Bugün 04 Mart 2026 cemreler önce havaya,sonra suya düştü,yarında toprağa düşecek
yani artık bahar geliyor ama bu gece için değil!.Evet gece boyu bol bol rüzgar aldım,
akşam çadırımı kurarken kendime kızağa çekilmiş tekneyi siper almakla çok akıllık etmişim,tekne sayesinde fırtınanın şiddetini çadırımda fazla hissetmeden uyudum.
Çok soğuk olmayan ama soğuğa yakın bol rüzgarlı bir sabaha uyandığımda saat 07:00 sıraları idi.Kahvaltımı yine teknenin yamacına saklanarak yaptıktan sonra toparlanma aşamasına geçtim.Evet Küçükbahçe sabahına böyle başladım,bugün güne Sarpıncık rampasını tırmanarak başlayacak Karaburun istikametine gidecek havanın ve şartların durumuna göre ya Mordoğan’da yada Balıklıova’da geceleyeceğim,plan bu yönde.Bakalım plana ne kadar uyacağım hep beraber göreceğiz ama madem Karaburun Yarımadasını geziyorum yarımada hakkında bilgi vermek farz oldu.
Karaburun Yarımadası:Anadolu Yarımadası’nın batısının büyük bir bölümünü oluşturan Ege Bölgesi’nin Ege Denizi’ne doğru uzanan ve en çıkıntı yapan kara parçası olan Urla Yarımadası’nın kuzey bölümünü oluşturur. İzmir’in batısında kuzey-güney doğrultusunda
bir yarımadadır.Yarımada genelde oldukça engebeli bir yeryüzü yapısına sahiptir. Orta bölümünde kuzey-güney istikametinde uzanan Bozdağ kütlesi, yarımadanın en yüksek kesimini oluşturur.
4.Gün 4 Mart 2026 Küçükbahçe-Sarpıncık-Karaburun-Balıklıova:
Toparlanma işim tamam olunca Küçükbahçe sahilde bir kamp yeri ayrılış fotoğrafı
çekilip yola koyuldum.Köy içinden geçip mandalina bahçeleri arasından Yeni Salman/Denizgiren mevkiinden itibaren rüzgara karşı tırmanmaya başladım.
Bu tırmanışın belli bir yerinde ise artık Küçükbahçe görüş alanımdan çıkarken
Küçükbahçe hakkında da kısa bir bilgi geçmek yerinde olur diye düşündüm.
Küçükbahçe:Yarımadanın Ege Denizi’ne dönük yüzünde bulunan bir köydür. Henüz sayfiyecilerin tam anlamıyla keşfetmediği bölge beton yapılaşmalardan uzak doğa ile içi içe bir Anadolu köyü görünümündedir.Güneye giden sahil yolunda Ildır’ı ve Çeşme’ye, kuzey giden yol ile Karaburun’a bağlanır.Yakınlarında bulunan 1212 metre rakımlı Akdağ, dağcılık ve kampçılık için idealdir.Bölge ayrıca av üretim sahasıdır. Beldenin başlıca geçim kaynağı mandalin, zeytin, enginar üretimi ve balıkçılıktır.Küçükbahçe Osmanlı döneminde Rum korsanların tehditleri nedeniyle iç kesimlerde, bir tepenin yamacında kurulmuştur. 1970’li yıllarda meydana gelen depremin ardından evlerin çoğu yıkılmış ve daha sonra yapılan evler sahile yakın yerlere inşa edilmiştir. Burada Denizgiren adı verilen yerleşim yeri oluşmuştur.Küçükbahçe’de yaklaşık 750 kişi yaşamaktadır. 2 kilometrelik sahil şeridinin güzelliği nedeniyle bölgede yaz nüfusu artmaktadır.Kaynak:Karaburun Belediyesi
Rüzgara karşı olan mücadelem Salman köyüne kadar 4 kilometre boyunca devam etti.Salman köyüne vardığımda bir kaç köpek,koyun/keçi sürüsü ve bir çoban
haricinde fazla bir yaşam belirtisi yoktu.Sürünün önümden araziye geçmesini beklerken Salman’dan bir kaç kare fotoğraf almayı da ihmal etmedim.
