
Planladığım, programladığım,istediğim gibi iyi gidiyor,iyi,Anadolu 2026 turum
gayet iyi gidiyor.Fırsat buldukça girmeme rağmen yine de özlemişim bu bölgeyi.
İki gündür Kütahya il sınırlarında yol alıyorum,bugün de yine Kütahya il
sınırlarında yol almaya devam edeceğim.İsterseniz önce dünü kısa özet,
sonra da bugün neler yapacağız onu özet geçelim.Dün Simav’dan hareket edip
Gediz’e gelmiştim,Gediz’de bana göre uzun olan bir mola verip,
Murat Dağı eteklerinde yol almaya başlamıştım.
Yükseltinin başladığı anda da Murat Suyu kenarında Saz bölgesinde mescitte gecelemiştim.Bugün Murat Suyunu bir süre takip edecek,Murat Dağı tırmanışı
yapacak ve bölge köylerini geçerken nostalji yaşayacağım.Merak eden,ilgi duyan
varsa ben yola çıkıyorum takipte kalın.
Geceyi mescitte geçirdim, sabah 05:00 gibi uyandım,kahvaltımı yaptım.
Çadır toplama telaşı olmadığı için çantaları dizayn ettim ve
06:15 gibi güneş kendini hissettirmeye başladığı anda da yola çıkmaya hazırım.
Ayrılmadan önce mescit anısı ve ayrılık fotoğrafı alıp kaldığım
mescit bölgesinden ayrıldım.
Murat Suyu, kaldığım mescitin 20 metre altından geçiyordu,yola çıkar çıkmaz
Murat Suyu üzerinden geçiş yaptım.Murat Suyu erimiş kar sularını
Gediz Nehri’ne taşımakta ve dağlardan inen bu su ovalara bereket saçmakta.
Bir süre beraber yol alacağım ama önce kendisini bir tanıyalım.
Murat Suyu:Kütahya’nın Gediz ilçesi sınırlarında yer alan Murat Dağı’ndan
doğan su kaynaklarının oluşturduğu ana kollardan biridir. Bu sular, ünlü
Gediz Nehri’ni meydana getiren temel iki koldan (diğeri Eğrigöz ve Şaphane
dağlarından inen sular) biri olarak kabul edilir.
Doğuş Noktası: Kütahya Gediz’de yer alan 2.312 metre yüksekliğindeki
Murat Dağı’nın kuzeybatı yamaçlarından doğan Murat Çayı,
Murat Suyu köprüsünü geçtikten sonra bir süre vadi içinde düz konumda
yol alırken Murat Suyu için yapımına başlanan baraj seti yanından geçtim.
Ve sonrasında tekrar Murat Suyu ile buluştum.Burada debisi o kadar yüksek ki,
Murat Suyunun sesi tüm sesleri bastırır durumdaydı,o ses insanı kendinden
alıp başka dünyalara götürüyor.
İnsan kendini böyle ortamda bulurda mola moduna geçmez mi?.
Burada iki tane çeşme var,bank hazır,en önemlisi Murat Suyu ve debisinin
yüksekliği ile ortamı inleten sesi,arkadaş ben cezveyi ateşe sürerim.
Öylede yaptım,burada içtiğim kahve bambaşka güzellikteydi.
Murat Suyu kenarında verdiğim kahve molası sonrası yola çıktım ve
kısa süre sonra Murat Dağı kaplıcalar,kayak merkezi ve zirveye çıkan yolun başındaydım.2022 yılında Köroğlu Dağlarından gelip buradan Murat Dağı’na
çıkmış bir gece kamp yapıp Murat Dağının güney-batı yönünden
tekrar Gediz’e dönmüştüm.Evet nostalji yaşamaya devam ediyorum,
en son 2022’de gelmişim ama şimdi 2017’ye uzunan yoldayım.
