Dün sabahın ilk ışıkları ile Dumlupınar Şehitliğinden başlayan günüm,Kaplangı Dağı’nda maceralı bir şekilde devam etti.Banaz ve sonrasında da Göğem’e gelip kamp yaptım.Kamp yaptığım yerde çeşme olması haliyle artı avantaj.Vadi içi olması nedeniyle rüzgarı alması da gayet iyi. Böylelikle dünü özet geçmiş oldum.Bugün neler yapacağız,bir bakalım mı?,Uşak’a gideceğiz,Atatürk Evi gezimiz var, Uşak içinde kültür gezisi de yaparız,sonrasında dünyanın ikinci büyük kanyonu Ulubeyler Kanyonlarına gideceğiz.O zaman vakit geçirmeden güne başlayabiliriz.
17 nci Gün 21 Haziran 2024 Göğem-Uşak-Ulubey-Ulubey Kanyonları:
Göğem Kamp Yerim.
Akşam Göğem’de bu yerde kamp yaptım, hemen 150 metre gerimde gürül gürül akan bir çeşmesi de var.Bütün gece rüzgar vardı bu bana kaliteli uyku olarak geri döndü.Sabah 05:00 gibi rüzgar yarım saatliğine mola verince sinek vızıltıları bu sefer devreye girdi.Tekrar rüzgarı yakalayınca hızlıca toparlandım ve yola çıkmaya hazır hale geldim. Kahvaltımı Bozkuş yada Uşak’ta yapacağım.
Akşam yorgunluk nedeniyle köyün üst tarafında olan Göğem Zafer Anıtı’na çıkamamıştım, sabahta pek niyetli değilim.Trikopis’i mizansen olarak köy girişinden alıp Uşak’a götürelim, Atamızın huzuruna çıkaralım.
Göğem Zafer Anıtı:Uşak il merkezine yaklaşık 16 km uzaklıktadır. Yunan Ordularının Başkomutanı General Trikopis’in, 02 Eylül 1922 esir alındığı alanda bulunan anıt, Türk Ordularının büyük bir zaferini simgelemektedir. Anıtta Trikopis’i teslim alan Kurmay Albay Halit Akmansu ile askerlerinin isimleri yer almaktadır. Kaynak:T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Atatürk ve Etnografya Müzesi.
Göğem’den Bozkuş’a geçip kahvaltı yaptım ve saat 09:00’da Uşak merkezde Atatürk Evi ve Etnografya Müzesi önündeyim.Saat 08:30’da açılıyormuş,hemen bisikletimi uygun yere çekip müze gezim için hazırlandım.Önce müze hakkında bilgi sunayım akabinde hep beraber gezeriz.
Atatürk ve Etnografya Müzesi:Uşak İli Merkez Bozkurt Mahallesi, Hisarkapı Uluyolu’ nda bulunan Atatürk ve Etnografya Müzesi’ne ait bina 1890’lı yıllarda yapılmıştır.Kaftancızadeler olarak bilinen Uşak’ın ileri gelen ailelerinden birisine ait yapı Kurtuluş Savaşı’nda karargah binası olarak kullanılmıştır. Atatürk, Yunan Ordusu Başkomutanı Trikopis’i bu binada karşılamış, Başkomutan Trikopis’in silah ve kılıcını kurmayları İsmet Paşa (İsmet İnönü), Halit Akmansu, (Dadaylı Halit), Asım Paşa (Asım Gündüz) ile birlikte teslim almıştır. Başkomutan Trikopis esir olmasına rağmen, Atatürk tarafından Türk misafirperverliği ile karşılanmıştır.1970’li yılların ortalarında kamulaştırılan yapı 1 Eylül 1978 yılında Atatürk ve Etnografya Müzesi olarak açılmıştır.2 katlı ahşap yapının giriş katında yöresel, etnografik malzemeler, tarihi Uşak halıları ve Eşme kilimleri, eski silahlar giysiler ve diğer eserler sergilenmektedir. Üst kat ise tamamı Atatürk Müzesi olarak düzenlenmiştir. O dönemden kalma aynalar, sehpalar, koltuklar, Atatürk’e ait yatak odası ve yine Atatürk’e ait giysiler bulunmaktadır.Kaynak:T.C Uşak İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü.
Müze gezim bitti,hemen bölgeden uzaklaşacak değilim.Müzenin bitişiğinde bulunan okul bahçesine geçtim, okul eski yapıdan ve zerafetini koruyor.Bahçesinde de çeşme var,gölgelik yani aradığım her şey var.Fırsatı değerlendirip kahve molamı okul bahçesinde verdim.
Uşak.
Uşak merkezde Atatürk ve Kurtuluş Anıtı önündeyim,buraya gelmiş iken Uşak hakkında bilgi vermeden yola çıkılmaz herhalde.
