,anlamak ihtiyacı olduğu kanaatindeyim.
Gelibolu' yu ne kadar çok anlar ve tanırsan,Gelibolu savaşını o kadar iyi anlarsın düşüncesindeyim.
Tarihçi değilim,yazarda değil ama böyle anlamlı bir şeyi kaleme almak gerek.
Yazımı kaleme alırken çocukluğuma kadar gidip,Mehmet İrdesel hocamızın Gelibolu tarihi hakkında yazdığı kitapları hatırladım,hafızamı yokladım,tekrar ettim.
Gelibolu Belediyesi' nin sayfalarını bol bol okudum ve yararlandım.
Çanakkale Kültür Varlıkları sayfalarına göz attım,notlar aldım.
Kitabelerden, yazıtlardan faydalandım.
Bir çok kaynağın birleşiminden yola çıkarak Gelibolu hakkında bir şeyler yazabilecek konuma geldim.Her tanıtım altına da küçük yorumlar katmayı da ihmal etmedim.
GELİBOLU YARIMADASI ŞEHİTLERE SAYGI TURU öncesi Gelibolu' yu tanımak için şimdi yola çıkabiliriz.
Devamında gün gün tüm Şehitliklerimizi ve Müzeleri gezeceğiz ve hissettiklerimi, gördüklerimi hepsini kaleme almaya devam edeceğim.


Gelibolu
Gelibolu’ nun kuruluşu MÖ 12. yüzyıla dayanmaktadır.Asya ile Avrupa’ yı birbirine bağlayan boğazın Trakya yakasında ve bir geçit yolu üzerinde bulunuşu nedeniyle daima tarihi olaylarla karşılaşmış , istilalar nedeniyle bir çok kez el değiştirmiştir.Uzun yıllar Yunanlıların , İranlıların, Mekedonya' lıların, Bergamalıların, Sparta' lıların, Roma' lıların elinde , Anadolu yakasının bir iskelesi durumunda olan bir kent olarak kalmış, fakat Bizans devrinde önemi artarak gittikçe gelişmiştir. 
Antik adı Gallipoli olup , güzel şehir anlamına gelmektedir. 
Bugünkü adı da bu kelimeden türemiştir. Osmanlı kaynaklarına göre, rüzgarın çok oluşundan Yelibol adını alan kent sonraları Gelibolu’ya dönüşmüştür. Muhammediye' nin yazarı Gelibolu’ lu Yazıcızade Mehmet Efendi’ye göre , Gelibolu adının Gülübol’ dan geldiği ileri sürülmektedir. Tarihi gerçek ise, kentin Gallipoli adını taşıdığı ve Gelibolu adının bu kelimeden geldiği şeklindedir.

Mitolojik devirlerde Hititler, Frigyalılar, Traklar devrinde Gelibolu’ nun hangi adı taşıdığı bilinmemektedir. Yapılan araştırmalarda mitolojik haritalarda Gallipoli adına rastlanılmamıştır. Ancak Gelibolu’ nun bulunduğu yerde Crithote adına rastlanılmaktadır ki, bu da Gallipoli’ den önce kentin bu adı taşıdığını göstermektedir.
1354 yılında Orhan Gazi'nin büyük oğlu Şehzade Süleyman Paşa tarafından fethedilerek Türklere geçmiştir.
Osmanlı İmparatorluğunun ilk tersanesi , 1391 yılında Gelibolu’da kurulmuştur.Gelibolu uzun yıllar Kaptan Paşalık Eyaleti olarak Türk denizciliğinin ünlü bir kenti olarak kalmıştır.
1. Dünya Savaşından yenik çıkan Türkiye'nin bir çok bölgeleri gibi Gelibolu ve yöresi Fransız ve Yunanlıların 3 yıl işgalinde kaldıktan sonra 26 Kasım 1922' de düşman işgalinden kurtarılmıştır.
Gelibolu daha önceleri Edirne Vilayetine bağlı sancak iken 1923 yılında bütün sancakların ( Mutasarrıflıkların ) unvan itibariyle kaldırılarak vilayet sayılması üzerine, Gelibolu’da aynı yıl vilayet olmuştur. Daha sonra 23 Temmuz 1926 yılında Çanakkale İline bağlı bir ilçe olmuştur.