Evet 2017 yılına uzanan nostalji ağırlıklı yoldayım,bundan sonraki
bölümü 2017 yılında yapmış olduğum Suların Doğduğu Topraklarda
turumda Altıntaş yönünden yapmıştım.Şimdi tersi yönde yol almaktayım.
Murat Dağı sapağından sonra artık yavaş yavaş yükselti kazanmaya başladım.
Uğurluca sapağını geçtim.Vadi içinde ilerlemeye devam ederken hala
Murat Suyu ile beraber hareket ediyorum.
Burası Gediz-Altıntaş yolu,bozulmamış tüm bakirliği ile duruyor.
Dediğim gibi 2017 yılında yine Haziran ayının ilk haftası buradan geçmiştim,
aradan 9 yıllık zaman diliminde değişen bir şey yok,her şey çok güzel.
Bu güzellikten bir kaç kareyi burada sizlere göstermek istedim.
Fotoğraflar bir yere kadar anlatabiliyor,en iyisi siz canlı canlı görmek için
buralara gelin, ben öyle yaptım.Hem nostalji yapıyorum, hem de doğa ile bütünleşiyorum.Ayrıca bu görüntüler altında Murat Suyuna burada veda ediyorum,
o Murat Dağında doğduğu yere Karapınar Şelalesine yönelirken ben de
Çukurören tarafına devam ettim.
Göynük sapağını geçipte Çukurören’e yaklaştıkça Murat Dağı zirvesi
yavaş yavaş netleşmeye başladı.Zaten Murat Dağında yol almaktayım bu
andan itibaren de görüntülerimde sıklıkla Murat Dağı olacak,olmalı zaten.
Bu muhteşem manzarayı nereden bulacaksın Şafak.Evet madem konu
Murat Dağından açıldı ve görüş alanımı süslüyor o zaman Murat Dağınından
bahsedebiliriz.
Murat Dağı: Kütahya ve Uşak illerinin en yüksek dağıdır. Uşak ve Kütahya
illerinin doğal sınırını oluşturur. Murat Dağı güneyindeki Banaz Çayı ile
Büyük Menderes nehrine; kuzeybatısındaki Murat Çayı ile Gediz Nehri’ne olmak
üzere Ege Denizi’ne su gönderir. Kuzeydoğusundaki Kokar Çayı ile
Sakarya Nehrine olmak üzere Karadeniz’e su gönderir. Doğusundaki kaynaktan
ise Akar Çayı ile Eber Gölü’ne su gönderir.Merkez Banaz ilçesinin kuzeyini,
Kütahya Gediz ilçesinin ise güneyini kaplar. 2.312 metrelik zirvesiyle
Ege Bölgesi’nin Honaz Dağı’ndan sonra en yüksek dağıdır.Murat Dağı’nın
Uşak sınırları içinde yükseltisi 1.500-2.000 metreye varan birçok
tepe ve yaylaları vardır. Bu tepe ve yaylalar çok zengin çam ormanları
ve otlaklarla kaplıdır. Ayrıca Gediz Belediyesi himayesinde 2 adet kaplıca hamamı
ve değişik yaylalarda villa tipi evleri mevcuttur. Murat dağının en yüksek
tepesinin kuzey yamaçlarının eteklerinde bulunan
Çukurören köyü sınırları içerisindeki Çukurören Karapınar Şelalesi
Gediz Çayının çıktığı ana kaynak olarak kabul edilir.
Bu güzel görüntüler,atmosfer,doğa ile birlikte 1120 rakıma sahip
Çukurören köyüne vardım.Çukurören köyünde kahvede mola verip
yoluma devam etmek düşüncesindeydim ama hava durumu ile ilgili
olumsuz durum bana ”yoluna devam et Şafak” sinyali verdi.
Çukurören köyünü geçip,Belova Yaylasına doğru tırmanışa geçtim ama
hava iyiden iyiye bozmaya başladı.Yağmur hafif hafif çiselerken
önümde de şimşekler çakmaya başladı.Bu şekilde yaklaşık üç kilometre
tırmanmıştım ki,yağmur hızını arttırdı”dön geri Şafak riske gerek yok”
deyip geri tornistan yapıp Çukurköy’e geri döndüm.
