Hayat Istranca dağlarında tüm güzelliğiyle devam ediyor.Ülkemin her köşesi ayrı
güzellikte olduğu gibi buraları da çok güzel.İki gün önce Trakya ovasında başlayan yolculuğum, önce Istranca dağlarının eteklerinde sonrada Istranca Dağlarının
derinliklerinde devam ediyor.Dün yorucu bir gün oldu,güne Kırklareli’nden başlayıp
Üsküp rotasını takiben Istranca dağlarında uzun süre yol aldım,Karapınar Şelalesi ile
biraz haşır neşir oldum ve geceyi Sarpdere köyü okul bahçesinde geçirdim.
Bugün neler mi olacak?,Istranca dağlarındaki yolculuğum devam edecek Sarpdere,
Demirköy rotasını izleyerek İğneada’ya geçeceğim ve longoz ormanları ile tanışacağım.Günü,yaşananları merak ediyorsanız beni takip etmeye devam edin.
3.Gün 17 Nisan 2026 Sarpdere-Demirköy-İğneada:
Geceyi Sarpdere okul bahçesine çadır kurarak geçirdim,gecenin ayazını biraz
hissetmiş vaziyette sabah 06:30 gibi uyandım.Çadır içi toparlanma sonrası kahvaltımı
yaptım ve 08:15 gibi de tam toplanıp yola çıkmaya hazırım.
Sarpdere 400 rakıma sahip,hemen yakınında Dupnisa Mağarası var ama 15 Kasım
ile 15 Mayıs tarihleri arası kapalı olduğundan dolayı orayı ziyaret imkanı bulamadım.
Saat 08:15 gibi ayrıldığım Sarpdere köyünden hemen hemen aynı rakımda yol alarak
4 km ilerideki Gökyaka köyü sapağına geldim.Burada suyu buz gibi akan çeşme ve
korunaklı bir alanı olan yerde kahvemi ocağa sürüp keyifle içtim.Burayı daha önce
bilseydim köyün içinden ziyade burada kamp yapmayı tercih ederdim,o derece yani….
Gökyaka sapağındaki kahve molasından sonra yoluma dereye paralel devam ettim.Çevremde o kadar çok dere var ki nereden gelir nereye gider nereye akar
tayinetmem imkansız olduğu gibi isimlerini de bilemiyorum.İşte o derele beraber
vaditabanında 3-4 kilometre daha yol aldım.Bir yere gelince de ayrılık vakti geldi
deyipdere ile vedalaşmak gerekiyor.
Dere ile vedalaştıktan sonra önüme Balaban’a doğru 2 kilometrelik yumuşak sayılacak
bir tırmanış çıktı.Orman ve dağ manzarası eşliğinde bu iki kilometreyi çabuk kat
ettim bu arada sık ormanların arasından bir şeyler görünmeye başladı.
Istranca (Yıldız ) dağlarının derinliklerinde yol alıyorum ama bunu görsele
dökebilecekbir durum yakalayamamanın üzüntüsünü yaşarken Balaban tırmanışının
sonundao fırsatı yakaladım.Sık ormanlık alanın bir bölümünden tam aşağı iniş
yapacakken Istranca Dağlarının bir bölümü tüm uzantıları ile önümde beliriverdi.
Yıldız Dağları (Istıranca Dağları):Yıldız Dağları veya Istranca Dağları, Trakya’nın Karadeniz kıyılarına paralel olarak, Bulgaristan’dan İstanbul iline kadar yaklaşık 150 km uzunluğunda bir dağ zincirinden oluşmaktadır. Bu zincirin en yüksek noktası Kırklareli ilinde bulunan yaklaşık 1.031 metrelik Mahya Dağı zirvesidir. Bulgaristan’da “Strandja” adı kullanılır. Türkiye’deki kısmı 197 000 hektarlık bir alan kaplar.Eskiden kayın ormanı olanlar kesilip yerine kızılçam dikilmiştir. Kırklareli’nin kuzeybatı güneydoğu yönündeki Yıldız Dağları’nın asıl ana noktalarını jeolojik yönden granit ve gnayslar oluşturur. Bunun üzerinde de kristalen yüzeyler yer alır. Orta yükseklikte bir dağ sırası olan Yıldız Dağları’nın en yüksek bölümü Kırklareli ile Demirköy arasındadır. Bu bölümdeki büyük ve küçük Mahya Dağları 1.031 metreye ulaşır. Kırklareli Demirköy hattının kuzeybatısına doğru da yükselti azalır. Yıldız Dağları kuzeyden Karadeniz’e dökülen, güneyde de Ergene’ye ulaşan akarsularla parçalanmıştır. İlin dağlık kesimini meydana getiren Kırklareli-Demirköy dışında kalan alanlar, Ergene Havzası’na doğru alçak platolara dönüşür. Bu platolar yer yer parçalanmış ve yarılmıştır.İl topraklarının kuzeyinde yer alan platolar, Yıldız Dağları ile Karadeniz kıyı kuşağı arasında çeşitli yüksekliklerden meydana gelmiştir. Bu kesimde Limanköy Platosu ve Demirköy Platosu bulunmaktadır. Bunlardan Limanköy Platosu Karadeniz’e eğimli alanların kuzeydeki bölümüdür. Düz olan bu plato denize yaklaştıkça dik kayalıklara dönüşür. Bu plato kuzeyde Bulgaristan-Türkiye sınırını oluşturan Rezve Deresi ile ikiye bölünür.Demirköy Platosu ise İğneada Havzası’nın batı ucunda yer alır. Granit bir yapı gösteren bu alan da Karadeniz’e açık olduğu gibi derelerle parçalanmıştır.Güney platolar Ergene Havzası ile Yıldız Dağlarının yüksek kesimleri arasındaki yöreyi kaplar. Ergene Irmağı’nın kolları ile parçalanmış olan bu kesimde çok sayıda düzlükler bulunmaktadır. Aynı zamanda da derin vadilerle yarılmıştır.