1354 yılında Şehzade Süleyman Paşa tarafından Türk topraklarına katılmış olan Gelibolu hep Türk kalmıştır ve Türk kalacaktır.
Bu tarih aynı zamanda Türklerin Avrupa Kıtası' na ilk adım atış tarihidir.



 Gazi Süleyman Paşa Cami
Ulu Cami, Cami Kebir, Gazi Süleyman Paşa Cami ve Hüdavendigar Cami olarak da tanınır. 
Cami ilk kez 1385 yılında Sultan Murat tarafından kilisenin bulunduğu yerde ve aynı temeller üzerine yaptırılmıştır. Sultan Murat döneminde “Ulu Camiler” planında yapılmış üç camiden biridir. 1676-1891 ve 2006 yıllarında tamirat görmüştür. 
Üç kapısı vardır. Kuzeybatısında 1449’da yapılmış, sonradan yenilenmiş çeşmesi bulunmaktadır. Üç cephesinde yuvarlak kemerli pencereler vardır. Mihrabı mermerden yapılmıştır. Minaresi, caminin kuzey batısında olup, kesme taştandır.
İlk ibadete açıldığı dönemde burayı fetheden komutan ilk cuma namazında elinde kılıcı ile ilk cuma hutbesini okumuştur.
Bu gelenek o yıldan beri cami imamları tarafından hala uygulanmaktadır.
 Bu Süleyman Paşanın fetihlerinin anısına yapılmakta olan bir gelenektir. Cami Avrupa' da inşa edilen ilk cami olup,türünün tek örneği olan fetih camidir.

Merkezi yerde olan cami halk arasında Büyük Cami diye anılır.Bizlerde çocukluğumuzdan beri öyle duyduk, öyle bildik ama asıl adı Gazi Süleyman Paşa Camidir. Kapısında kitabe de yoktu ama artık var, cami hakkında  bilgi sahibi olmak artık daha kolay.Teravih,Cuma ve Bayram namazlarındaki kalabalığı hala gözümün önünde.


Gelibolu Kalesi Ve İç Liman
Antik dönemde kurulduğu bilinen kaleyi Bizans İmparatoru I. Justinianus onartmıştır. Evliya Çelebi’ nin anlattığına göre, kale dik ve kesik kayalara kurulu 6 köşeli bir kaleydi. 70 kulesi bulunuyordu. Kale içinde XVII. yüzyılın ortalarında 300 tek katlı ev, kethüda, topçu başı ve cebeci başının konakları, su sarnıçları, cami ve hünkar hazinesi vardı. 
Kaleden geriye sadece bir burcu kalmıştır. 
Liman ise iki bölümden oluşmakta olup, denizle olan bağlantısını dar bir geçiş ayırmaktadır. Yol olarak kullanılan köprü, limanı ikiye ayırmaktadır. Köprünün altından geçen küçük tekneler genellikle iç taraftaki havuzda bağlanmaktadır. Kule ise içteki havuzun yanında yükselmektedir.

Çocukluğumuzda iç ve dış limanda denize girerdik.Pek o kadar temiz olmasa da yine de yüzülecek konumdaydı.Hatırlıyorum,kabotaj bayramları 
( 1 Temmuz) dış liman da kutlanırdı.
Yağlı direk ise  köprü üzerine bağlanırdı.
Gelibolu Şehitliği.
Çanakkale Savaşı ve 1883-1929 tarihlerinde çeşitli sebeplerden şehit olan askerler anısına yaptırılmıştır. Şehitliğin yapıldığı tarih bilinmemektedir.Şehitlikte 201 kabir bulunmaktadır, şehitlikte yatanlardan 105 kabrin kimliği belli olup,96 kabrin ise ismi yazılmadığından yada silindiğinden isimleri tespit edilememiştir.Şehitlik içerisinde günümüz Şehitleri de bulunmaktadır.Şehitlik ilçe merkezi Yazıcızade Mahallesinde bulunmaktadır.
Şehitlerimizin hepsinin Ruhları Şad olsun.





