Anadolu 2026 dedim adına.
Neden Anadolu;bir bölge yada özellikli yerlere tur düzenleyince adını koymak
çok kolay ama çeşitli özellikleri ve coğrafyayı içinde barındırdığı için bu tarz turlarıma Anadolu adını vermeyi uygun buldum.Ülkemizin güzelliklerini,doğasını,ormanlarını,dağlarını,köylerini,kasabalarını bazen
tekrar görecek, bazen de ilk defa göreceğim.Rota güzel,sağlam,sert ve tam da
istediğim tarzda.Güzel olacağına inanıyorum ve o inançla yola çıkıyorum.
Evet,bu paragrafı birinci gün yazımdan alıntıladım.12 gündür yollardayım,
daha yazımın başında ne kadar doğru analiz ettiğimi tur devamında net anladım.
Dün doya doya Osmanlı Göç Yolunda yol aldım,iliklerime kadar hissettim,Yenidodurga,Düzağaç,Dombayçayırı,Çukurca Göleti,
Domaniç ve en son Çarşamba köyü,Hayme Ana (Devlet Ana) türbesi ve Çarşamba’da geceledim.Bugün, köy yollarında zorlu bir rota beni bekliyor,sonrasında Harmancık
ile birlikte ana yolda yol alacağım ve gün batımına kadar ne kadar gidersem.
Merak eden,ilgi duyan beni takipte kalsın bakalım yollarda neler var, neler yaşanmış.
13.Gün 17 Haziran 2026 Çarşamba-Köseler-Harmancık-Piribeyler:
Çarşamba’da kamp yaptığım tören alanında sabah 06:00 gibi uyandım.
Kahvaltı sonrasında toplanma ve 07:15 gibi yola çıkmaya hazırım.
Burada Ferdi’nin kulaklarını çınlatayım, beni alıştırdığı kamp yeri ayrılık pozu
alma işini de hallettikten sonra kamp yerimden ayrıldım.
Hayme Ana Türbesi önünden geçerken sabah duamı ettim ve köy içine geçtim.
Çarşamba-Hayme Ana Türbesi:Hayme Ana, Osmanlı Devleti’nin kurucusu
Osman Gazi’nin ninesi, Ertuğrul Gazi’nin annesidir. Oğuzların Bozok Kolu’nun
Kayı Boyu’na mensup bir Türkmen (Yörük) kızıdır.Kayı Boyu önce Ankara’nın
batısındaki Karacadağ yöresine yerleşmiştir. Ankara’nın batısındaki Haymana
ilçesi adını Hayme Ana’dan almıştır. Osmanlı obasının Söğüt ve Domaniç’e
yerleşmesiyle belli bir dönem devlet idaresini eline alması ve devletin
kuruluşunda hayati rol oynaması sebebiyle “Devlet Ana” olarak da anılmıştır.
Ölümü üzerine Domaniç ilçesine bağlı Çarşamba Köyü’ne gömülmüştür.
Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit, 1886 yılında Hayme Ana’nın kabrini
buldurarak üzerine bugünkü türbeyi yaptırmıştır. Hayme Ana, Çarşamba
Köyü’nde her yıl eylül ayının ilk pazar günü gerçekleştirilen “Hayme Ana’yı
Anma ve Göç Şenlikleri” etkinlikleriyle anılmaktadır.Hayme Ana Türbesi
Domaniç ilçe merkezine 13 km. uzaklıkta yer alan Çarşamba köyünde
bulunmaktadır.Kaynak:T.C. Domaniç Kaymakamlığı


Köy içerisindeki tabela benim hangi yöne gideceğim hakkında bilgi vermekte.
Çarşamba köyü çıkışı ile birlikte vadi içinde Saruhanlar köyüne sabah ayazı
ile birlikte indim.Sonrasında Orhaneli çayına kadar inişim devam etti.
Sabah sabah vadi içinde üşüyerek indiğim Orhaneli çayı debisinin yükseklği ve
buralarda kirlenmemiş hali ile iç açıcı güzellikteydi.
