Dereköy: Kırklareli ilinin Merkez ilçesine bağlı bir köydür. Köy, 1901’den beri aynı adı taşımaktadır. Köy, Kırklareli il merkezine 30 km uzaklıktadır,nüfus 450,rakım 446 dır.
Dereköy Sabahı;Dereköy’ün tanımı yukarıdaki gibi, Dereköy’e dün akşam üzeri Kırklareli–Kofçaz–Kula rotasını izleyerek geldim ve burada Orman İşletme Şefliği bahçesine çadır kurarak geceyi geçirdim.Gece 02:00 sıralarına kadar çok iyi uyudum,o saatten sonra uykum dağıldı,o saatten sonra sağlıklı bir uyku uyuduğumu söyleyemem.Uykusunu alamamış bir Şafak sabahın erken saatlerinde çadırından çıkıp toparlanmaya başladı.Normal şartlarda,planlamamda bugün için Şükrüpaşa-Demirköy-İğneada ve sonraki günlerde ise devamı olan bir rota vardı.Ancak benim kontrolüm dışında cereyan eden durum nedeniyle rotayı bugün itibari ile komple değiştirmek zorunda kaldım.Sağlık olsun diyeceğim,yapılacak bir şey yok.Bu tarz durumlarda çok çabuk alternatif rotalar ayarladığım için sabahın ilk dakikalarında kendime ayrı bir rota belirledim,Dereköy-Kırklareli–Babaeski–Hayrabolu rotası, bu gün bu rotayı izleyeceğim.Babaeski ile Hayrabolu’yu hiç görmemişim,kısmetse bu nedenden dolayı görmüş olacağım.Sözü fazla uzatmaya gerek yok sanırım,çıkalım yola derim.
7 nci Gün 21 Nisan 2025 Dereköy-Kırklareli-Babaeski-Hayrabolu:
Sabah her zaman ki gibi erken kalktım diyeceğim ama zaten 02:00’den sonra tilki
bayıltması yaptığımdan sabah ezanı ile birlikte çadır dışına teşrif ettim.Çadır nemlendiği
için önceliği onu rüzgarın ve daha sonra doğacak olan güneşin insafına bırakıp kahvaltı hazırlığına giriştim. Kahvaltı sonrası toparlanma,hazırlanma derken 07:30 gibi geceyi geçirdiğim Orman İşletme Şefliği bahçesinden ayrıldım.
Dereköy 450 rakıma sahip, Kırklareli ise 200 rakıma sahip.Sabahın erken saatlerinde
ben rota ayarlaması yaptım ya hiç eğime filan bakmadım,sal kendini 450’den 200’e, oh ne ala diye düşündüm. İşin aslı öyle değilmiş meğerse!,Dereköy sonrası biraz tırmandım,indim,biraz daha tırmandım sonra indim az daha tırmanırken 487 rakımdaki çeşmeyi gördüm.Bu arada 11 kilometre yol almışım.Çeşme başı ve bankları görünce Şafak durur mu,kahve molası için en uygun yer olarak burasını düşündüm ve sabah kahvemi püfür püfür esen bu yerde içtim.
Kahve molasından sonra hafif yollu iniş yaparak yoluma devam ederken sağ yanımdaki antenleri ve hemen bitişiğindeki yangın gözetleme kulesini inceliyordum. Biliyorsunuz antenler hep tepelerde olur,oraya çıkacağımı zannediyordum ama çıkmadım.Yol biraz daha aşağı gittiğin de ise o kadar yükseklerde görmediğim geçidi burada gördüm,Babatepe Geçidi.Babatepe Geçidi bana sürpriz oldu, ummadığım ve çalışmadığım yerden geldi
ama bu sürprizi sevdim.
Babatepe’den yaklaşık 5 kilometre kadar inişle Ana Deresine vardım.Sonra dereden
yukarı tırmanış ve Kırklareli düzlüğünde bir süre yol aldıktan sonra dün ayrıldığım Kırklareli’ye Dereköy tarafından giriş yaptım.Kırklareli’nde market alışverişi,kısa bir dinlenme ve sonrasında Karagöz Heykeli yanından Babaeski yoluna saptım.Evvelsi gün Kırklareli’nden bahsetmiştim ama bir defa daha hatırlayarak Babaeski tarafına geçelim.