Salman:İlçe merkezine 24 kilometre uzaklıkta, denizden 150 metre yükseklikte
119 nüfuslu tarihi bir köydür.Köy halkı geçimini tarım ve hayvancılıktan sağlamaktadır.
Keçi yetiştiriciliği gelişmiştir.Kaynak:Karaburun Belediyesi
Salman köyünden sonrada rüzgara karşı tırmanışım devam etti.Salman-Parlak arası
3 kilometre,Parlak köyüne vardığımda rüzgarı az alan otobüs durağında kısa bir mola
verip nefeslendim.Kolay değil bu bölgenin rüzgarını tadan bilir,gerçekten de şiddetli
bir fırtına var ve bu tırmanışı zorlaştırıyor.
Parlak Köyü: Boynak köyü olarak da bilinir,rakımı 230’dur. Köyün binaları genelde
taş evlerdir. Köy, 5 kilometre ötede sahil kesimindeki koyu Badembükü ile ünlüdür.Pansiyonculuğun gelişmeye başladığı köyün mutfağında güveçte kuzu kapama, yoğurtlu katmer, lor böreği, patlıcan böreği, enginar dolması, kabak çiçeği dolması, fava,
lor tatlısı, sündürme gibi yemek ve tatlılar ün yapmıştır.Parlak köyü yakınlarında ayrıca keklik üreme sahası da bulunmaktadır. Kaynak:Karaburun Belediyesi

Parlak köyünden sonra 1,5 kilometre daha yol aldıktan sonra sol yanımdaki tepeceğin yamacında hüznün,sessizliğin,terk edilmişliğin hüküm sürdüğü Sazak Köyü karşımda duruyordu.Bu yıl köye tekrar girme niyetindeydim ama bugünkü fırtına bana mani oldu.Yoldan köye 2 km git, 2 km dön bu fırtınada dayak yemişten farksız hale getirir.Zaten şu anda bile o hissi taşıyorum.O hisle Sazak köyünden bahsedebilirim.
Sazak Köyü:Parlak köyü sınırları içinde kalan Sazak Köyü, eşsiz manzarasıyla büyüleyici
bir atmosfere sahip. Oldukça büyük bir köy olan Sazak Köyü’nde sizi önce Ege Denizi’nden esen rüzgarın sesi karşılar. Hemen karşısında ise Sakız Adası vardır.Sazak Köyü’nde eskiden 120 hane bulunurmuş. Bu 120 hanenin 100’ü Rumlara, 20’si Türklere aitmiş. Rumların ve Türklerin barış içinde yaşamını sürdürdüğü nadide köylerden biriymiş Sazak. Bunun en güzel örneği köyün içerisinde bulunan kilise ve cami kalıntılarıdır. Sazak Köyü terk edilmeden önce Razaki üzümü, şarabı ve pekmezi ile ünlüymüş. 1923 yılında, Yunanistan ve Türkiye arasında imzalanan nüfus mübadelesi ile Rumlar köyden ayrılmış. Köyde önce göç edenlerin arkalarında bıraktığı ev eşyaları sonra ise evlerin kapıları, pencereleri, kiremitleri, taşları yağmalanmış ve define avcıları tarafından talan edilmiş.Bölgede yaşanan depremlerden de olumsuz etkilenen bu güzel köy, günümüzde harabe görüntüsü almış.
Sazak Köyü, bugüne kadar pek çok sanatsal etkinliğe imza attı. Bu etkinliklerden en fazla ses getireni ise İranlı def sanatçısı Sami Hosseini öncülüğünde kurulan ünlü ritm topluluğu Ahura’nın “Gafil Gezme Şaşkın” parçasına çekilen klip olmuştur.Kaynak:maikonak.com
Sabahtan bu yana fırtınaya direnerek tırmanıyorum,tırmanışın 14’ncü kilometresinde
428 rakımı gördüm.Bu rakımdan sonra fırtınaya karşı iniş olacağından sutre gerisinde üstümü giyindim,kaskımı taktım ve inişe başladım.İnişin daha ilk kilometresinde hemen altımda Sarpıncık göründü,bu kare ile Sarpıncık’tan bahsederek yolumuza devam edelim.