Piri Reis
Piri Reis,Osmanlı Türk'ü denizci ve kartografı. Asıl adı Muhyiddin Piri Bey' dir. Künyesi Ahmet İbn-i el Hac Mehmet El Karamani' dir. Amerika' yı gösteren dünya haritaları ve Kitab-ı Bahriye adlı denizcilik kitabıyla tanınmıştır.
Doğum yeri Gelibolu' dur.
Piri Reis Müzesi
Gelibolu İlçe merkezinde bulunan kale burcunun içinde düzenlenmiştir.Osmanlı Dönemine ait Gelibolu Yöresinde bulunmuş eserler ile Gelibolu' lu ünlü Amiral haritacı Piri Reis tanıtılmaktadır.
Piri Reis'i tanımak ve dönemin materyallerini görmek için müze muhakkak gezilmelidir.

Piri Reis; Gelibolu ile özleşmiş Büyük bir Amiral,Haritacı ve Denizcidir.
Bence Piri Reis'i tanıtmak ve onu yaşatmak için Gelibolu nezdinde daha da çok şeyler yapmalı, küçük bir müze ve bir kaç heykel yetersiz sanırım.Ama yine de Piri Reis müzesini Gelibolu'ya kazandıranlara minnet duygularımı sunmadan edemeyeceğim.Çünkü çocukluğumda Müze olarak değerlendirilen Kale Burcu,atıl,kötü,mezbelelik ve Gelibolu'ya yakışmayan bir yer idi.






Gelibolu Savaş Müzesi.
Alışılmış müze anlayışının dışına çıkan bir tasarımla sergilenen objeler,malzemelerin hikayeleriyle can buluyor.Tarihin belki de en büyük kahramanlık öykülerine tanık olan savaşın,Çanakkale Savaşının izlerini taşıyan yedi binin üzerinde eşyayı sergileyen müzede,her bir eşyanın başka bir anısı var.

Küçük ve anlamlı bir müze,çok küçük bir ücret karşılığı gezebiliyorsunuz,gelirinin yine müze için harcandığını biliyorum.
Gelibolu'ya gelip de Gelibolu Savaş Müzesini gezmeden gitmeyin.
Müzeyi gezdikçe heyecanlanacağınızı garanti ediyorum.



Gelibolu Mevlevihanesi
Dünya’ nın en büyük Mevlevihane’sidir.
Bu bakımdan hem en geniş araziye,hem de en büyük ve haşmetli Semahaneye sahip olanıdır.Plan bakımından Galata Mevlevihane’si ne benzemektedir.
Mevlevihane’ nin banisi ve ilk postnişini, yeniçeri ağalarından Kara Hasan Ağa’ nın oğlu Ağazade Mehmed Hakiki dededir. 
Zamanında bir mescid, zengin kütüphane, altmış odalı harem dairesi, geniş bir yemekhaneye, bir han ve okula sahip olan Mevlevihane külliyesi düz bir mevkide yaklaşık 33,000 m2 bir alana sahip olup ihata duvarı ile çevriliydi.
1. Dünya Savaşı sırasında buranın son şeyhi, Burhaneddin Dede, yedi derviş ile birlikte 4. ordu emrindeki Mevlevi alayı na katılıp 3 yıl Şam' da kalmıştır.
Bundan sonra Gelibolu Düşman işgali altında kaldığı için Mevlevihane’ nin tarihçesi karanlıktır.
Bu dönemde Yunanlılar tarafından cephanelik olarak kullanılan Semahane Binası uzun yıllar bakımsız ve ilgisiz bırakılmış, yılların ve zamanın acımasızlığına uğramıştır.
Bir Baş Yapıt olan bu yapının restorasyonu 1994 yılında tamamlanmış ziyarete ve sema törenlerine ev sahipliği yapmaya başlamıştır.
Görülmeye değer bir kültür mirası olarak Gelibolu’ da ayrıcalıklı yerini korumaktadır.