Bursa ilinde bulunan bir çaydır. Yaklaşık 276 km boyunca akış göstererek doğayla
iç içe derin vadilerden (Kocasu Vadisi) geçer. Emet Çayı ile birleştikten sonra suları Mustafakemalpaşa Çayı’na dökülür ve nihayetinde Uluabat Gölü ile Susurluk
Havzası’nı besler.
Orhaneli Çayından sonra iniş ağırlıklı Böçen köyünü geçtim.Düz sayılabilecek
bir yolda Soğucak köyü girişine kadar geldim.Şimdi 640 rakımlardayım,
bu 640 rakımları çok ararsın muhabbeti daha Soğucak köy içinde başladı,
köyün içini ittirerek geçtim.Köy çıkışından itibarende yükselti devam etti.
Soğucak köyünden sonra Burhan köyüne tırmandım, oradan hala %10 tırmanış
ile Burhan köy sonrası 1000 rakıma geldiğimde biraz rahatlar gibi oldum.
Düşünsenize 1000 rakıma kadar tırmandım rahatladım diyorum,
ne yaşıyorsun Şafak!.
Evet ne yaşıyorsun Şafak!,1000 rakıma ulaşmak insanı rahatlatmaz ama
beni bir nebze olsun rahatlattı çünkü 3 kilometre kadar bu seviyelerde yol alarak nefesimi,kas sistemimi bir nebze olsun rahatlattım.Elmaağacı sapağına
gelmeden önceki bu çeşme içimi ferahlattı.
Bu yılan gibi gördüğünüz yol Keles-Tavşanlı karayolu,geriye dönüp baktığımda
burayı ben mi? tırmandım dedim.İşte o yolda ben 3 kilometre tırmandım ve
sonrasında Köseler girişine vardım.Bitmedi, daha tırmanış bitmedi.Bu sapak
1000 rakıma sahip ben biraz daha tırmanıp 1200 rakıma kadar çıktığımda
saat öğleye yakındı.Bundan sonrası iniş ağırlıklı olduğundan tepe noktasında
öğle molası verdim.
Tepe noktasından Köseler köyüne kadar bazı yerlerde %15 eğimle sert
sayılabilecek bir iniş yaptım.Köseler sonrası da inişim devam etti.
Gülözü köyüne hafif tırmanışım anında geriye baktığımda tepelerin
altında Köseler köyü görüş alanımdan çıkmak üzeri idi.
Gülözü köy merkezine girdim,Harmancık ilçesine gideceğim, Nalbant üzeri mi
yoksa Okçular üzerimi gideyim mi diye düşündüm.Haritaya baktım Okçular yolu
3 kilometre kısaltıyor,girdim o yola.Ama ne yol!,koca koca taşlar,hoplaya zıplaya
3 kilometre çok sıkıntılı bir yolda Okçular köyüne vardım.Bu 3 kilometrelik
yol beni o kadar hırpaladı ki Okçular köyünü geçtikten sonra çeşme
başı molasında kafadan aşağıya bol su dökerek hem serinledim hemde
tozdan topraktan kurtuldum.
Zorlu Okçular yolundan sonra Okçular-Harmancık arası gayet iyi bir yol konumunda
yol alarak Harmancık ilçesine ikindi vakti vardım.Öğle molasında bir şeyler atıştırmıştım
ama Harmancık’a vardığımda o yediklerim erimiş karnım aç idi.Harmancık
meydanda Belediye tesislerinde kendime köfte siparişi verdim,çok doyurucu
ve lezzetliydi.
Harmancık: Bursa’nın nüfus bakımından en küçük ilçesidir, Uludağ’ın güneyinde
yer alır. Bursa şehir merkezine 85 km uzaklıktadır. Harmancık, Uludağ’ın güneyinde,
yüksek yaylalar arasında yer alır. En yakın mahallesi Ece ve Kepekdere (Mahmutlar) Mahallesidir.Mahalleleri genelde ilçe merkezine 1 ila 10 km uzaklıktadır.
Bursa, Balıkesir ve Kütahya il sınırlarının birleştiği yerdedir. Komşuları
Dursunbey (Balat, Balıkesir), Tavşanlı (Kütahya), Orhaneli, (Bursa) ve Keles’tir.
Rakımı 650 m, yüz ölçümü 389 km²dir.
