Kozak Yaylası: Türkiye’nin en kaliteli çam fıstıklarının yetiştiği, bir doğa cennetidir.
Antik Dönemden bu yana çam fıstığı, üzümü ve şarabı meşhurdur. Bölgede, Aşağıbey Köyü yakınlarında Roma Döneminden kalma Kaplıcalar ve Antik Perperene kenti yer almaktadır. Piknik alanları da bulunan yaylada; doğa ve köy turları yapılmakta, ayrıca dağcılık, av turizmi gibi etkinlikler düzenlenmektedir.Kozak Yaylası’nda 16 köy bulunmaktadır.Kaynak:Bergama Belediyesi.
Güne Kozak Yaylasını tanıtarak başlıyorum,zaten olması da gereken bu,çünkü geceyi burada geçirdim.Gerçekten de kısaca anlattığım gibi Kozak Yaylasının,doğası,havası,çam fıstıkları,üzümü,şarabı bir harika,insanları sıcak kanlı.Dün Kozak Yaylasına Bergama yönünden öğleden sonra başlayan çıkışım hava kararmaya yakın nihayete ermiş,her zaman ki yerimde kamp yapmıştım.Bu gün kamp yerimden başlayıp Kozak Yaylasının ve Madra Dağı eteklerinin güzelliği içinde Burhaniye’ye geçiş yapacağım.Merak ediyorsanız,ilgi duyuyorsanız beni takip etmeye devam edin.
4.Gün 15 Kasım 2025 Kozak Yaylası-Bağyüzü-Yabancılar-Burhaniye-Ören:
Kozak Yaylası Kampı.
Çiğ ve Kırağı:Çiğ, havadaki su buharının daha soğuk nesneler üzerinde yoğunlaşmasıdır. Kırağı, havadaki su buharının 0 °C altındaki sıcaklıklarda sıvı hale geçmeden buza dönüşüp yeryüzünde çok soğuk yüzeyde birikmesiyle oluşur. Çiğ ve kırağı havadaki su buharının fazla olduğu durumlarda meydana gelir. Havadaki fazla su ise topraktan, bitkilerin yapraklarından, ya da yağmurlu bir günün ardından oluşan buharlaşma veya sıcaklığın doyma noktasına kadar düşmesiyle oluşur. Kaynak:Meteroloji Genel Müdürlüğü
Gece gerçek anlamda soğuk vardı,hava resmen çivi gibiydi,buna sebep veren ise akşamın daha erken saatlerinde çiğ olayının gerçekleşmeye başlaması idi belki de kırağı da oldu bilemiyorum.Uykumu aldım ama sırılsıklam olan çadırdan bir türlü çıkmak istemedim.Kahvaltımı dahi çadırın balkonunda yaparak dışarısının ıslaklığından korunmaya çalıştım.Ama bir şekilde çıkacağım, havanın yeni yeni aydınlanmasını fırsat bilip 07:30 gibi çadırı terk ettim.Artık toparlanma zamanı.
Çadırı ıslak vaziyette torbaya koydum ve eşyalarımı da bisiklete yükledim,
09:00 sıraları artık yola çıkabilirim.Kamp yeri ayrılış ve suyundan her daim faydalandığım Kozak Yaylası çemelerinden biri olan ve kamp yaptığım yerde bulunan çeşmenin de fotoğrafını alarak yola çıktım.
Atatürk Anıtı.
Kamp yerinden ayrılıp Aşağıcuma köyünden Bağyüzü köyü yoluna saptım ve bir kaç yüz metre sonra Atatürk Anıtı önündeyim.Atatürk Anıtı bildiğiniz Atatürk Anıtlarından değil,çok farklı,hikayesini isterseniz tekrarlayalım.
Atatürk Anıtı;Türkiye deki Atatürk anıtlarının en farklısı BERGAMA – KOZAK YAYLASI anıttır. Bu anıtta Atatürk, golf pantolonlu spor takım giysisi , başındaki kasketiyle bir kayanın üzerine oturmuş, elini üst üste dizilmiş beş kitaba dayanmış olarak dinlenirken görülüyor. Kitapların adları : (Milli Mücadele ) , (Cumhuriyet ), (Devrimler ), (Bilim ve Sanat), ve (Nutuk) olan bu kitapların adları uzaktan okunabilecek büyüklükte harflerle kitap sırtlarında yer alıyor. Yaşamını Almanya da sürdüren 30 yıllık eğitimci, doğa sever SÜHA ŞEN Kozak Yaylasında fıstık çamları arasında yürüyüş yaparken bir heykel kaidesi görünümündeki iri bir kayayı görmüş ve köye giderek muhtara bu kayanın bulunduğu araziyi almak istediğini bildirmiş. Arazi sahibi Bağyüzü Köyünden YÜCEL KORAY , Süha Beye bu araziyi ne amaçla istediğini sormuş, Süha Şen ( Bu kayanın üzerine bir Atatürk Anıtı yaptırmak istiyorum ) yanıtını alınca ; Arazi sahibi (Bu amaçla almak istediğin araziyi parayla satmam ! Çamlığımdan sınırını sen çiz, istediğin kadar araziyi bu amaç için benim armağanım olarak kabul et! ) demiş. Daha sonra Süha Bey Türkiye de 18 ilde Atatürk ve Cumhuriyet konulu heykelleri ile 90 şehitlikte bu çeşit heykelleri bulunan Prof. Dr. TANKUT ÖKTEM beyi bulmuş. (Bu güzel girişime benim de katkım olsun ) diyen ve anıtı hiçbir ücret almadan yapan Prof. Dr. TANKUT ÖKTEM bey bu eseri tamamladıktan çok kısa bir zaman sonra trafik kazasında yaşamını yitirmiştir.