Mevlevihanenin eski halini ben de çok iyi hatırlıyorum, askeri birliğin içinde güvercinlere yuvalık yapan bir yer olarak hafızamda kalmış.Şimdi ise gerçekten görülmeye değer bir yer olmuş.Sema gösterilerine ve etkinliklere de ev sahipliği yapmaktadır.


Bayraklı Baba Anıt Mezarı
Bayraklı Baba’ nın Anıt Mezarı  fener meydanının girişinde Hamza Bey Koyuna bakan yamaçta yer almaktadır. Anıt, küçük bir bahçenin içinde bulunan mermer bir mezardan ibarettir. Mezarın üzeri ve çevresi irili ve ufaklı bir yığın asılı bayrakla donatılmıştır. Bayraklı baba bir adak yeri olarak bilinmektedir. Ev sahibi olmak isteyenler, evlenmek isteyenler, okulunu bitirmek isteyen öğrenciler yada akla gelebilecek her türlü dilekler için ilk akla gelen Bayraklı Baba olmaktadır. Halk dileği için adak olarak bayrak asar. Bayraklı Baba Türkiye’ nin en fazla ziyaret edilen yerleri arasındadır.
Bayraklı Baba;Asıl adı Karaca Bey olan Bayraklı Baba, Osmanlı donanmasında bayraktarlık yapan yiğit bir denizcidir. Marmara Yassıada açıklarında, Bizans donanması ile yapılan savaşta elinde sancağı ile beraber 1410 tarihinde şehit düşmüştür. Donanmanın merkezi olan Gelibolu’da sahile yakın bir yere gömülmüş ve vasiyeti üzerine mezarı bayraklarla donatılmıştır.
Karaca Bey’in Bayraklı Baba olarak anılmasına neden olan öykü ise şu şekilde de anlatılmaktadır: “Karaca Bey, arkadaşlarıyla beraber düşman tarafından sarılır, kimi şehit kimi tutsak olur. Karaca Bey elinde bayrağı ile düşmana direnir, şehit ve tutsak olması durumunda bayrak düşmanın eline geçeceğinden bayrağı düşmana teslim etmek istememektedir. O anda aklına bir fikir gelir. Bayrağı küçük parçalara böler ve yutar, sonrada düşmana saldırır, yaralanır ve yere düşer. Yaralı olarak bulunduğunda arkadaşları tarafından kendisine bayrağın nerede olduğu sorulur, düşmana teslim etmemek için yuttuğunu söyler. Komutanı bu sözlere inanmaz. Dürüst ve yiğit biri olan Karaca Bey bunu ispat etmek için keskin palası ile karnını yarar ve yuttuğu bayrak parçaları karnından dışarıya kanlarla beraber çıkar. Gerçeği ispatlaması ve mutluluğu içinde yere yığılır. Son sözü “Benim mezarımdan hiçbir zaman bayrak eksik etmeyin” olur. İşte o günden beri türbesinde bayrak eksik olmaz.
Gelibolu denince Bayraklı Baba,Bayraklı baba denince Gelibolu akla gelir.