Uşak: Antik dönemdeki adı “Temenothyrea” olan Uşak, İç Ege Bölgesinde Batı ve Orta Anadolu’yu birbirine bağlayan bölgede yer almaktadır.Uşak ve çevresinin MÖ 4000 yılından itibaren yerleşime açıldığı anlaşılmaktadır. Yöreye ait geleneksel yemekler arasında, Tarhana Çorbası, Yumurta Sızdırması, Ciğerli Bulgur, Döndürme, Arap aşı, Keşkek, Alacatene, Köpük Helva, Höşmerim ve Tahin Helva yer almaktadır. Uşak’ta her yıl Nisan ayında Türkiye genelinde cirit müsabakaları düzenlenmektedir. Uşak’ın konumu İç Batı Anadolu eşiğinde olduğundan zeybek oyunlarından ve Teke yöresinden etkilenmiştir. Zeybek oyunlarından daha çok Yörük zeybeği oynanmaktatır. Uşak’ta el sanatları olarak halıcılık ve kilimcilik ön plana çıkmaktadır. Uşak merkez şehri E-96 Ankara-İzmir karayolu üzerinde bulunmaktadır. Karadeniz, Orta, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan İzmir’e giden tüm araçlar Uşak’tan geçmektedir. Afyon-Uşak-İzmir demiryolu da il merkezinden geçmekte olup 1897 yılından bu yana hizmet veren hat, hızlı tren projesi kapsamına alınmıştır.
Uşak’ın İşgali Ve Kurtuluş Savaşı:29 Ağustosta 1920 ‘de Uşak’ı işgal etti. Yunanlılar Uşak’a girdikleri zaman eşraftan ve köylülerden pek çoğunun evlerini yağmaladılar. Ayrıca işgal sırasında Yunan askerleri pek çok kişiyi öldürdü. 29 Ağustos 1920 de işgal edilen Uşak, iki yıl iki gün süren Yunan işgalinden 1 Eylül 1922 günü kurtuldu.Kaynak:T.C. Uşak Valiliği.

Atatürk ve Kurtuluş Anıtı.
Anıt; bir kaidenin üzerinde üç ana grupta toplanan figürlerden meydana getirilmiştir.Birinci grupta ,Uşak’ın Türk süvarileri tarafından kurtarılışını simgeleyen süvari figürleri bulunur.İkinci grupta,Türk ulusunun tutsak edilemeyeceğini,sonsuza kadar özgür kalacağını simgeleyen zafer sütunu yükseliyor.Bu sütunun önünde yerleştirilen Atatürk ile üzerinde bilim ve sanat yazan kitapları taşıyan genç kız ve genç erkek figürleri ise Cumhuriyetin kuruluşunu ve gençlere emanet edilişini,eğitime verilen önemi sembolize ediyor.Üçüncü grupta ise Türk kadınının kahramanlığının ve cesaretinin,Kurtuluş Savaşında ordumuza verdiği desteği simgeleyen kadın figürleri ve mermi yüklü kağnı yer alıyor.Kaynak:T.C. Uşak Valiliği
Uşak-Ulubey Arası.
Uşak gezilerim bittikten sonra yönümü Ulubey tarafına çevirdim.Bölme’ye gelmeden önce marketten aldığım süt,bisküvi ile kısa bir mola verdim.Bölme sonrası şiddetli rüzgarı arkama aldım, adeta uçarak Ulubey tarafına aktım.Bu bölümde şunu diyebilirim ”kayda değer bir şey yok”….Yani sizin anlayacağınız 32 kilometrelik yol rüzgar sayesinde kısa sürdü ve zaten yolda da bir şey olmadı.
Ulubey.
Rüzgarı, daha doğrusu şiddetli fırtınayı arkadan alarak uçar gibi Ulubey merkeze vardım.Ulubey’e vardığımda saat 13:00’dü.Günlerden cuma ve Ulubey’in pazarı,ilçe merkezi bugün çok kalabalık.Ulubey’deyim ve biraz Ulubey’den bahsedelim.
Ulubey:Ulubey ve çevresinde yapılan kazılarda bölgenin M.Ö. 4000 yılından beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir.Bölge tarihi eserler bakımından oldukça zengindir. Ulubey, merkezi bir noktada olmasından dolayı “Göbek” ismiyle anılmıştır. Ulubey, bu stratejik özelliğinden dolayı Yunanlılar tarafından 20 Ağustos 1920 tarihinde işgal edilmiştir. Böylece kıyı ile iç kesimler arasındaki bağlantı tren yolunun ele geçirilmesi dolayısıyla kontrol altına alınmıştır. Ulubey 2 Eylül 1922 tarihinde Yunan işgalinden kurtarılmıştır.T.C. Uşak Valiliği.
Ulubey-Ulubey Kanyonları.
Öğle vakti Ulubey’e vardım,haliyle yemek vakti.Her geldiğimde uğradığım lezzeti hiç bir zaman şaşmayan pideciye pazarı yararak gittim.Bugün beni 1,5 Kuşbaşılı kaşarlı ve litrelik ayran ancak paklar.Gerçekten lezzeti ayarında bir pide yedim,üzerine de çayı gömdüm.Yemek faslı bittikten sonra akşam için ihtiyaçlarımı aldım.Gece gerekli olacakları ise buzdolabına saat 19:00’da alırım sözü ile koydurup kanyonun yolunu tuttum.Geceyi Ulubey Kanyonlarında geçireceğim.