Kırklareli: Kırklareli tarih boyunca konumu itibarıyla birçok antik yerleşim merkezine sahip bir ildir. Buzul çağı sonlarında uzunca bir süre sular altında kaldığı anlaşılan Kırklareli ve civarında insana dair ilk maddî belgeler neolitik dönem özelliklerini vermektedir. Daha sonra bilinen ilk yerleşik kabilelerden ismini alan Trakya, Kırklareli de dahil olmak üzere Roma dönemi ortalarına kadar kısmen veya tamamen bağımsızlıklarını küçük birer krallık veya prenslik olarak devam ettirebilmişlerdir.Bir geçiş bölgesi olması nedeniyle Roma ve Bizans dönemlerinde pek çok istilalara uğrayan Kırklareli ilk defa I. Murat zamanında 1363 yılında Osmanlıların eline geçmiştir. Bu tarihten itibaren uzunca bir barış süreci yaşayan Kırklareli Balkan Savaşı ve I. Dünya Savaşı sıralarında Bulgar ve Yunan işgaline maruz kalarak büyük eziyet ve sıkıntılar yaşadıktan sonra 10 Kasım 1922’de nihai özgürlüğüne kavuşmuştur. Kırklareli, Türkiye’nin kuzeybatısında, Marmara Bölgesi‘nin Trakya kesiminde yer almaktadır. Kuzeyinde Bulgaristan; doğusunda Karadeniz; güneydoğusu ve
güneyinde Tekirdağ (Saray, Çorlu, Muratlı ve Hayrabolu); batısında ise Edirne, güneyi ve güney batısında (Uzunköprü, Havsa ve Lalapaşa ilçeleri) bulunmaktadır. Toprakları, kuzeyden Bulgaristan sınırını oluşturan Rezve Deresi Vadisi, doğudan Karadeniz, güneyde Ergene Irmağı ana vadisi ve batıdan ise Ergene Irmağı’na karışan Teke Deresi‘nin su bölüm çizgisi olan sırtlarla kuşatılmıştır. Yüzölçümü 6650 km² olup, il merkezinin denizden yüksekliği 203 metredir.Başlıca akarsuları Ergene Nehri ve Rezve Deresi‘dir. Bitki örtüsü olarak ormanlık ve step özelliği göstermektedir.

Kırklareli’nden ayrıldım, yönümü 37 kilometre ilerideki Babaeski’ye çevirdim.Yol şahane,
eğim Babaeski yönünde ve rüzgar arkadan ittiriyor.Arkadaş ne güzel bir duygu yaşıyorum ben böyle,rüzgar destek verdikçe ben de bastım, bastım, bastım.Babaeski’ye planladığımdan
önce vardım.Şu ana kadar 67 kilometre yol aldım ve saatler daha 14:00’ü gösteriyor.
Çevre yolundan ziyade Babaeski’yi hiç görmediğimden ilçe merkezine giriş yapıp kısa
bir gezinti yaparak yoluma devam ettim.
Babaeski: Kırklareli’nin ilçesidir. Babaeski Marmara Bölgesi’nin Trakya kesiminde, Kırklareli’ye bağlı bir ilçedir. Kuzeyinde Merkez ilçe, doğusunda Lüleburgaz, güneybatısında Pehlivanköy, güneyinde Tekirdağ, batısında da Edirne bulunmaktadır. Küçük bir şehir yerleşmesidir. Tarım ve sanayi başlıca geçim kaynağıdır.


Babaeski çıkışında çok kısa süreliğine Edirne-İstanbul yolunda yol aldıktan sonra Hayrabolu yoluna saptım.Saptıktan birkaç kilometre sonra da Alpullu kasabasına vardım.
Alpullu: Türkiye‘nin Kırklareli ilinin Babaeski ilçesine bağlı bir kasabadır. Kasabada İstanbul – Pythion demiryolu üzerinde yer alan TCDD‘ye ait Alpullu Tren İstasyonu bulunmaktadır.Kasaba, temeli 25 Aralık 1925 tarihinde atılmış, 26 Kasım 1926 tarihinde işletmeye açılarak Türkiye’de ilk şeker üretimi yapmış olan Alpullu Şeker Fabrikası ile birlikte gelişmiştir. 1964 yılında belediye statüsüne geçmiştir. Alpullu Şeker Fabrikası‘na bağlı lojmanların bulunduğu tesis içinde Mustafa Kemal Atatürk‘ün kaldığı Atatürk Köşkü ve Müzesi bulunmaktadır.
Alpullu sonrası Trakya’nın önemli akarsularının biri üzerinden,Ergene Nehri üzerinden geçtim.