Namazgah ( Gelibolu Azaplar Namazgahı)
Bu tür yapıların en görkemlisi, en güzeli olarak nitelendirilmektedir 12,50 x 10,00 metre ölçülerinde, üstü açık çevresi korkuluklu bir ana mekan biçimindedir. Biri külahlı, öbürü açık iki minberi, mermerden mihrabı vardır. Mihrabın yanlarında süslü pencereler bulunmaktadır. Yazıtlı kapısı, dilimli ve rumi süslemedir. Mihrap mermerden bir niş içindedir.
Gelibolu’da boğaz ve Marmara’ya karşı geniş bir alan olan Fener meydanında bir açık hava cami olan namazgah, 1407 yılında Hacı Paşaoğlu İskender Bey tarafından inşa edilmiştir. Sefere çıkan deniz tüfekçi erleri için yaptırılmıştır. Azaplar sefere çıkacakları zaman toplu halde burada namaz kılarlardı.

Gelibolu'da fener meydanında bulunan Namazgah görülecek önemli yerlerden biridir. Namazgah' ın bulunduğu bölgede tüm boğaz ve Marmara Denizi görünmektedir.Restore edildikten sonra daha da güzel ve kullanılır bir hale gelmiş.



Hamza Bey Koyu
Bu koya, Osmanlı döneminde Bahçe Çeşme Koyu denilmekte idi. 
Bu adı taşıyan tarihi çeşme halen, askeri dinlenme tesisleri içindedir. Bu koy, Gelibolu'nun sivil ve askeri plaj, motel ve gazinolarının bulunduğu yerdir. 

Çocukluğum burada geçti,çok denize girdik, kumlarında güneşlendik.
Gelibolu' nun en önemli ve doyumsuz güzellikte plajı ve koyudur.
Halk arasında buraya Hamza Koy denir.

Hamza Bey; 1391 yılında Gelibolu kale kumandanı ve aynı zamanda II. Beyazıd' ın emri üzerine Gelibolu Tersanesi' ni inşa etmekte olan Saruca Paşa'nın en büyük yardımcısı idi. Tersanenin yapımında büyük emeği geçmiştir. Saruca Paşa'nın yardımcısı olan Hamza Bey, Lapseki komutanı olan Hamza Çelebi Bey'in oğlu, Saruca Paşa tarafından hazırlanan ve 40 gemiden oluşan filonun komutanı olarak 1428 yılında Ege Denizi'ne açılarak Venediklilerin elindeki bazı adaları yağmalamıştır. Sultan II. Murat ile birlikte Selanik ablukasına, 1429 yılında filo komutanı olarak katılmış ve Selanik' in alınmasına katkısı olmuştur. Koyunluhisar' ı Uzun Hasan'ın elinden kurtardığı için Rumeli Beylerbeyi rütbesi ile Karaman Bey'i İshak Bey'in üzerine gönderildi ve onu yendi. 1460 yılında vefat etti. Mezarı Bursa’dadır.
.


TCG Dumlupınar Denizaltısı Anıtı     DENİZ KUVVETLERİ KÜLTÜR PARKI Denizaltı, torpidolar ve denizcilikle ilgili araç ve gereçlerin sergilendiği parkın ucunda gökyüzünü yırtarcasına şahlanmış bir anıt dikkat çeker: Dumlupınar Şehitlik anıtı ( Şehit Denizciler Anıtı). 4 Nisan 1953 yılında İsveç bandıralı Naboland gemisi ile Çanakkale Boğazında çarpışarak batmıştır. 2004 yılında Gelibolu Belediyesi ve Deniz Altı Sevenler Sosyal Yardımlaşma Derneği (DESSOYAD)tarafından ortaklaşa inşa edilmiştir.O kahreden olay 04 Nisan 1953 yılında yaşanmıştır.Çanakkale Boğazı Nara Burnu açıklarında Türk Donanmasına ait Dumlupınar Denizaltısı,uzun ve yorucu bir görevden sonra donanmasıyla birlikte istirahata çekilmek üzere limana yanaşıyordu,hava şartları çok kötüydü,sis vardı,yağmur vardı.....
Denizaltı İsveç donanmasına ait bir şileple çarpıştı.Güverte de 8 kişi vardı ve bunlardan 2'si pervaneye takılarak şehit oldu,1'i boğularak şehit oldu,5 kişi kurtulabildi.
Geminin içerisinde ise 81 mürettabat vardı ve sadece 22 kişi torpidoya saklanarak kurtulmayı başarmıştı,tabii ki kendilerini bekleyen kötü sondan habersizce.O kahraman 22 denizcimiz de maalesef kurtulamadı.