Kahvenin önünden geçerken selam verdiğim agaların yanına gerisi geriye döndüm.
Köye döndüğümde yağmur hafiflemişti ama her tarafta şimşekler çakıyordu,
böyle ortam da sıcak çay büsküvi destekli zorunlu yağmur molası köy ahalisi
ile muhabbete dönüştü.Çukurören köyünda 1,5-2 saat kadar bekledim,hava açınca
hadi bana eyvallah deyip köyden ayrıldım.
Köyden ayrıldıktan sonra tekrar aynı rampayı tırmanmaya başladım.
İnsanın tırmanıp geri indiği yeri tekrar tırmanması çok tuhaf bir duygu!,
onu da yaşamış oldum.Tırmanmaya devam ediyorum,yağmur yağmıyor ama
hava kapalı her an değişebilir,böyle ortamda Belova Yaylasına doğru
tırmanış yaptım.
Anlatımda da görüldüğü üzere yaklaşık beş kilometre sonra 1430 rakımdaki
Belova yaylasına ulaştıım.Burası gerçekten çok bakir,güzel,harika bir yer.
Ben fazla övmeyeyim zaten tanıtımında
her detay var.
Belova Yaylası:Gediz ilçesine bağlı Çukurören Köyü sınırları içerisinde
yer alan bu yayla tamamen bakir doğası ve geniş meralarıyla öne çıkar.
Çukurören Köyü’nün yaklaşık 5 km doğusundadır.Çam ağaçlarıyla çevrili olup,
bol su kaynaklarına ve verimli çayırlara sahiptir. Yerel hayvancılık için çok
önemli bir mera alanı olup, yaz aylarında serin havası nedeniyle yayla turizmi
için tercih edilir. Tarihi kalıntıları da barındıran zengin bir coğrafyası vardır.
Bugün görseller bol bol Murat Suyu ve Murat Dağı ağırlıklı oldu,
zaten başka bir şeyde beklemek olmazdı.Ama gerçekten de doyumsuz
manzaralar eşliğinde yol almaktayım.Belova Yaylasından sonra % 8 eğimle
iki kilometrelik bir tırmanışım daha oldu ve günün en yüksek noktası
1526 rakıma ulaştım.Murat Dağı yükseltileri içinde iyi bir rakım.
1526 rakıma vardım burası aynı zamanda geçit ama madem geçidin
adını koymamışlar ben koyayım dedim ”Şafak Geçidi Rakım 1526”
oldu her halde.
Şafak Geçidinden Saraycık’a kadar 5 kilometrelik sert bir iniş gerçekleştirdim.
Saraycık köyünün girişinde Şehit Sakatların İsmail’in mezarını ziyaret ettim.
Şehit Sakatların İsmail’in hikayesi nedir derseniz kısaca anlatayım.
Şehit Sakatların İsmail:26 Ağustos 1922 tarihinde Kocatepe’den başlayan
Büyük Taarruz ile Yunanlar korkutulmuş ve yurttan atılması için ilk adım atılmıştı.
30 Ağustos 1922’deyapılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi
Yunanlılar için kaybetme zamanıydı.Yunanlar artık kaçmaya başlamıştı.
Hedeflerinde İzmir vardı.
Bazıları da gizli bir şekilde Bursa’ya kaçmaya çalışıyordu.
Bu dönemlerde, Kütahya Saraycık köyünde 14 yaşında, cesur, vatansever ve
zeki bir çocuk dağlara sığınmıştı.Onun adı İsmail idi. Herkes onu
Sakatların İsmail diye bilirdi. Kızıltaş Vadisi Belova köyünün yakınlarında
Yunanlı askerleri görmüştü. Sayıları yedi bin civarında olan Yunan askerleri ona doğru geliyorlardı.