Harmancık molası yemek molası ile birlikte uzun sürdü, yola çıkmadan
önce kumanyalarımı da takviye ettikten sonra Dursunbey tarafına
hareket ettim.Harmancık sonrası iniş ağırlıklı olarak Dursunbey tarafına
doğru yol alırken bölgedeki köylerin hep vadi üzerinde yoldan 2-3 kilometre
yukarılarda olduğu dikkatimi çekti.Vadi içinde diyorum çünkü
Emet çayının bir kolu olan Çeltik Dere vadisinde yol almaktayım.
Delicegüney,Gökçeler mıntıkaları arasında yol aldığımı sanıyorum
çünkü kendileri yoldan içeride,yukarıda gözükmese de yol tabelalarından
o sonucu çıkarıyorum.Ben böyle yol alırken yanımdan geçen bir araba
bir kaç yüz metre ileride durdu,kişi aşağı indi ve el işareti ile bana durma
işareti yaptı.Bagajdan çıkardığı bu şeyleri bana ikram olarak verdi,
”enerji olur” dedi.Bu durumu Anadolu 2026 turumda 8-9 defa yaşadım,
sonuncusunu burada paylaşayım istedim.
Artık Hopanlar bölgesindeyim, bölgeye geldiğimde hem Balıkesir il sınırlarına
gelmiş hem de Emet çayı ile bir araya gelmiş bulunmaktayım.Emet Çayı ile bir süre yolculuğum olacak ama Balıkesir il sınırları bana iki gün ev sahipliği yapacak.
Emet Çayı: Kütahya’nın Gediz ilçesi Soğuksu köyünden doğan, Kütahya ve
Bursa sınırları boyunca ilerleyen önemli bir akarsudur. Orhaneli Çayı ile
birleşerek Mustafakemalpaşa Çayı’nı oluşturur. Tarımsal sulama ve elektrik
üretimi sağlayan çay, aynı zamanda bölgedeki mesire alanlarıyla doğa
turizmine katkıda bulunur.
Hopanlar bölgesi diyorum çünkü köylerin hepsi vadi üzerinde yoldan
2-3 kilometre içerilerde.Yol boyunda hiç köy yok.Ben böyle derken
Dursunbey’e de 30 kilometre yolum kalmış.
Kuzköy yakınlarına bir mescit vardı, hemen çeşmenin üzerine
konumlandırılmış.Çeşmede temizliğimi yaptıktan sonra mescidi kontrol
ettim geceyi geçirebilirmiyim diye maalesef altındaki suyun tüm sesi
mescidin içini çınlatıyor.Baştan suyun sesi insana ninni gibi gelir ama belli
saatten sonra dayanılmaz hale de gelir,tecrübe ile sabit.Kalmadım yani,
yola devam kararı verdim,hedefe Sinderler’i koydum ama artık indiler
çıktılarda bayağı yıpratıcı olmaya ve güneş batmaya başladı.
Yükselti haritama bakınca Sinderler öncesi dik bir tırmanış var,o tırmanış
kafamı meşgul ederken Piribeyler girişine vardım.Piribeyler köyü Emet Çayı
kenarında ve tren istasyonu da var.Yoldan içeri girip köye doğru inip uygun
yer bakacaktım ama daha köyü gözlemlerken köy yolunda iki araba dolusu genç
ağız dalaşı ve kavga…. Hemen oradan sıvışıp görüntü vermedim.Köy yolu girişini
geçtikten sonra yol kenarında Piribeyler köyü üzerinde geniş bir alanın dip
tarafına geçip çadırımı kurdum.Bu gece Piribeyler köyü bölgesindeyim.
Sabah bölümü yorucu bir gündü,öğleden sonra daha da rahat
bir yol konumu ile yol aldım.Sabah ki 40 kilometreyi 8 saatte alan ben,
öğleden sonraki 40 kilometreyi 3 saatte aldım.Yarın sabah hedefimde
Dursunbey var,sonrasında uzun bir köy yolları serüveni beni bekliyor.
Sonrasında tabiiki köy yollarından Bigadiç’e varış.
Merak ediyorsanız,ilgi duyuyorsanız yarın görüşmek üzere iyi geceler.
Discussion about this post