Denizcilerimiz için yapılan anıt Feneraltı mevkiinde boğaz ve Marmara Denizine hakim bir noktadır.Denizcilik ile ilgili materyaller bu yazıyı kaleme aldığım ve gezdiğim bu tarihte yol yapımı ve tadilat nedeniyle yerinden kaldırılmış.Dileğim yenilenerek daha da güzel bir şekilde Şehitlerimize layık bir halde yerine konulması.(2018 yılı gezimde materyalleri fevkalede şekilde yerine konmuş şekilde görmek beni memnun etti.)




Fransız Mezarlığı.

1854-1856 yıllarında üç yıl süren ve Kırım harbi olarak bilinen, Türk-Rus harbinde Türklerle beraber Fransızlar da savaşmışlardır. Savaşta ölen 5,000 Fransız askerinin anısına 1934 yılında bir mezarlık inşa edilmiştir. Mezarlık, Muhittin Reis caddesi üzerinde Hamzakoy’ a karşı ve çevresi duvarla çevrili ortasında yüksek bir kule bulunan bir yerde bulunmaktadır. Bahçesinde kademe kademe mermer mezarlık bulunmaktadır. Bunlar genelde Fransız ya da bu savaşa birlikte katılmış başka uluslara ait general ve yüksek rütbeli subaylara aittir. Mezarlığın alt kısmında küçük bir bina bulunmaktadır. Bu bina içinde savaşta ölmüş beş bin Fransız askerin toplu kemikleri bulunmaktadır.

Fransız mezarlığı her zaman bakımlı ve temiz.Bakım sorumluları var.Gönül ister ki Gelibolu'da bulunan tüm anıt mezarlarda gerektiği gibi bakımlı ve temiz olsun.


Kaptan-ı Derya Saruca Paşa Anıt Mezarı
Anıt Mezar Fransız mezarlığının hemen altında, Hamza Bey koyuna bakan yamaçtadır. Altı köşeli, bakımlı, güzel bir binadır. Saruca Paşa, Yıldırım Beyazıt zamanında Gelibolu’da Kaptan-ı Deryalık yapmıştır. 1391’de Gelibolu Tersanesini yaptırmıştır. Gelibolu Kalesini onartmış, limanı temizletmiş, dış limanın girişine iki katlı kuleler yaptırmıştır. Üç katlı zincir ile Liman ağzını kapatmıştır. Onun zamanında tersanede gemi yapımına başlanmıştır. Çektiri tipi savaş gemileri ilk defa burada yapılmıştır.Osmanlı’da pek çok savaşa katılmış olup, bir süre gözden düşmüş ise de II. Murat zamanında tekrar (1424 yılında)Gelibolu Kale Komutanı olmuştur. II. Murat devri vezirlerinden Saruca Paşa’ nın Gelibolu’da bulunduğu sırada yaptırdığı bir de medrese vardır. Saruca Paşa bir cami ve imaret de yaptırmıştır. Cami yıkılmış, türbesi ayaktadır. Vakfiyesi Kervansaray yanında 906 dükkan, kale önünde bir dükkan, hamam, 18 ciltten oluşan küçük bir kitap koleksiyonu ile kurulan ilk kütüphane buradadır.
1454 yılında vefat ettiği tahmin ediliyor.