Sarpıncık:1800’lü yıllarda kurulan Sarpıncık Köyü, Karaburun Yarımadasının batısında yer alır. Karaburun ilçe merkezine uzaklığı 12 kilometredir.310 rakıma sahip 45 haneli köyde
259 kişi yaşamaktadır. Köy halkı geçimini hayvancılık ve zeytincilikle sağlar.Köyün sahilinde kurulu olan ve toprak yol ile ulaşılan Sarpıncık Feneri, ilginç görünümü ile hem fotoğraf sanatçıları hem de trekking yürüyüşçüleri için görülmesi ve gidilmesi gereken yerlerden biridir. 1938 yılında inşa edilen fenerin çevresindeki, Ege Denizi’ne hakim yamaçlarda günbatımını izlemek ise bir ayrıcalıktır.Kaynak:Karaburun Belediyesi
Sarpıncık’ta gürül gürül akan çeşmeden suları tamamladıktan sonra inişe devam ettim
ama şiddetli rüzgarın bu bölümde beni yolun sağına soluna savurması ile inişe devam ettim.2,5 km’lik Sarpıncık-Hasseki inişi fırtına nedeniyle bayağı tehlikeliydi.
Hasseki üstünde bulunan çeşme başında durarak biraz dinlendim ve tekrar inişe
geçerken Hasseki hakkında bilgi sahibi olalım.
Hasseki:Karaburun ilçe merkezine 12 kilometre uzaklıkta bulunan 140 rakımdaki
91 nüfuslu Hasseki yarımadanın bilinen en eski köylerinden biridir. Geçmişteki adı Hisarseki’dir. Kayıtlara göre Türk ve Rum halklarının birlikte yaşadığı ve o yıllarda Türkler’in çoğunluğu oluşturduğu nüfuslu göçlerle azalmıştır.Köyün ana geçim kaynağı zeytincilik
ve hayvancılıktır. Denize kıyısı olması nedeniyle bölgede dalyan balıkçılığı da yapılıyor.Kaynak:Karaburun Belediyesi.
Hasseki sonrası %10 eğime sahip 1,5 kilomtrelik inişi sağ salim yaptıktan sonra rahatladım.Küçükbahçe-Yeniliman arası 22 kilometre,bu 22 kilometrelik rotada fırtınaya
karşı Sarpıncık rampasını tırmandım ve tekrar fırtınaya karşı Yeniliman’a kadar iniş yaptım.Yeniliman’a vardığımda rüzgar şiddetini az biraz da olsa azaltmıştı yada bana
öyle geldi.Muhtemelen yönüm güneye döndüğünden öyle olmuştur.
Rüzgar kuzeydoğudan esiyor,denizde fazlası ile hüküm sürüyor ama ben karada yol
aldığım ve güneye doğru hareket halinde olduğumdan fazla etkili değil.Kısacası o fırtına
ile boğuşma sahneleri geride kaldı.Yeniliman Karaburun arası 8 kilometre kadar ve muhteşem bir güzelliğe sahip,yolda otobandan farksız olunca güle oynaya Karaburun’a
Karaburun’a 15:30 sıraları vardım,eh Karaburun’u terk ederken saatler 16:00’yı gösteriyordu.Durmadım, alışverişte yapmadım,transit hakkımı kullandım ama bu Karaburun’dan bahsetmemek için bahane olamaz.
Karaburun:İzmir ilinin bir ilçesidir,ilçenin güneyinde Urla ilçesi, batısında, kuzeyinde
ve doğusunda Ege Denizi bulunmaktadır. Karaburun Yarımadası‘nda bulunan ilçe,
nüfus bakımından ilin en küçük ilçesidir.Karaburun ilçe merkezi Kaza, İskele,
Burgaz Arkası ve Bodrum olarak 4 ana kısma ayrılmıştır. İskele kazanın balıkçı
barınağının bulunduğu yerdir.
