Turumun Adı ANADOLU 2026…
Neden Anadolu;bir bölge yada özellikli yerlere tur düzenleyince adını koymak çok kolay
ama çeşitli özellikleri ve coğrafyayı içinde barındırdığı için bu tarz turlarıma Anadolu adını vermeyi uygun buldum.Malumunuz Anadolu 2024 turum olsun Anadolu 2025 turum olsun aynı özelliklere sahipti.Anadolu 2026 turum 2025 yılında olduğu gibi yine Çandarlı’dan başlayıp,Batı Anadoluyu kapsayan bir çok ilin il sınırlarında devam edecek.Ülkemizin güzelliklerini,doğasını,ormanlarını,dağlarını,köylerini,kasabalarını bazen tekrar görecek, bazen de ilk defa göreceğim.Rota güzel,sağlam,sert ve tam da istediğim tarzda.Güzel olacağına inanıyorum ve o inançla yola çıkıyorum.Takipte kalın, bakalım ne maceralar yaşayacağım tanıklık edin.
1.Gün 05-Haziran 2026 Çandarlı-Bergama-Kınık-Soma-Aksu:
Bu gün 05 Haziran 2026, günlerden Cuma ve ben tura Çandarlı’dan başlıyorum.
Sabah uyan, kahvaltı yap ve hazır eşyalarını bisiklete yükle derken güne başlamaya hazırım.Eşim ile vedalaşıp 08:15’de evden ayrılıp Çandarlı içine geçip yola revan oldum.
Gün uzun olacak, Bakırçay ovasında uzun bir yolculuk beni bekliyor derken
Çandarlı’dan bahsetmeden yola çıkmayalım.
Çandarlı:Eskiden belde statüsünde belediyeye sahip olan Çandarlı, günümüzde
Dikili’nin bir mahallesidir. İzmir il merkezine 100 km, Dikili ilçe merkezine ise 19 km uzaklıktadır Dikili’nin güneyindeki Çandarlı Körfezinin kuzey kıyısında yer alan bir yerleşim yeridir. Tarihte Pitane adı ile anılan Çandarlı,efsaneye göre Amazon kadın savaşçılarının egemen olduğu bölgedir. Unesco dünya mirası geçici listesinde yer alan Çandarlı’daki
tarihi kale en önemli zenginliklerdendir. Cenovalılar tarafından yapılan Çandarlı Kalesi,
15. yüzyılda Osmanlı Sadrazamı Çandarlı Halil Paşa tarafından onarılmıştır.
1957 yılında ve 2017 yıllarında yenilenmiştir.
Çandarlı Çanakkale-İstanbul karayoluna 10 kilometre uzaklıkta deniz kenarında
güzel bir belde.Ben bu 10 kilometrelik yolu sorunsuzca alıp Çanakkale-İzmir karayoluna çıktım,yönümü Bergama tarafına çevirdim.Bölge her zaman kuzeyli rüzgarın etkisinde
olur ama bu gün rüzgarın esamesi yok.Bu şu anlama geliyor ”bu gün rüzgarı
karşıdan almayacak, savaşmayacağım”.
Ana yolda yol alırken ovasında gün boyu vakit geçireceğim Bakırçay üzerinden de geçtim.Ovaya bereket veren Bakırçay’dan bahsetmeden,onu tanımadan yola
devam etmek şanımıza yakışmaz.
Bakırçay: Batı Anadolu’da, Ege Bölgesinde, Manisa ve İzmir ili içinde akan bir nehirdir. Gelenbe’nin doğusundan başlayan Bakırçay Vadisi’nin, çok küçük bir bölümü
Manisa ili alanı içinde kalmaktadır. Vadinin Manisa il sınırları içinde kalan kısmında,
Soma-Kırkağaç Ovası bulunmaktadır.Bakırçay, Balıkesir’in güneyindeki Ömer Dağı’ndan doğar. Güneyde Kırkağaç’ın Bakır Beldesi yakınlarından geçerken Bakırçay adını alır.
Madra ve Yunt Dağları arasından Bergama’yı geçer, Çandarlı Körfezi’ne dökülür.
Denize döküldüğü yerde Bakırçay Deltası bulunur.Nehir 129 km uzunluğundadır.
Suları kışın bol yazın yok denecek kadar azdır. Suladığı ovaya Bakırçay Ovası denir
ve ova son derece verimlidir. Ova’da yetişen pamuk Türkiye’nin en ince lifli
pamuğu olarak bilinir.
