Dün fırtına,kısa süreli yağmur,kapalı hava derken sonra güneşli bir hava ile Gökçetepe’ye kadar yol almıştım. Akşam üzeri Gökçetepe Sahiline vardım,geceyi Saroz Körfezi manzaralı yerde kamp yaparak geçirdim.Buraya akşam üzeri vardığımda biraz canım sıkılmıştı ama o can sıkıntısı çabuk geçti.Her şeyin bir hali,yolu yordamı vardır.Gökçetepe Tabiat Parkından İbrice tarafına geçişi diyorum,sabah tekrar şansımı deneyeceğim bakalım olacak mı?,düşüncesi ile güne başlama vakti geldi bile.Evet bugün kamp yaptığım Gökçetepe Sahilinden Enez’e yolculuk planlıyorum bakalım istediğim gibi olacak mı?.Trakya Turu 2025 turumun 2 nci gününden günaydınlar deyip güne başlayalım.
2 nci Gün 16 Nisan 2025 Gökçetepe-Beyköy-Büyükevren-Enez:
Sabah 06:00 gibi uyandım,sabah rutin faaliyetleri yerine getirdim ve toparlandım.Artık gitmeye hazırım ama önce bir kamp yeri ayrılık pozu almak gerekir değil mi?.Bu işlerde bittiğine göre akşam yarım kalan işi tamamlama vakti geldi demek ki!.Tekrar Gökçetepe Tabiat Parkı girişine gittim,şansımı bir daha zorlayacağım.Akşamki ekibin yerine yenileri gelmiş,yardımcı olma yollarını aradılar ama olmadı,net açıklayıcı bilgi verdiler,onlarında yapacağı bir şey yok.İbrice Liman kapısı 2 yıl önce Kaymakamlık tebliği ile kapatılmış o tarafa geçiş yok.Bu kesin bilgi o yüzden ‘’B’’ planı devreye giriyor,yapılacak bir şey yok.
Dediğim gibi akşam yaptığım ‘’B’’ planı devreye girdi,gerisi geriye Gökçetepe köyüne
doğru tırmanmaya başladım.Bereket buranın yolu Sazlıdere yolu gibi sert değil yavaş yavaş 160 rakımdaki köye vardım.Sonra aynı istikamette Çamlıca tarafına doğru devam ederek 270 rakımdaki çeşme başında sabah kahvemi yudumladım.Sabahın getirdikleri böyle işte,sabah kahvesi bu yeşillik içinde çok iyi geldi,keyfim yerinde yani.
Çeşme başı kahve molasından sonra Çamlıca istikametine biraz daha devam edip sola
310 rakımda Pırnar-Çeltik yoluna saptım.Beni yine toprak yollar bekliyor!,kısa bir süre
sonra yine yol ikiye ayrılıyor.Sağa gidersen Pırnar,sola gidersen Çeltik,ben Çeltik istikametine devam ettim.
Ah şu Trakya’nın yolları sen çıkardın beni baştan.Öyle bir yola girdim ki anlatamam,taş,toprak, şose,orman,çeşmeler,kuşlar,doğa ne istersen var.Bu üç fotoğraf ile bu güzelliği
pekiştireyim istedim.
O muhteşem doğa yolculuğundan sonra Çeltik köyüne vardım,köy girişindeki çeşmede
yolun tozunu üzerimden attım, serinledim,sularımı tazeledim.Sonra da asfalt yoldan
Mecidiye tarafına inişe geçerken Beyköy tarafına sağa saptım.Bir süre köy yolunda
yol aldıktan sonra Beyköy’deyim.
Sabah kahvaltısını erken ve rampa tırmanacağım için az yapmış idim.Öğle vakti Beyköy’e vardığımda karnım acıkmaya başlamıştı,baktım girişte bir çeşme ve hemen arkasında
park mevcut.Bu benim için fırsat daha iyisini aramaya gerek yok.Bu öğle sıcak yemek yapacağımdan zamana ihtiyacım var, yemek hazırla işine hemen giriştim.Hazır olunca da yemek faslı başladı.Beyköy molasını yemek molası olarak değerlendirdiğimden uzun sürdü.
Beyköy molasından sonra bol çeşmeli toprak yolda Suluca köyüne kadar 6 km’lik tırmanış başladı.Yemekten sonra biraz sıktı ama kendimi zorlamadan bu 6 km’yi aldım. Sonrası ise
5 km’lik çok güzel bir iniş ile Barağı’ya vardım. Barağı’ya varmam,Keşan-Enez yoluna çıkmak anlamına geliyor.Günün bu saatinden sonra Enez’e kadar bu yolda yol alacağım.
Artık Enez yolundayım,bu işin kaçarı yok.Yola çıkmam ile birlikte yolda emniyet şeridi olmadığı dikkatimden kaçmadı.Bu zamanlarda yoğun trafik yok, şimdilik sıkıntı yaratmıyor ama bunun yaz döneminde hele hafta sonlarında ciddi sıkıntı yaratacağı kanaatindeyim,
bu tarafa gelecek turculara ek bilgi olarak geçeyim.Bölge yolunu incelerken Enez’e kadar
en ciddi yokuşun Hasköy yokuşunu yaşayarak gördüm.Hasköy sonrasına ise yaşayarak bakacağım.