Karaburun çıkışında bulunan Saip’ler rampası oldum olası hoşuma gitmemiştir,
bugün de gitmedi.Söylene söylene rampayı çıktım ve yoluma devam ettim.Öyle bir sinirli çıkış yapmışım ki!,o sinirin hızı ile Kaynarpınar’a kadar son hız geldim.Bu arada artık
saatler ilerlemeye başlarken kendi kendime Mordoğan’da mı? yoksa Balıklıova’da mı? kalayım tartışması/iddiası yarattım.Bakalım nerede kalacağım.
Bu iddia eşliğinde Mordoğan’a devam ettim.Karaburun-Mordoğan arası 20 kilometre,
ikindi vakti Mordoğan girişindeydim.İkindi vaktini az geçe Mordoğan’a vardım demek havanın karamasına daha vakit var anlamı taşıyor.Mordoğan’da kalmayacağım anlaşıldığına göre hemen akşam ve sabah alışverişimi Mordoğan girişindeki marketten yapıp sıcak
pidemi de yedeğime alıp hemen hareket ettim.
Mordoğan;İzmir’e 80 km uzaklıkta 3 doğal plajı ile Karaburun’un önemli bölgelerinden biridir.Şehir merkezindeki Kocakum plajı,Ardıç plajı ve Ayıbalığı plajları vardır. Ayıbalığı plajı,Akdeniz foklarının üreme alanı olduğu için 2008 yılında doğal sit alanı ilan edilmiştir.
Mordoğan,hurma zeytinin yetiştirildiği tek bölgedir.Balıkçılık geçim kaynakları arasında
ön sıradadır.Kaynak:www.visitizmir.org
Tüm alışverişlerimi yaptıktan sonra Mordoğan’dan ayrılışım başladı.Mordoğan çıkışına
kadar ana yolda devam edip,Manal Koyu bölgesine geldiğimde eski yola saptım.
Fırtına yüzünden geçikme yaşadığımdan Mordoğan olmaz ise Mordoğan-Balıklıova arası,
oda olmaz ise Balıklıova’da kamp yaparım iddisına kendi kendime girmiştim.Manal Koyunu da geçtikten sonra ”Şafak hava kararsa da yoluna devam et Balıklıova’da kamp yaparsın” dedim.Bu kararım kesin ve kati….
Balıklıova’ya kadar bu sakin,sessiz ve güzel yolda yol aldım.
Kamp yapmayı planladığım yere tam iftar vakti vardım,yorgun ve açım.Hiç çadır
faaliyetine girişmeden üstüme kalın bir şey alıp akşam yemeği yemeğe başladım.
Menümde; Mordoğan’dan sıcak olarak aldığım ama yol da soğuyan lezzetli ramazan pidem,domates ve peynir var.Yemeğimi, yedim ve kendime geldim,tabii koca pideyi kim
yese kendine gelir. Yemek sonrası ise çadır kurma,yerleştirme ve kıyafetleri tazeleme seansı başladı.Bugün diğer günlere nazaran fırtınaya karşı biraz daha sert bir rota oldu ama sonuçta çok güzeldi.Küçükbahçe’den Balıklıova’ya kadar 63 kilometrelik güzel bir yolculuk oldu diyebilirim.Yemek,çadır işi tamam ise artık ayın gök yüzünü aydınlattığı bu ortamda dinlenme moduna geçebilirim,tabii Balıklıova’yı anarak.
Balıklıova:İzmir ilinin Urla ilçesinde bulunan bir mahalle.Balıklıova’nın tarihteki ilk
ismi Polikhne’dir. Şu anki ismi Polikne’den Türkçe’ye Balıklı ve Balıklıova olarak geçmiştir.Balıklıova,İzmir il merkezine 63, Urla ilçe merkezine 30 km mesafededir.
Karaburun Yarımadası’nın en güney kısmında kurulu olan bir mahalledir. Sırtını dayamış olduğu Akdağ sebebi ile yazın da serin rüzgârlar alan mahalle, temiz deniz ve balık restoranlarıyla ün yapmıştır.
4.Gün 4 Mart 2026 Küçükbahçe-Sarpıncık-Karaburun-Balıklıova:63 KM
KARABURUN 2026 (4.Gün Küçükbahçe-Sarpıncık-Karaburun-Balıklıova)







































Discussion about this post