“Hey! … Çocuk! Bursa yolu hangi yöndedir?” diye sordular.
İsmail çevreyi avcunun içi gibi biliyordu. Fakat Yunanlara bu yolu gösteremezdi.
Onların kaçmasına izin veremezdi.Yunan askerlerini oyalayıp arkadan gelecek olan
Türk askerlerine zaman kazandırmalıydı.
“Buradan gideceksiniz.” dedi. Onlara farklı bir yol gösterdi.
Böylece Yunan askerleri oraya yönelecek ve Bursa yolu diye Oysu-Yüğsük köy yolu diye bilinen yere gideceklerdi. Türk askeri zaman kazanacaktı. Öylede oldu.
Ama Yunan komutan, İsmail’i de yanına aldı. Çünkü ileride yolu yeniden kaybedebilirlerdi. Yunan askerleri Bursa yolu diye bildikleri yolu yürümeye başladılar.
Gece yürüyüş devam etti. Fakat yürüdükleri yol Bursa yolu değildi.
Sabah olmuş, gün ışımaya başlamıştı.Ertesi sabah kandırıldıklarını anlayan
Yunan askerler o temiz kalbi kurşun yağmuru tutmuşlardı.
O, çocuk bir kahramandı:İsmail 14 yaşındaydı…
Saraycık köyü büyük bir köy ve nüfusu 500 civarında,ben bu köye
daha önce 2017 yılında Altıntaş tarafından gelmiş,köy bakkalından
bir şeyler almış ve bu okulun bahçesinde çadır kurup kalmıştım.
Okulun önünden geçerken anılarım canlandı.
Daha akşama çok var bu sefer Saraycık köyünde kalmayıp yoluma
devam etmek istedim.Saraycık çıkışında Oysu tarafına yaklaşık
2 kilometrelik bir rampa var,işte o rampayı tam tırmanmıştım ki yağmur
hızlanmaya ve gök gürleme başladı.Hem de ne hızlanma,hemen geri vites
ve Saraycık’a geri dönüş yaptım.
Saraycık’ta Geceleme.
Saraycık’a geri dönüp hemen kahvehaneye geçtim.Kahve kapalı ama önünde
2-3 kişi var, hoş geldin ile başlayan muhabbet koyulaştı.Kahvehane ve
bakkal muhtarın, bakkaldan bir şeyler alıp günü geçiştirdim ve yağmurun
azalması yada dinmesini bekledim ama durum nafile yağmur bir diniyor bir başlıyor.
Bu arada muhtarda gelince benim Saraycık’ta kalmam yağmurla beraber netleşti.Kahvehanenin yanında bir oda var,orası bana tahsis edildi, bu gece Saraycık’tayım.Akşam üzeri ve akşam durup durup yağan yağmur
gece ise bayağı şiddetli olarak yağdı,bu da bana iyiki daha ileri gitmemişim dedirtti.Kahvehane kalabalık olup hep aynı şeylerden konuşmaktan sıkılınca
bana tahsis odaya! erken geçtim,uyumaktan ziyade hem elektronik aletleri
doldurmak hem de kendimi dinlendirmek için.Evet,bugün nostalji ağırlıklı
bir rotada Murat Dağı ve Murat Suyu vardı.Aynı zamanda bol yağmurlu
ve gök gürültülü bir gün yaşadım.Yarın bu günü telafi zamanı,
güzel yerler,nostalji,tarih ve anılarla beraber yeni bir rotada yol alacağım.
Merak eden,ilgi duyan takibe devam eder deyip günü sonlandırmak istiyorum.
Sabah ğüzel bir güne uyanmak dileğiyle….
5.Gün 09 Haziran 2026 Saz-Çukurören-Saraycık:39 KM
ANADOLU 2026 (5.Gün Saz-Çukurören-Saraycık)

























































Discussion about this post