Hava düne nazaran çok sıcak, bunaltıcı olmaya başladı.Hasköy sonrası bir kısmı sert inişli çıkışlı 25 kilometre kadar yolu kazasız belasız aldım.Bu 25 kilometrelik kısımda ise Büyükevren’de kısa bir mola vermeyi ihmal etmedim.Saat 18:00 gibi ise artık Enez girişine varmış bulunmaktayım.Hazır Enez’e varmış iken Enez’i bir tanıyalım istedim.
Enez: Edirne’nin bir ilçesidir. Enez ilçesinin 21 km kuzeyinde İpsala,
60 km doğusunda Keşan ilçesi, güneyde ve batıda Ege Denizi ve Yunanistan ile mülki
ve milli sınır ile çevrilmiş olup, toplam 30 km deniz, 44 km mülki sınırlara sahiptir. Enez bölgesinin toplam nüfusu 8356 olup, yüzölçümü 473 km²dir.Enez, Kuzey Ege sahilinde Trakya’nın en önemli akarsuyu olan Meriç Nehrinin denize döküldüğü yerde günümüzden yaklaşık 7500 yıl önce küçük bir köy topluluğu biçiminde kurulmuştur. Enez 1456 yılında Fatih Sultan Mehmet’in komutanı Has Yunus Bey tarafından deniz ve karadan kuşatılmak suretiyle zapt edilmiş ve Osmanlı Devletine katılmıştır. 19.YY’da önemini kaybetmeye başlayan Enez 1953 yılına kadar bucak olarak kalmış, 1953 yılında 6068 sayılı Kanunla
ilçe olmuştur.Kaynak:T.C. Edirne Valiliği
Enez’e vardığımda saat 18:00 sıraları idi,önceliklerim haliyle gıda takviyesi olarak ön plana çıktı.Hemen pazar yeri bölgesinde bulunan iki büyük marketten alışverişimi yapıp fazla geç olmadan kültür gezime başlamak istedim.Enez’e geldiğinizde en göze çarpan yere Enez Kalesi’ne gittim,gezdim,gördüm, manzara seyrettim, size de tavsiye ederim.

Enez Kalesi: Antik Çağ’da Akropol denilen yüksek bir tepede olan Enez Kalesi, Balkanlardan gelen barbar akınlarını önlemek amacıyla yapılmıştır. Kalenin yapım tarihi kesin olmamakla birlikte, duvarlarındaki devşirme yapı malzemeleri Bizans öncesi yapıldığına işaret etmektedir. MS VI. yüzyılda Doğu Roma İmparatorlarından Lustinianus’un kaleyi onarmak için talimat verdiği kaynaklarda geçmektedir.Kale kuzeybatı güneydoğu yönlerinde uzanmaktadır. Ana girişi kuzeydoğu yönündedir. Kalenin deniz tarafındaki limanı koruyan, kaleden denize doğru iki sur duvarı uzanmaktadır. Duvarların deniz tarafında, köşeli büyük burçlar inşa edilmiş ancak bunlardan yalnızca batıdaki burç günümüze ulaşmıştır. Batıdaki duvar Meriç nehrini de görecek şekilde yönü ayarlanmış, böylece nehir yönünden gelecek saldırılara karşı bir önlem alınmıştır. XII. yüzyılda onarılan kalenin yapı malzemesini kesme taş, tuğla ve antik mimari parçalar meydana getirmiştir. Kalenin içerisinde Enez’in simgesi olan Enez Ayasofyası, mozaik döşemeli küçük bir kilise ve bir de şapel olarak kullanılmış bir mağara vardır. Mağara duvarlarında bulunan Yunan Mitolojisi’ndeki Pan ve dans eden su perilerini tasvir eden bir kabartma Edirne Müzesi’ne götürülmüştür.Kalenin anıtsal giriş kapısı yanındaki duvarda da beyaz mermerden bir Trak süvarisinin tasviri vardır. Ayrıca kale içerisindeki sivri Osmanlı kemeri de yapının Türkler tarafından kullanıldığına işaret etmektedir.Kaynak:Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü


Enez Kampı.
Enez’e gelirken ilk etapta Pırlanta Plajı bölgesinde kamp yaparım düşüncesi vardı.Ancak yarınki rota uzunluğunu düşününce ilçeye girerken alternatif yerler bakarak girdim.İlçe girişinde mesire alanınında bulunduğu tepeyi gözüme kestirdim.Alışveriş ve kale gezim sonrası geç olmadan o tarafa yöneldiğimde ilçe çıkışına yakın sağ tarafımda burayı fark ettim. Burası küçük dalyan gölünün kenarında Demokrasi Parkı.Önce küçük bir keşif ve burada kalınabileceği kanaati bende uyandı.Yine de çadırı kurmadan önce etrafı inceleme
ve çocuk parkının oradakilerin dağılmasını bekler pozisyondayken hem üstümü tazeledim hem de hava iyice kararmadan akşam yemeğimi yedim.Yemek sonrası ise vakit tamamdır deyip basketbol sahası köşesine çadırımı kurdum.Bu gece buradayım,buraya bir parantez açmakta fayda var, rüzgar yeterince olmasaydı buraya çadır kurmazdım,malumunuz sulak alan yakını, sinekler.Bugün Gökçetepe Tabiat Parkı içinden geçip daha önce hazırladığım rotaya uyamadım ama farklı güzelliklerde yol alarak yine de çok güzel bir gün geçirdim ve
şu anda ilk defa geldiğim Enez’deyim.Yarın çok uzun bir ova yolculuğu beni bekliyor,
beni takip etmeye devam edin.
2 nci Gün 16 Nisan 2025 Gökçetepe-Beyköy-Büyükevren-
Discussion about this post