Çandarlı Bergama arası 35 kilometre kadar,Bergama’ya kadar kısa da olsa
hiç mola vermemiştim,zaten gerekte duymadım.O yüzden öğle vakti vardığım
Bergama’da uzun mola hakkımı kullanıp enerjimi tazeledim.
Bergama:Türkiye’nin İzmir ilinin bir ilçesidir. Yüzölçümü olarak İzmir’in en büyük
ilçesidir. İlçenin güneyinde Aliağa, doğusunda Kınık ve Manisa ili, kuzeyinde
Balıkesir ili, batısında Dikili, güneybatısında Ege Denizi bulunmaktadır.
Bergama molası sonrası yönümü Kınık-Soma tarafına çevirdim.Kınık,
Bergama’ya 20 kilometre mesafede ilk etapta oraya varacağım ama Bergama’yı
5 kilometre geçtikten sonra çoğu kişinin farkına bile varmadığı Koyunderesi
üzerindeki bu köprü benim dikkatimden kaçmadı.Burası Koyun Köprüsü,
istersenizburası hakkında hemen bilgi sahibi olalım.
Koyun Köprüsü:İzmir ili Bergama ilçesinin 5 km uzağında bulunan bu köprü
Bakırçay’ın bir kolu üzerindedir. Kitabesinden öğrenildiğine göre Felakiddin’in oğlu
tarafından h.785 (1384) yılında yaptırılmıştır. Köprü’nün önceleri Paşa Köprüsü veya
Boyun Köprüsü olan ismi, sonraki dönemlerde değiştirilerek Koyun Köprüsü olmuştur.
Kesme taştan yapılmış olan köprü, iki gözlü, 4,80 m genişliğindedir. Kemer açıklıkları
8,20 ve 12 m’dir. Köprünün korkulukları sonradan buraya yerleştirilmiştir.
Köprü oldukça dar olduğundan araçların geçişi sırasında karşıdan gelenlerin
beklemesi için köprü başlarına geniş bekleme yerleri yapılmıştır.
Tarihçe;Köprü Sultan I. Murat zamanında yapılmış, günümüze gelen Vakıf Kayıtları,
Berat ve İlamlara göre Sultan I. Murat, Hatip Mahmut Efendi’ye paşalık rütbesi ile
bir de tımar vermiştir. Paşaoğlu’nun konağı da bu köprünün yanındaki tepe üzerinde bulunuyordu. Bu belgelerden köprünün Hatip Mustafa Paşa’nın oğlu, ancak kitabede
ismi okunamayan Mahmut tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır.Kaynak:visitizmir.org
Benim vazgeçemediğim ilkelerim, alışkanlıklarım,rutinlerim vardır, bunlardan
hiç bir zaman rahatsızlık duymadım, aksine bana daha bir farklılık sunuyor.
Bu bölgeyi ve yeri bilmemden dolayı kahve molam için sabırla bekledim,
Yayakent yakınlarında benzin istasyonunun bahçesinde bulunan mescit ve
çeşme kahve molası için ideal,işte o anı ben şu an yakalamış durumdayım.
Evet kahve molasındayım…
Yayakent kahve molasından sonra ana yoldan ayrılıp Poyracık sapağından içeri
girip yönümü Kınık merkeze çevirdim.Kınık ana yoldan içeride, bu yönden gelişte
Kınık merkeze girmek istiyorsanız ve bisiklet turcusu iseniz en ideal yol burası.
Uzun zamandır Kınık merkeze girmediğimden artık görme zamanı gelmiştir
deyip ben de Poyracık üzeri Kınık merkeze yöneldim.
Evet uzun bir aradan sonra Kınık merkezdeyim.Kınık içinde hız limitlerinin
altından hareket ederek etrafı gözlemledim,Kınık görmeyeli bayağı büyümüş gibi geldi.
Eh haliyle zamanla herşey değişip, gelişiyor.Kınık meydanda durup iki üç fotoğraf
almayı da ihmal etmedim.
Kınık: İzmir’in 120 km kuzeyinde yer alan bir ilçesidir. Kuzeyinde ve batısında
Bergama, doğusunda ve güneyinde Manisa ile çevrelenir. İlçe Madra ve Yunt dağları arasında, Bakırçay ovasının güneyinde yer almaktadır.Tarım en başlıca geçim kaynağıdır.
İlçe 1330 yılında Osmanlı Devleti’ nin idaresi altına girmiştir. Cumhuriyetten sonra Bergama’ya bağlı nahiye iken 1948 yılında ilçe olmuştur. Kınık’ın tarihi Roma imparatorluğuna kadar uzanmaktadır.