Balaban.
Sık orman içinde güzel bir iniş ve sonrasında Balaban düzlüğünde güzel bir yolculuk
sonrası Balaban deresi üzerinden geçerek Balaban köyüne ulaştım.Balaban 430 rakımda
ve 430 nüfusa sahip Kırklareli’nin Demirköy ilçesine bağlı sevimli bir köy.Köyün eski adı 1877 yılı kayıtlarında Bulgarca’da “büyük” anlamına gelen Velika olarak geçmektedir.Köy, Kırklareli il merkezine 83 km, Demirköy ilçe merkezine 9 km uzaklıktadır.
Balaban köyünü geçtikten sonra hafif hafif tırmanmaya başladım.Önce 490 rakımdaki Göltepe’den geçtim ardından 530 rakımdaki İkiz Tepe’ye geldiğimde ise aşağıda
Demirköy görünür vaziyetteydi.
İkiz Tepeden 5 kilometrelik sert bir inişle Demirköy’e ulaştığımda ise artık öğle olmuştu.
Öğle olması demek yemek vaktininde gelmesi demek olduğundan Demirköy’de uzun
bir mola vermek gerek değil mi?.
Demirköy:Kırklareli ilinin bir ilçesidir. Bulgarca “Малък Самоков” olarak bilinir. 1914 yılında ilçe olmuştur. 15 köyü 1 bucağı vardır. Yıldız Dağlarının 400 metre yüksekliğinde ormanlar içinde kuruludur. İlçenin yüzölçümü 893 km²dir. Demirköy ilçe merkezinin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 320 metredir. Demirköy’ün hangi tarihte kurulduğu kesin olarak bilinmemekle, MÖ 4200-4000 yılları arasında Trak kabileleri tarafından yerleşim alanı olarak seçildiği sanılmaktadır. 1369 Yılından önce Bizans hâkimiyetinde olan yöre, bu tarihte Sultan Murat Hüdavendigar tarafından Osmanlı toprakları arasına katılmıştır.q Demirköy, 1891 Yılına Kadar Edirne Vilayeti, Kırklareli, Midye Kazasına bağlı Samakocak isimli nahiye merkezi iken, 1891 yılında Edirne Vilayeti, Kırklareli’ne bağlı Kaza statüsünü kazanmış ve 1924 yılında Kırklareli İline bağlı İlçe merkezi haline getirilmiştir. 27 Temmuz 1920’de Yunan işgaline uğrayan ilçe 11 Kasım 1922’ de işgalden kurtarılmıştır.T.C. Demirköy Kaymakamlığı
Demirköy öğle molasından sonra ilçeden ayrılıp ana yola kadar 3 kilometrelik bir inişle
160 rakıma indim ve İğneada tabelasını takiben İğneada tarafına döndüm.Demirköy
sonrası 3 km iniş, İğneada tarafına 410 rakımdaki Kara Yokuşa kadar 5 kilometre
tırmanış olarak devam etti.Kara Yokuşa çıkmak artık bundan sonrası için iniş
olduğundan önümde uzun bir iniş var.
Longoz Ormanları.
Kara Yokuştan itibaren İğneada’ya kadar sert olarak 10 km,yatay olarak 10 kilometrelik inişim başladı.Son 10 kilometrede ise artık Longoz Ormanları içinden geçen İğneada’ya uzanan ana yol üzerinde yol almaktayım.Bugün biraz Longoz Ormanlarına değineyeyim,yarın doya doya yaşayacağım.
Longoz Ormanları:3155 hektarlık Milli park alanı, Demirköy’e 25 km uzaklıktadır ve İğneada beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Yıldız (Istranca) Dağlarından Karadeniz sahillerine doğru akan derelerin taşıdığı alüvyonların birikmesi ve mevsimsel olarak sular altında kalması sonucunda milli parktaki longoz ormanları oluşmuştur.Ulusal ve Avrupa ölçeğinde korunabilmiş en önemli subasar ormanının yer aldığı İğneada bölgesi içerdiği farklı ekosistemleriyle yöredeki bir çok hayvan türü için kaliteli ve farklı yaşam alanları oluşturmaktadır.Zengin biyolojik çeşitliliği, birbiriyle doğrudan ilişkili ve farklı yaşam alanları ile İğneada Longozları, ülkemizin de içinde bulunduğu ılıman kuşakta eşsiz bir konuma sahiptir. Bölge; tatlı ve tuzlu su gölleri, kıyı kumulları, tatlı ve hafif tuzlu bataklıkları, subasar ormanları, yaprak döken meşe, kayın, gürgen,dişbudak, kızılağaç gibi karışık ağaç türlerinden oluşan orman tiplerinin hepsini barındırmaktadır.Kaynak:T.C. Demirköy Kaymakamlığı
Akşam üzeri İğneada’ya vardığımda karadeniz hırçınlığını gösterir vaziyetteydi.