Ulubey Kanyonları:Ulubey Kanyonu (Ulubey Canyon) Uşak ilinin Ulubey ilçesi sınırları içerisindedir. ABD deki Arizona Eyaleti sınırları içerisinde bulunan Büyük Kanyon dan sonra dünyanın en büyük 2. kanyonudur. Bugüne kadar bilinmeyen kanyon, Ulubey Çayı ve Banaz Çayı boyunca devam eden bir ana kanyon ile buna bağlanan onlarca büyük yan kanyonlardan oluşur. Ulubey çayı, bütün kanyonu adeta saklı bir cennete çevirmiştir.Ulubey’de ilin güney ve güney batı kesimlerinde jeolojik yapının özelliğinden dolayı oluşan Ulubey Kanyonu, kanyondan geçen Dokuzsele Deresi’ nde meydana gelen kirlilikten dolayı turizme açılamıyor. Kanyonun, dibinden geçen Dokuzsele Deresi temizlendiğinde yamaç paraşütü ve doğa turizmine açılması planlanıyor.
Kaynak: Uşak Belediyesi.
Kanyonda Vakit Nasıl Öldürülür?.
Bugünkü programım kısa olacaktı, oldu da.Ulubey Kanyonlarına geldiğimde daha geceye çok vardı.Burada oyalanacağım başka yapacak bir şey yok.Hava rüzgarlı ama çok sıcak olduğundan gölge yerde yanıma aldığım soğuk içecek ve çerez tüketimi ile vakit geçirdim. Bir ara vatandaşın biri ile uzun bir sohbete girdik,o sohbet ile zamanı çabuk devirdim.Saat 18:30 gibi Ulubey’de soğuması için buzdolabına koydurduğum içecek ve diğer nevaleleri alıp tekrar kanyona döndüğümde güneş kaçılmak üzere idi.Akşam üzeri olduğuna ve güneş bana gitmek için el salladığına göre benim hortumum devreye girer arkadaş.Millete uzak olan çeşmenin başına geçip güzel bir duş aldım, serinledim,yıkanması gerekenleri de yıkadım.Şimdi artık geceye merhaba deme zamanı.

Kanyon Manzaralı Çadır Kampı.
Daha kanyona gelir gelmez kararımı vermiş ve kendi kendime, ”bu gece kanyonda teraslardan birine çadırımı kuracağım ve kanyon manzaralı uyuyacağım” demiştim.Öyle de yaptım, terasın birini kendime tahsis ettim ve çadırımı şiddetli rüzgar altında kurdum.Böyle platformlar için yanımda muhakkak 18’lik çivi bulundurum,kazık yerine çivilerle çadırımı iyice sabitledim,rüzgar değil fırtına çıksa bana mı demez,sabit kalır.
Ulubey Kanyonları Kampı.
Çadır işi tamam,içini de yerleştirdim.Gündüz ne kadar sıcak olursa olsun gece haliyle rüzgarın etkisi ile serin hava var,o yüzden biraz sıkı giyinip kanyon ve çadırım manzaralı masaya geçip geceye akmaya başladım.Bu gece benim gecem,radyomun sesi rüzgarın uğultusuna karışarak dinlenme moduna çekildim, acaba dinlenebilecekmiyim?.
Geceyi kendi halimde geçiririm dedim ama yine hal hatır soranımız var, sonrasında da gece 22:00’de bizim oraların deyimi ile”yat geberlikler” geldi.Bizim vatandaşımız böyle işte hiç boş geçmezler, tokum,teşekkür ederim dememe rağmen masaya koydular.Nevaleri yedim ama pideleri sabaha bıraktım,midemde yer kısıtlı.
Kısa günde çok şeyler oldu, yaşadım ve nihayet gün sona ermek üzere.Bugün yorulmadım,bilakis dinlendim.Göğem çıkışlı günümde Atatürk Evi ve Etnografya Müze gezim ve Ulubey Kanyonları maceram ile gün sonlandı.Artık Ulubey kanyon manzaralı, aynı zamanda bol rüzgarlı gecede çadırıma çekilebilirim.Yarın Kanyonlardan yola çıkıp Eşme ve Takmak Şehitlik ziyaretlerim olacak.Sonrasında Kula’ya ulaşmayı hedefliyorum. Beni takip etmeye devam edin,benimle kalın.
17 nci Gün 21 Haziran 2024 Göğem-Uşak-Ulubey-Ulubey Kanyonları:55 KM
ZAFERE DOĞRU 05-25 HAZİRAN 2024 (17. Gün Göğem-Uşak-Ulubey-Ulubey Kanyonları)













































Discussion about this post