Dün gerçek anlamda yorucu bir gün idi,bunda karşıdan 20 kilometre boyunca aldığım
rüzgar, daha doğrusu fırtınanın etkisi çok fazla.Akşam hava kararırken geldiğim Balıklıova sahilinde yemek,çadır faaliyetleri sonrası kısa süre dışarda durup bedenimi dinlendirmek, yarına hazır etmek için erkenden çadır ortamına geçmiştim.Çadıra girildimi zaten erken uyunuyor o yüzden uyku moduna geçmiş ve kısa sürede rüyalar alemine dalmıştım.Sanırım iyi bir uyku olmuş ki,ancak sabaha karşı doğal ihtiyaç için çadırdan çıkma zahmetinde bulundum.O saati hatırlamıyorum ama o andan itibaren derin uykuya dalamayınca bende 06:45 gibi kendime ”kalk Şafak tembelliğin sırası değil” deyip çadır içi toparlanmaya geçtim.Evet uyanış saatim 06:45 olarak kayıtlara geçtiğine göre o zaman güne başlayabiliriz.Bugün ne mi yapacağım?, Balıklıova-Gülbahçe-Urla-Güzelbahçe rotasını izleyerek eve döneceğim, bugün benim son günüm.Son günümde neler olmuş
bir bakalım mı?.
5.Gün 05 Mart 2026 Balıklıova-Gülbahçe-Güzelbahçe-İzmir:
06:45’de kalkış,çadır içi toplama,şahsi temizlik,kahvaltı,bisikleti toparlama/yerleştirme
ve 08:30 gibi yola çıkmaya hazırım.Bu saydıklarımın tamamı ne hikmet ise hep bir buçuk saat sürüyor, bu süre hiç değişmedi.Bu süreye sabahın ilk rutinleri olan sabah çekimleri,
GPS ayarlarını da katmak gerekiyor.İşte bu sabah ta aynı rutinler ve Şafak ile Karatay’ı
yola çıkmaya hazır.
Kamp yerinden ayrıldıktan sonra Balıklıova içinden geçiş,son tepede Balıklıova’ya selam
veriş ve Gülbahçe istikametine yola devam.Diğer günlere nazaran daha düz bir konumda
yol alarak Gümüşkoy’a vardım. Sabah nemli olarak topladığım çadırımı Gümüşkoy’da
45 dakikalık bir molada kuruttuktan sonra Gülbahçe’ye hareket ettim.
Gülbahçe’yi geçince İYTE kavşağı yani Karaburun-Çeşme-İzmir kavşağına geldim
ve yönümü İzmir yönüne çevirdim.
İçmeler bölgesine gelince deniz tarafındaki yolu tercih edip İskenderin Köprüsünü
ziyaret ettim.Bakalım bu İskenderin Köprüsü nasıl bir şeymiş hele bir görelim.
Çarpan Derbenti-İskenderin Köprüsü ( Roma Köprüsü ) :Yedi yüzyıl önce bu coğrafyaya gelen Türkler, kıyılara yerleşmek yerine denizden içeride şehirler kurarlar ve yeni bir isimle Urla diye adlandırırlar ana kentlerini. Urla çevresinde tıpkı Klazomenlilerin yaptığı gibi, kısa zaman içerisinde birçok köyler kurarlar. İşte bu köylerden birisi de, XV. yüzyıl içerisinde ortaya çıkan ve Malgaca Ovasında kurulan, Malkoç Köyü dür. Bu tarihten sonradır ki, bölge Malgaca Ovası adını almış ve bu isimle günümüzde de anılır olmuştur.XV. ve XVI. yüzyıllar boyunca Anadolu’nun batıya açılan kapısı olan Çeşme Limanı sayesinde, önemli bir noktada yer alan Malkoç Köyü; bu önemini, deniz içerisinde dalgalara karşı direnmeye çalışan iki kervan köprüsü de göstermektedir. 1519 tarihli Piri Reis haritasında Çarpan Derbendi adıyla işaretlenen bu köprüler, Çeşme-Urla canlı ticaret yolunu koruyan bir derbent teşkilatının da varlığına işaret eder. Aynı haritada İçmeler sahili yakınına işaretlenen Samut Baba Tekkesi ise, XV. yüzyılda inşa edilmiş Derbent de görevli askerlerin konuşlandığı bir yerleşime dönüşmüştür.Zaman içinde Malgaca da sıcak kükürtlü suyun varlığı ortaya çıkar. Buraya herkesin faydalanacağı bir tesis yapılır. Bu aslında aynı zamanda şimdiye kadar bilinen bölgedeki ilk turizm faaliyetidir. Tesis; Ilıca etrafında bulunan kamping ve kiralık odalardan oluşur. İçmeler, zaman içerisinde o kadar tanınır ki, Malgaca yerine, bölge günümüzde olduğu gibi İçmeler adıyla anılır.Kaynak:www.erolsasmaz.com
İskenderin Köprüsünden itibaren İzmir istikametine kadar trafik içinde yol almaya
devam ettim.Önce Urla ilçe merkezi tabelası ile ilçe merkezi sınırlarına giriş sonra Urla
ilçe sınırlarını terk edip İzmir merkez ilçelerine giriş.Güzelbahçe ilçe sınırlarına giriş ve
uzun bir süre Güzelbahçe sınırlarında yolculuk.Ne güzel kısa kısa anlattım değil mi?,bu anlattığımın toplamı kaç kilometre ona bakalım mı? ben de merak ettim.
Evet,Narlıdere ilçe sınırlarına kadar toplam 23 kilometreymiş.
Güzelbahçe sonrası Narlıdere ilçe sınırlarına giriş yaptım.Buradan geçerken her defasında içim sızlar sebebi de burada elim bir kazada hayatını kaybeden bir kardeşimin olması. Narlıdere İstihkam Komutanlığı bölgesinde bir kamyonun çarpması neticesinde hayatını kaybeden Eray Köseler kardeşimin ruhu şad olsun.Burada onun ve tüm yollarda hayatını kaybeden bisikletliler için bir anıt var.Bisiklet kazaları,ölümler son bulsun temennisi ile Narlıdere,Balçova istikametine devam ettim.
Bugün bu turumda ilk defa bir şey yapacağım,eve kadar bisiklet ile gitmeyecek
Narlıdere Şehitlik durağından metroya binecek ve Hatay’a öyle gideceğim, yaptım da.
Şehitlik durağında asansörle bir alt kata indim,indim ama metro katı olan aşağıya ne asansör nede yürüyen merdiven çalışmıyor.İnadım inat, biz neler görmedik kardeşim,hemen çantaları indirdim 3’ünü bir kardeş diğerlerini de ben sırtlayıp bisikletle beraber metro katına indirdik.Sonra tekrar yerleştir ve metroya bin,bereket İzmirspor durağında hepsi çalışıyor da rahat rahat yüzeye çıkıp eve ulaştım.
Evet,acısı tatlısı ile,olumlusu olumsuzu ile bir Karaburun turu daha burada nihayete erdi.Bence güzel ve verimli bir tur oldu,iki aylık aradan sonra kendimi ve yeni ekipmanımı test etmiş oldum, eksiklerimi gördüm,eve gidince hepsi ile ilgilenecek ve gidereceğim.
Bir daha ki turlarda görüşmek dileğiyle hayırlı günler dilerim.
Sağlıcakla kalın.
5.Gün 05 Mart 2026 Balıklıova-Gülbahçe-Güzelbahçe-İzmir:54 KM
KARABURUN 2026 (5.Gün Balıklıova-Gülbahçe-İzmir)




























Discussion about this post