Kınık gezisi sonrası tekrar ana yola çıktım,Soma istikametine yol almaya devam ettim.Cenkyeri yakınlarında da İzmir il sınırlarından ayrılıp Manisa il sınırlarına giriş yaptım.Artık bir süreliğine Manisalı’yım…..
Ve artık Soma’dayım,Soma’yı bildiğimden hiç iç bölgelerine girmeden
Turgutalp bölgesinden akşam ve sabah ihtiyaçlarımı alarak Soma içine aktım.
Soma ilçe olmasına rağmen bir ilin büyüklüğüne sahip,Soma’yı bir baştan bir başa
geçmek uzun zaman aldı.Madenci,emekçi şehri Soma, selam olsun sana.
Soma:Ege Bölgesi’nin kuzeyinde bulunan Soma ilçesini doğusunda Kırkağaç, batısında Bergama, kuzeyinde Savaştepe (Balıkesir) ve İvrindi ilçeleri ile güneyinde Palamut Bucağı bulunmaktadır.Soma’da bulunan arazinin yarıdan fazlasi dağlıktır.İlçe güneyi sık ve dik tepeler ve yüksek dağlarla kaplıdır.Doğusunda yüksek dağlar, birkaç yayla ve kimi dağ üstlerinde zamanla oluşan yerleşim alanı olmaya uygun sırtlar vardır. Batıda ise Bakırçay bulunmaktadır.İlçenin belli başlı ovası Ege Bölgesinin sayılı ovalarından olan Bakırçay ovasıdır. Bu ova Madra Dağı (1388) ile Yunt Dağı(1084) arasında bulunur. İlçenin en verimli alanı Bakırçay ovasıdır. Batıya doğru 15 km.ye kadar genişleyen ovada çok çeşitli ürünler yetişmektedir.
Soma yönünden Kırkağaç yönüne ana yolda kısa bir süre yol aldıktan sonra kafamda belirlediğim ve ilk defa duyduğum Aksu Piknik Alanına giriş için görülen tabeladan
Bakırçay’ın kaynağına daha yakın olduğumdan onu daha temiz ve daha zayıf akışına
tanıklık ederek Aksu Piknik Alanının önüne geldim.Burası Kırkağaç Belediyesine
ait piknik alanı,kapı kilitli, bu ben de biraz ters etki yarattı ama içeride büyük bir
tadilat olduğunu onun için kapalı olduğunu öğrenince yapacak
bir şey yok deyip yoluma baktım.
Hayatımız kampinglerde,mesire yerlerinde, lüks mekanlarda,festival alanlarında geçmedi.Bize her yer kamp yeri kardeşim.Zeytinlik,boş tarla,dağ başı,dere kenarı,
su başı,ova,yayla her yer benim….Bu gecede aynısı oldu,Aksu Piknik Alanını geçer geçmez Musahoca yolunda yolun üst tarafına denk gelecek şekilde uygun bir alanı kendime
mekan tuttum.Vakit geçirmeden çadırımı kurup rutin faaliyetlerime giriştim.
Aksu gecelerine akma zamanı…
Mekanım Aksu Piknik Alanına çok yakın konumda olduğundan gün sonunu
Aksu diye belirttim, bence uygun düştü.Çadırı kurup,şahsi temizliğimi yapıp yemeğimi yediğimde artık gün nihayete ermeye başlamıştı.Ovada olmanın bazı dezavantajları sivri sinek hücumu olur düşüncesi ile kapalı kıyafetlerimle geceye aktım.Gün batımında
radyomun bana sunduğu daha doğrusu benim yüklediğim parçalar eşiliğinde ilk gece kutlamasına geçiş yaptım.Bugün,Bakırçay ovası ağırlıklı yolum 89 kilometre sürmüş,
pek yorucu olduğu söylenemez, çünkü ilk gün olduğu için hafif olmasını tercih ettim,
fazla yorulmadan günü tamamlamak istedim.Yarın yeni bir güne merhaba deyip artık tırmanış trendine geçiş yapacağım,benimle olun, takipte kalın bakalım nerelere
gideceğim tanıklık edin.Sabaha görüşmek üzere sağlıcakla kalın.
Aksu:89 KM
ANADOLU 2026 (1.Gün Çandarlı-Bergama-Kınık-Soma-Aksu)

































Discussion about this post