Bu kadar önemli bir Komutan,Devlet Adamı,Atamız Saruca Paşa' nın Anıt Mezarı maalesef layık olduğu temizlikte,bakımda ve ilgide değil.
Duvarlarına yazılar yazılmış,dış kapısı paslı bir zincirle kapatılmış,bahçesinde çöpler ve içki şişeleri ile dolu.Anıt mezarı bu hale getirenleri lanetliyorum.
Geldiğim bu gün 09 Eylül 2017 tarihinde kendimden insanlığımdan utandım.Biraz temizlik yapabildim ama nereye kadar.İnsanlarımızın ve yetkililerin duyarsızlığı affedilecek gibi değil.


Kaptan-Derya Sinan Paşa Anıt Mezarı
Anıt Mezar , Gelibolu’ nun Hamza Bey koyu mevkiinde askeri plaj ve gazinonun civarındadır. İkinci Beyazıt’ ın damadı olan Kaptan-ı Derya Damat Sinan Paşa, eşiyle birlikte bu Anıt Mezar da yatmaktadır. Bina sekiz köşeli olup, 10 metre yüksekliğinde bir yapıdır. Yapı , iki defa onarım görmüştür. Ayrıca yakın zamanda yeni bir onarım görmüştür. Gelibolu’da Kaptan-ı Derya olarak bulunmuştur. İhtişamlı görünen yapının ön yüzünde bir kitabe bulunmaktadır. Kitabe, İkinci Mehmet tarafından onarıldıktan sonra konmuştur.

Saruca Paşa Anıt Mezarına nazaran daha bakımlı ve temiz olarak gördüm. Bu da göz önünde olmasından dolayı ve askeri birliğe yakın olmasından sanırım.


Çilehane
Feneraltı mevkiindedir.
 Kaya içinde oyulmuş küçük bir giriş ve küçük bir odadan ibarettir. 
Yazıcıoğlu Mehmet Efendinin makamıdır. Bu oyuğun kimler tarafından yapıldığı kesin olarak bilinmemektedir. Çilehane adının verilmesinin sebebi, Yazıcızade Mehmet Efendinin zaman zaman burada inzivaya çekilmesidir. Mehmet Efendinin ünlü eseri Muhammediye' yi Çilehane adı verilen bu küçük mağarada yedi yılda (1442-1449) inzivaya çekilerek yazdığı söylenir.

Çocukluğumuzdan beri hiç değişmeyen ve hatta daha bakımlı hale gelen Çilehane görülmesi gereken yerlerden biri.
Bahçe temizliğini bir kişi üstlenmiş,gelen geçen bir kaç lira veriyor.Bu bile güzel bir şey.Hiç olmazsa burası temiz kalıyor.


Şerbetçi Baba Türbesi.
Gelibolu'nun fethi sırasında Gazi Süleyman Paşa ile birlikte savaşan bir derviştir.Doğum ve ölüm tarihi bilinmemektedir.Dervişlerin ordu ile birlikte savaşlara katılmaları hem moral verdiğinden  hem de uğur sayıldığından ordu içinde bulundurulmuşlardır.

Yazıcızade Camiinin bahçesinde bulunan Şerbetçi Baba Türbesini çok bakımlı ve temiz bir durumda gördüm.Memnuniyet vericiydi.

Kaptan-ı Derya Emir Ali Baba Anıt Mezarı
Hamzakoy’ dadır. 
Türbe dört köşe, tek katlı düz bir yapıdır. 
Kapısının üzerindeki kitabede: “ Kaptan-ı Derya Ali Baba Türbesi”yazılıdır. Yazının etrafındaki iki hilal ve çapanın, alt ve üstünde görülen hilal ve beş köşeli yıldızın sonradan yapıldığı sanılmaktadır. Türbenin inşa tarihi 1356’dır. Emir Ali Bey, Osmanlı Devletinin ikinci Amiralidir.
 Vasiyeti üzerine Hamza Bey Koyunun karşısına gömülmüştür. Türbesi daha sonra Demirtaş Paşa tarafından yapılmıştır. Gelibolu önlerinden geçen gemiler, Emir Ali Beyi selamlayıp geçerlerdi. Emir Ali Baba İmralı Adasını fethettiği için İmralı adının Emir Ali’den kaldığı söylenmektedir. 