Ergene Nehri: Türkiye‘de Marmara Bölgesi‘nin Karadeniz kıyılarındaki Yıldız Dağları‘ndan doğar. Çok çatallı bir hâlde bulunur. Birçok kolu vardır. En sonunda Meriç Nehri ile birleşerek Ege Denizi‘ne dökülür. Ayrıca Marmara Bölgesi’nde Ergene Bölümü’ne ismini vermiştir. Kaynağından Saray ilçesine kadar 1. derece yüksek kaliteli su olarak gelmekte ve içinde çeşitli balıklar, canlılar (Sazan, kefal, yılan balığı, alabalık vs) yaşamaktadır. Saray ilçesinde arıtılmış evsel atıkların karıştığı nehirde su kalitesi 2. Derece olup canlı yaşamı Ulaş bölgesine kadar mevcuttur.
Trakya’nın düzlüklerinde yol almaya devam ediyorum.Bugün ilk defa olarak rüzgar
benden yana ve hava da çok güzel,öyle tınkır mıngır yol alırken Eskibağ mevkiinde bir süredir topraklarında yol aldığım Kırklareli il sınırlarını terk edip yeni topraklara adım attım, Tekirdağ il sınırlarına.Bana hayırlı olsun.
Sabah yola çıkarken az biraz harita çalışması yapmış,ne kadar yol alabilirim hesaplamam
da kendimi fazla sıkmaz,ağırdan alırsam Lahana bölgesinde gecelerim düşüncesi vardı.
Ancak yola hasıl olup hele Babaeski yolunu son sürat alınca bu düşünce yerini Hayrabolu olarak değiştirdi.Hayrabolu şehir planına bakınca benim giriş yapacağım Babaeski yönünde Hayrabolu’nun bir sürü okulu, spor sahası, parkı ve öğretmenevi gözüküyor.Yani Hayrabolu’ya varır varmaz kalacak yerlerim hemen önümde.Bakalım hangisi bana uygun, varınca göreceğim.Bu arada Hayrabolu tabelasını Trakya’ya has kazımışlar’’Ayrabolu’’ olmuş.
Bu sefer iltimas geçeceğim,Trakya’nın ortası olan Hayrabolu’yu tanıtacak kalma işini
bir sonraki görsele bırakacağım.
Hayrabolu:Tekirdağ ilinin bir ilçesi.Hayrabolu, Trakya‘nın en eski yerleşim birimlerinden biridir. Eski adı Chariupolis’tir (Hanri-polis; Rüzgarlı şehir). Bugünkü adı ise ikinci fethinden sonra Hanripol; Hayrı-bol olarak değiştirilmiştir ve günümüze “Hayrabolu” olarak gelmiştir. Tekirdağ il merkezine uzaklığı 52 km’dir. 2008 TÜİK sayımına göre ilçe şehir merkezi nüfusu 19.096, belde ve köyler 18.326; ilçe, köy, belde ve şehir toplamı 37.422’dir.
Bolu,Gelibolu,İnebolu,Tirebolu,Safranbolu ve Hayrabolu.Gelibolu doğduğum yer diğerleri de gezdiğim yerler bu gezdiğim yerlere Hayrabolu’da eklendi.Hayrabolu’ya girmeden önce Babaeski yönünden girişte okullar,park, spor sahası ve öğretmenevi potansiyel kalacağım yerler listesindeydi,hepsinde de rahatlıkla kalabilirim.İlk dümen kırdığım boşlukta önüme öğretmenevi çıktı,spontone olarak olarak gelişen bu olayda yetkiliye ‘’yer var mı?’’ diye sordum,’’var’’ cevabı alınca kalmak artık farz oldu.Pek ağım şahım değil ama fena da sayılmaz.Kayıt ve ödeme sonrası eşyaları yukarı taşıdım.Bugün atıştırmalıklar hariç bir şey yemediğimden karnımın iyice acıktığı sinyali çalmaya başladı.Hava kararmadan Hayrabolu merkeze aktım.3-5 tane gördüğüm yeri kapalı görünce tam karamsarlığa kapılacağım anda bir pideci denk geldi.Oturdum 1.5 kuşbaşılı kaşarlı siparişi verdim,bu beni adam akıllı kuvvetlendirir.Yemek sonrası ertesi gün alışverişi ve öğretmenevine dönüş.Temizlik,çamaşır,elektronik aletleri şarj derken yorgun beden artık uyu Şafak deyince battaniyenin altına giriverdim.Bugün Dereköy-Kırklareli-Babaeski-Hayrabolu hattında 99 kilometre yol aldım.Yarın ki rotam Malkara üzeri Çanakkale il sınırlarına girip Yülüce’ye varmak. İzlemede kalın bakalım dediklerimi yapabiliyormuyum?.
7 nci Gün 21 Nisan 2025 Dereköy-Kırklareli-Babaeski-Hayrabolu:99 KM
Discussion about this post