Sahil hem üşütüyor hem de insanı savurur cinstendi.Ama ben yine de sahildeki
İğneada yazısı önünde fotoğraf çekmekten geri durmadım.İğneada’ya vardığıma göre ve
bu gece burada kalacağıma göre kumanya,yemek ve barınma işlerini hızlıca çözmeliyim.
Akşam ve sabah için kumanya işimi hızlıca hallettim.Sahilde barınmayı şiddetli rüzgar nedeniyle es geçtim,Mert Gölü civarı olursa amenna,olmaz ise gelirken gözüme kestirdiğim bir yer var orası olur derken İğneada’dan bahsetmeden günü kapatacağımı sanmayın!.
İğneada:Kırklareli ili Demirköy İlçesine bağlı bir sahil beldesidir. İstanbul’a 250 km, Kırklareli’ne 97 km ve Edirne’ye 165 km uzaklıkta olan İğne ada’nın nüfusu 2000 yılı verilerine göre 2215’dir. Denizi, gölleri, subasar ormanları, tarihi ve kültürüyle bir cazibe merkezi olan İğne ada, coğrafi yalıtılmışlığı sayesinde bugüne kadar çok fazla bozulmadan korunabilmiş önemli bir doğal alana ev sahipliği yapmaktadır. Bir ekosistemler zinciri olan İğne ada’da, subasar ormanlar ve yaprağını döken orman ekosistemleri, tatlı ve tuzlu su gölleri, kıyı kumulları, tatlı ve hafif tuzlu bataklıklar bir arada bulunmaktadır. Türkiye’de subasar özelliğe sahip alüvyal karakterdeki birkaç ormanlık alandan biri olan İğne ada Longoz Ormanları, Avrupa’da da nadir bulunan bir ekosistemdir.Kaynak:T.C. Demirköy Kaymakamlığı
Evet İğneada’nın popüler yerlerinden biri olan Mert Gölüne giderken camide şahsi
temizliğimi yaptım.Göl kenarına geldiğimde acaba bana hitap eder mi?,çevresinde kalabilirmiyim diye inceledim ama maalesef kabak gibi ortada çadır kurmam gerek
o yüzden vazgeçtim.Mert gölünü seyretmek ve incelemek için bir süre durdum ve
sonra ilk belirlediğim yere doğru hareket ettim.
Mert Gölü:Kırklareli Demirköy’de, İğneada Longoz Ormanları Milli Parkı içinde yer alan
Mert Gölü, sazlıklarla çevrili, denizle birleşen, kano ve doğa yürüyüşü yapılan huzurlu bir longoz gölüdür. İlkbaharda su seviyesi artıp Karadeniz’e bağlanan göl, özellikle doğa fotoğrafçılığı ve kano gezileri için İğneada’nın popüler noktalarından biridir.
İğneada Kampı.
Bu alanı İğneada’ya girerken aklımın bir kenarına yazmıştım.Burası İğneada’ya 3 kilometre mesafede yoldan 100-150 metre içeride bir yer ve bana göre uygun bir alan, gerçi Longoz Ormanları sınırlarında kalıyormuş ama ben bunu bilmiyordum (yolun sol tarafı o kapsamda değilmiş,ben sağ tarafa çadır kurdum).Akşam ormancı arkadaşların uyarısı ile öğrendim,ateş yakmamak ve görüntü vermemek şartıyla bu gece buradayım.Ben kuralcıyım ve kurallara da harfiyen uyarım, zaten ateş yakmak ve görüntü vermek benim tarzım değil,o yüzden sıkıntı yok.Çadır işi tamam sırada camide yaptığım şahsi temizliği detaylandırmak ve sonrasında sıkıca giyinmek var.Her iş tamam olunca da hafif yollu atıştırmak ile karnımı doyurdum,artık müzik eşliğinde dinlenebilirim.Bugün Istranca (Yıldız) Dağlarında yol aldım,Karadeniz kıyısında olan İğneada’ya vardım ve Longoz Ormanlarının kenarında kamp durumundayım.Yarın ne mi olacak, LONGOZ ORMANLARININ derinlikleri beni bekliyor.Merak eden, ilgi duyan takibe devam eder,selamlar.
3.Gün 17 Nisan 2026 Sarpdere-Demirköy-İğneada:58 km
TRAKYA TURU 2026 (3. Gün Sarpdere-Demirköy-İğneada)







































Discussion about this post