Hallac-ı Mansur Makamı
Hamzakoy yolu ile fenere ayrılan yolun kavşağındadır.
 Türbenin içinde iki adet mezar vardır. Kim oldukları kesin olarak bilinmemektedir. Mezarlardan birisi kadına aittir. Evvelce bu türbenin duvarında hallaç yayı ile tokmağı asılı imiş. Önceleri bakımsız durumda olan türbe, 1971 yılında onarılarak bugünkü duruma getirilmiştir Hallac-ı Mansur İslam dinindeki kendine özgü inanışları yüzünden Bağdat’ta öldürülmüştür. Türbesi Bağdat’tadır. Fakat değişik yerlerde Hallac-ı Mansur makamları bulunmaktadır. Gelibolu’ daki türbe de yedi adet makamdan biridir.

Gezdiğim, gördüğüm anıt mezarlardan en bakımlısı ve en temizi idi,olması gerekende bu zaten.Bir kişinin sürekli ilgilendiğine bahçe bakımını yaptığına şahit oldum. Kimin yaptığı önemli değil, önemli olan bakımlı, temiz ve yakışan şekilde olması.

Kalender Baba Türbesi
Gelibolu’ nun fethi sırasında Gazi Süleyman Paşanın yanında bulunmuştur. Halk tarafından derviş olarak kabul edilmektedir. 1384 yılında ölmüştür, türbesi Yazıcızade mahallesinin santral bayırı çıkışında, Astsubay lojmanlarının kuzeyine bakan bahçededir. Gelibolu eski subay lojmanlarının olduğu bölge eskiden Gelibolu mezarlığı olarak kullanılıyordu. Bu mezarlığın kenarında bulunan Kalender Baba’ nın mezarı aynı yerinde bırakılmış,diğer mezarlar ise bugünkü Gelibolu umum mezarlığı olarak kullanılan Alaattin Kalfa mezarlığına taşınmıştır.

Rus Anıtı
Rusya'dan Kaçan ve 1920-1921 yılları arasında Gelibolu'ya yerleşen yaklaşık 25.000 Beyaz Rus'un kentte yaşadıkları dönemde çeşitli nedenlerle ölen 400' e yakın Rus, anıtın inşa edildiği bölgede defnedilmiştir.1940 da bir depremde yıkılmış ve Rusların talebi üzerine yeni bir anıt yapılmıştır.

Yazar Notu: Gelibolu' yu anlamak, tanımak.Gelibolu' da neler var,tarihimiz için neden önemli.Bizim tarihimiz için ne kadar önemli ise bize düşman olanlar için de nasıl önemli.
Gelibolu 1354 yılından beri bizim.
Avrupa Kıtasında ilk ele geçirdiğimiz toprak parçası, Avrupa'ya ilk adım attığımız yer.Gelibolu'da, Gelibolu Yarımadasında tarih boyunca çok kan döküldü.Neden Gelibolu deyince,İstanbul'a açılmanın kapısı burası.
Gelibolu' yu geçen,kendini İstanbul önlerinde bulur.
Gelibolu Yarımadası Şehitlere Saygı Turum bu yüzden,Gelibolu' yu tanımak,Şehitlerimize Saygı için.
Bu yazı da Gelibolu' yu tanıyan Gelibolu Yarımadası Şehitlere Saygı Turunu daha iyi anlar.
Gelibolu' yu tanıdık,anladık yarın 11 Eylül 2017 Gelibolu Şehitlere Saygı Turumun 1 nci günü olacak.

Gelibolu' yu Tanımak.(Gezilebilecek yerlerin konumu)


Powered by Wikiloc







Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.