Atatürk Anıtından ayrıldım Bağyüzü köyü istikametine doğru giderken daha önceleri
olmayan yeni yapılmış bu çeşmede durmak elzem oldu.Suyu bol bol akan çeşmede
kahve molası verirken ıslak topladığım çadırımı da kurutma imkanı buldum.
Bir süre sonra Bağyüzü köyündeyim,köye gelinceye kadar iki defa durduğumdan
köyde durma ihtiyacı duymadım. Ama eski Jandarma Karakolu ile köyün ortak fırınını
albüme koyarak Bağyüzü köyünden anı aldım.
Bağyüzü köyü ile birlikte Balıkesir il sınırlarına da girmiş bulunmaktayım.
Kozak Yaylası nasıl çam ormanları ile kaplıysa bugünkü yol güzergahım olan
Madra Dağı eteklerinin bu yüzüde çam ormanları ile kaplı.Çam ormanı denizi içinde
zevkle yol almaya devam ettim.
Hacıbozlar sapağına kadar bu çam ormanı denizinde kendimden geçerek yol alırken
fazla söze gerek yok,ortam konuşsun misali bu kareleri buraya koydum.
Hacıbozlar sapağında 660 rakıma ulaşmıştım,şimdi Burhaniye ovasına iniş başlıyor.
Bu iniş iki aşamalı olacak,ilk iniş aşağıda gözüken Damlalı yeni adı ile Sarılar köyüne
kadar olacak,bu bölüme ben fragman bölümü diyorum.Yaklaşık 3 km’lik sağlam bir inişle Damlalı köyüne ulaştım.
Damlalı köyünden sonra az çıkış ve sonra ise Burhaniye ovasına en serti
Yabancılar köyüne kadar olan uzun bir iniş başladı.Damlalı ve Yabancılar inişi çam
ormanları içinde enfes bir şekilde cereyan etti.Yabancılara geldiğimde fren yapmaktan parmaklar uyuşmuştu,biraz hareketlendirip yola devam ettim.
Yabancılar köyü ile birlikte çam ormanlarının yerini zeytinlikler almaya başladı.
Zeytin hasadının sürdüğü bu mevsimde zeytinlikler arasında Burhaniye ovasına inişim
devam etti.Burhaniye’ye yakın konumda bulunan Şarköy köyüne geldiğimde ise artık Burhaniye’deyim dedim.
Saat 16:30 gibi Burhaniye’ye vardım.Burhaniye’de halletmem gereken bir iki işi hallettim,alışveriş yaptım ve her zaman lezzetlerine güvendiğim yerde karnımı doyurdum.Şimdi kamp yapmayı planladığım Ören’e geçebilirim.


Ören Akşamı.
Buranın gün batımı harika be kardeşim,bayılıyorum buraya, Ören’den bahsediyorum.
Ören’e varır varmaz kamp yapacağım yeri teyit ettikten sonra hemen sahile geçtim.
Akşamı ve geceyi burada karşılayacağım, bu manzara her zaman yakalanmaz.Evet bu manzara eşliğinde artık akşama ve geceye merhaba diyebilirim.Sahile gelirken kırmızı şarabımı ve çerezimi tam etmiştim,radyomdaki müziğin eşliğinde gün batımını doya doya yaşadım.Gün battı, gece oldu,dün gece ki gibi ayaz olmasa da artık mevsim nedeniyle iyice serinleyen gece ile birlikte kamp yapmayı planladığım yere geçerek çadırımı sessizce kurdum.Sessizce ve görünmeden,çünkü hala yazlıklarda insanlar var, onları tedirgin etmemek gerek.Bugün Kozak Yaylasından Ören’e kadar muhteşem bir yolculuk oldu,
yarın itibari ile sahil şeridi yolculuğum var. Merak edenler,ilgi duyanlar takipte kalsın derim,selamlar.
4.Gün 15 Kasım 2025 Kozak Yaylası-Bağyüzü-Yabancılar-Burhaniye-Ören:48 KM
Discussion about this post